
Aylar önce bu köşede yazdığım yazıda Suriye’de bir düşman karşısında kısmen birleşebildiler ancak bir amaç uğruna birleşebilecekler mi diye sormuştum.
Henüz olaylar çok sıcaktı ve kim olduğu bilinmeyen tivitır hesapları Kasiyun dağında içilen acı kahvelerden, Eş Şara’ya yaptırılan şoförlükten bahsediyordu. Gözden kaçan bir şey vardı oysa ki; millet olma bilinci!
İşte bu durum Suriye için geçerli değil. Milleti olmayan devlet de olmaz. Olamaz. Bunu çok da tartışmanın bir anlamı yok. Yukarıda sorduğum soruyu tam olarak bu sebeple ve gelişmelerin pek de hoş olmayacağını tahmin ederek sormuştum.
Şu anda Arap Aşiretleri ile Dürziler arasında çatışmalar yoğunlaştığı gibi terör örgütünün uzantısı PYD için de bölgede rahatsızlık devam ediyor. Bu rahatsızlık yanlış anlaşılmasın son dönem Türk siyasetinde yaşanan son gelişmeler ile ilgili değil. ABD özel temsilcisinin PYD açıklamasını da Şara hükümetini uluslararası politika yapısına entegre etme girişimi ve amacı çerçevesinde okumak daha sağlıklı olacaktır.
Bu şartlar altında Suriye’de sular daha da durulmayacak. Çatışmalar, tartışmalar anlaşmazlıklar sürecek gidecek. Zira bizim anladığımız anlamda bir millet olgusundan orada bahsetmek mümkün değil. Ve şunu unutmamak lazım millet olmayanlar devlet sahibi olamaz.
Gelecek dönemde bu çatışmaların durağanlaştığına şahit olacağız ancak başka çatışma alanları ortaya çıkacak. Bu durum da uzun bir süre böyle gidecek. Bunun da unutmayınız lütfen ne Kasiyun dağında içilen acı kahvelerle ne de Şara’ya yaptırılan şoförlükle bir ilgisi yoktur.
Yönlendirici olabilmek için öncelikle Suriye’nin kuzeyinde tesis etmeye çalıştığımız güvenlik hattının bütünlük sağlaması lazım. Bundan da önemlisi güçlü bir ekonomik kapasiteye erişmemiz lazım. İşte o zaman sabun köpüğü sembolik davranışları ismi bile belli olmayan tivitır hesaplarının övmesine de ihtiyacımız olmayacak. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları.