
Dört arkadaş bir parkta çay içip, sohbet edelim, dedik!..
Arkadaşlar, yol kenarında araba eksozu ve gürültüsü olan, aynı zaman da, bitişikte kalabalık bir masanın yanını tercih edip oturmaya çalıştılar.
Ben de “Gelin, şu arkada, araba eksozu ve gürültüsü olmayan, etrafı güllerle çevrili tenha masada oturursak, daha rahat ederiz” dedim!..
Arkadaşların hepsi birden, “Gel ya, o kadar da müşkülpesent olma, otur işte, ne varmış burada” diye, biraz da umursamaz bir tavırda ısrarla oturmayı tercih ettiler.
Çok doğru ve mantıklı, gerekçeleri açıklamama rağmen, beni yanlışa düşürmeye çalışan arkadaşlara uyacak değildim, elbet!..
Çünkü onlar, “DOĞRU OLAN” kendilerine açıklanmış olmasına rağmen, DOĞRU OLANI SÖYELEYENE, SAYGI GÖSTERMEDİLER!..
Ve de, kendi YANLIŞLARINA UYMAM için ALAYCI BİR TAVIRLA, BENİ UYMSUZLUKLA SUÇLAYIP, uyarımı saygısızca hiçe saydılar!..
Onlar yaptıklarının farkında bile değillerdi, ne yazık ki!..
Aile ve yakın çevre eğitim yanlışları bunlar, ama yine de insanın KENDİ KENDİSİNİ EĞİTMESİ GEREKEN O KADAR ÇOK KONU VAR Kİ, AMA NEREDE?.. NEREDE, ZARARLI OLANDAN UZAKLAŞIP, FAYDALI OLANI SEÇECEK, O BEYİN, AKIL, MANTIK EMEĞİ?..
Onların bu, umursamazlıktan öte, DOĞRUYA ve de DOĞRUYU SÖYLEYENE OLMASI GEREKEN SAYGI YERİNE, saygısızlıklarına uymamaya kararlıydım!..
Onlara bir ders vermem gerekir diye düşünerek: “Bakın, gözüm görürken, kulağım işitirken, burnum koku alırken, kendime burada işkence edecek değilim. Ben şu ilerde ki, kuytu masaya gidiyorum” dedim ve gidip, uzağa oturdum.
Uzaktan uzağa benimle dalga geçtiler…
Aslında aklıma ilk gelen, “Ben, ne bakar kör, ne işitir, sağır, ne de burnu var ama kokuyu, zehri duymaz, değilim, burada oturamam” diyecektim, ama biraz ağır olur diye öyle söyleyemedim.
Neymiş?..
“Arkadaş” mış…
Neymiş?..
“Çoğunluk” muş..
Neymiş?..
“Sen herkesten daha mı iyi bilirsin” miş..
Neymiş?..
“Ayıp olur”muş…
Neymiş?..
“Alaya alırlar” mış!..
Ama iyi ve kötü besbelli iken, aklın, mantığın, duyuların dosdoğru dediğine saygı duymayacaklar, kendi yanlışlarına düşürecekler, o zaman mutebersin, ÖYLE Mİ?.. Yanlışlarına uymayınca, “Sen ne uyumsuzsun muş” öyle mi?..
DOĞRU, NEGATİFLERİN DUYARSIZLIKLARINA VE KENDİ HATALARINA DÜŞÜRMELERİNE KARŞI UYUMUSUZUM!..
Sigara, alkol, kumar, vs.. gibi kötü alışkanlıklara hep böyle arkadaş çoğunluğu alıştırmıyor mu, BEYİN GARİBANI, TAVİZCİ KURBANLARINI?..
Kuran’ı Kerim. Sure 41/Ayet 34-35:
*İyilik ile kötülük bir olmaz. Kötülüğe ondan daha güzelini tutarak karşı gel! Böyle yaparsan, aranızda düşmanlık bulunan kimse, candan bir dost gibi olur. *İyilikle, kötülüğü önleme hasletine ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak, büyük mükâfatı olan kavuşturulur.