DOLAR 32,5038 0.08%
EURO 34,7826 -0.12%
ALTIN 2.496,260,50
BIST 9.693,461,77%
BITCOIN 20840242,47%
Edirne

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

13:08

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

9126 okunma

LAİKLİK

ABONE OL
13 Aralık 2023 13:30
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Korku insani ve içgüdüsel bir durumdur. Ancak bu korkudan çok öğrenilen korku tehlikelidir ve toplumsal zararlara sebep olur. Öğrenilen korku; aileden, toplumdan ve eğitim süreçlerinde öğrenilir.

Öğrenilen korkunun en önemli ilacı laikliktir. Çünkü öğrenilen korku bilinmeyenden, dini inançlarımızdan beslenir. Laiklik dini inançların teminatıdır. Toplum; kışkırtılmadığında farklı inançları benimser ve bir arada yaşayabilir. Laiklik olduğunda herkes inancını özgürce yaşayabilir. Laiklik olmadığında ise egemen görüşün inancı dayatılır ki bu toplumu ayrıştırarak tehlikeli çıkmazlara sürükler.

Laiklik dini inançlarımız gibi toplumsal sınıfların da güvencesidir. Laiklik işçi sınıfının da önünü açan temel kazanımıdır ve o nedenle emekçi sınıf laikliği kazanmalıdır. Bu gün bunu emekçi sınıflar yeterince değerlendiremiyor olabilir; ama sermaye sınıfı ve onun siyasi iktidarları başından beri farkındadır.

Eğitimde dini eğitimin sürekli artması, ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) türü projeler, MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) türü uygulamalar sermayeye mürit ve sermaye (kul ve pul) sağlıyor. ÇEDES ile “uyumlu” öğrenciler yetiştirilir. Meslek okullarında okuyan uyumlu öğrencilerin haftanın dört günü bir iş yerinde çalışması ve ücretinin devlet tarafından sağlanması da küçük esnafa sermaye katkısı sağlar.

Demokrasinin temel göstergesi laikliktir. Laiklik mücadelesi, kişisel özgürleşmenin bir parçası değil; sınıfsal özgürleşmenin de olmazsa olmazıdır.

Bu gün yoksul isek, işsiz isek laikliği anlayamadığımızdandır. Bu gün şarap yapmak için sıkılan üzüm gibi; sermaye sınıfı daha çok kazansın diye özgürleştirici eğitim yerine medrese eğitimi içinde mürit yetişmesini sağlıyorsa düzenin laik olmadığındandır. Laikliğe layık olmadığımızdan, laiklik ilkesini anlamadığımızdandır.

Bu gün ülkeyi dinci vakıflar sardıysa bu; laiklik ilkesini “altı oktan biri” sayan cehape zihniyetinin(!) laikliği mücadele ile kazanmayı henüz düşünmediğindendir. Bu zihniyetin sadece CHP’nin altı okundan biri olmadığını bilmesi gereken sermaye sınıfının da kul-pul ilişkisinin bir süre sonra kendisini teslim alacağının farkında olmamasındandır.

Laiklik insanlığın ilerlemesinin gereği ve sonucudur. Batı’da ilerleme; kilisenin mülk sahiplerini ve işçi sınıfını egemenliğine alma girişimine karşı kazanıldı. Burjuvazi ve işçi sınıfı, kilise egemenliği ile çatışarak, onu etkisizleştirerek kendi varlıklarını oluşturdu.

Bizde sermaye sınıfı (burjuvazi) Batı’dakinden farklı bir yol izledi. Bizdeki burjuvazi devlet sayesinde, devletin serasında palazlandı. Bizde büyük sermayenin kökenini araştırırsak; üretme ve kendini geliştirme yeteneği ile değil, dönemsel olarak sürgün edilen azınlıkların mallarını gasp ederek ve devleti kullanarak sahaya çıkığı görülür.

Modernliğe ulaşmış, laikliği kazanmış toplumlarda din kişinin özgür alanı, bireysel alanı iken bizde din devletin yönetme erkine yerleşmiştir. Bu gün tek kişinin yönettiği rejimde Diyanet İşleri Başkanlığı o tek kişiye bağlı bir gücü temsil eder. Ki işçi sınıfına dair politikalarda da, sermaye sınıfına dair politikalarda da en etkin ve yönlendirici kurum diyanettir.

 Anayasaya “Türkiye laiktir” yazmakla laik olunmuyor, bunu öğrenmiş olmalıyız. Ayrıca; “Türkiye laiktir laik kalacak” diye atılan sloganın da değeri yok. Çünkü ülkemiz seküler toplum anlamına gelen laik sistemde hiç olmadı ki laik kalsın. Slogan gerekiyor ise; “Türkiye laik değil ama mutlaka laik olacak” olabilir.

Bu gün laikliği kazanmak ve tarihsel yerine oturtmak için; gerçekten demokrasiden yana olanlar, laikliği olmazsa olmaz bir gereklilik ve zorunluluk olarak görmelidir. Çocuklarımızın, işçi sınıfının, aydınlık yarınların güvencesi laikliği kazanmaktır. Korkularımızdan arınmanın, özgür bir toplum oluşturmanın olmazsa olmazı laikliği kazanmaktır.

Bu günlerde toplumun yüzde ellisini oluşturan asgari ücretle geçinen emekçi sınıfların geleceğinin tartışmasına ve saflaşmasına bu gözle bakmak gerekir. Önümüzdeki seçimde hangi adaya oy vereceğimizi düşünürken buna göre bakmak gerekiyor.

İlimizdeki her partiden aday adaylarına bakarken duruş ve uygulamalarına, geçmişlerine bu açıdan bakmak gerekiyor. Biz yurttaşların talepleri ile de şekillenecek olan bu durum hepimizi ilgilendirmektedir. Laiklik talebi sloganları aşan bir mücadele alanıdır.

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    SON DAKİKA HABERLERİ