DOLAR 32,8620 0.08%
EURO 35,2176 -0.16%
ALTIN 2.446,330,06
BIST 10.471,320,76%
BITCOIN 2158882-0,83%
Edirne
29°

AÇIK

13:10

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

115 okunma

KONUKLARINIZIN SESİ 347

ABONE OL
17 Mayıs 2024 09:55
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son yazımızda politik yapımızı özetlemeye çalıştık. Yakın erimde bir umut göremiyoruz. Bir Mayıs’ı izledik, değişen bir şey göremedik. Sanırız bugünkü düzeni kuranlar da, koruyanlar da mutlu. Bugünkü düzene toplumsal veya örgütsel bir başkaldırı göremiyoruz. Bu nedenle hem kendimiz hem az sayıdaki okurumuz için genel ekonomik ve politik somut eleştirileri, hapislere girmeyi de göze alarak genç gazetecilerimiz, yazarlarımız yapıyor.
Ulusumuz ne denli karıştırılmaya çalışılırsa çalışılsın, hatta ne denli karıştırılırsa karıştırılsın büyük bir toplum. Üstelik ülkemiz tüm dünya için önemli bir konumda. Ayrıca bir süre için tüm üçüncü dünya ülkelerine örnek oluşturmuşuz. Bunun sonucu yönetimimiz, çevremizdeki ülkeleri de, dünya liderliğini amaçlayan ülkeleri de ilgilendiriyor.
Bu ön belirlemeden sonra ve ülkemiz yönetimini de göz önünde tutarak genel çözümlemelere girişelim.
Bizim ülkemizde de ekonomik yapı, yani üretim, üretim ilişkileri ve paylaşım temel. Bu yapıyla ilgili kararlar bugünkü yönetimin üzerinde belirleniyor. Örneğin bizdeki yüksek işsizlik oranı da, milyonlarca emekçimizin başka ülkelere hizmet etmesi de, tarımda gerilememiz ve tarım ürünlerini ithal etmemiz de, büyük çoğunluk için hayat standardının düşüyor olması da, dış ticaret açığı da, paramızın değerinin sürekli düşmesi de, yönetimdeki dengesizlikler de önceden uluslararası genel planlamaların sonucu.
Önceye dönelim. Osmanlı yönetimi Batı’yı örnek almış. Onun ekonomik sistemini uygulamaya çalışmış. Ama bu arada Batı’nın ekonomik sistemi gelişmiş, uluslararası düzeye çıkmış. Bu değişiklik Osmanlı’da gelişmeyi Batı’ya bağımlı gerilemeye dönüştürmüş. Kurtuluş Savaşı ve sonuçta Lozan’la, belirli sınırlar içinde hem politik hem ekonomik bağımsızlık elde etmişiz. Ama kısa bir süre için.
Zaten Lozan’da Batı’nın temsilcisi Lord Curson demiş ki, “Bir gün gelecek 50 ya da 80 yıl sonra bizden para isteyeceksiniz. Biz de parayı verecek ve Lozan’da bizden aldıklarınızı sizden tek tek geri alacağız.”
Elli yıl sürmemiş. 20 yıl sonra İkili Anlaşmalar’la Batı’ya bağımlılıkta ilk adımı atmışız. Sonrasını hepimiz biliyoruz: Özeti, Bugün yine Londra borsalarında para arıyoruz.
Başta “Genel ekonomik ve politik Kavramlar’ı çözümlemeye çalışalım” dedik ama sözümüze sadık kalamadık. Ülkemize bağlı kaldık. Sonraki yazılarımızda sözümüzü yerine getirelim.
Sağlıcakla,
Not: Haydar Tunçkanat 1945~1963 arasında Batı’yla yapılan İkili Anlaşmalar’ı Türkçe’ye çevirmiş ve irdelemiş: ‘İkili Antlaşmalar’ın İçyüzü-Haydar Tunçkanat’

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    SON DAKİKA HABERLERİ