
Saros Körfezi etrafında sanayi ve büyük yerleşim yerlerinin bulunmaması sayesinde Türkiye’nin en temiz ve bozulmamış denizlerinden biridir. “Kendi kendini temizleme” özelliği, zengin su altı ekosistemi ve dalış turizmi ile öne çıkan bölge, 2010 yılından bu yana ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGESİ statüsündedir.
Korunuyor mu?
Hayır.
Geçtiğimiz günlerde Enez gönüllüsü Ulaş Demiray Hudut Gazetesi’nde “Enez’de kanalizasyon sorunu nasıl çözülür” yazısında durumun ne kadar kötüye gittiğini ortaya serdi.
Yine Hudut Gazetesi’nde 11 Haziran tarihli bir haber de “Mavi Bayrak yerine foseptik!” haberi okuyanları hayrete düşürdü.
Biz buna Sultaniçe/Gülçavuş köyleri sahillerini de katalım ve bunun üzerine konuşalım.
Vatandaş/Devlet ortaklığı ile alt yapı ve kullanım suyu projesi gerçekleştirildi.
Bölgede yaşayan vatandaştan katkı payları toplanarak projeye başlandı ve bitirildi.
Kullanma suyuyla ilgili bir çok sorun ortaya çıkmasına karşın yapılan çalışmalarla sorunun büyük bir bölümü ortadan kaldırıldı. Artık bölgede yaşayanlar temiz ve kullanılabilir suya erişimleri sağlandı.
Gelelim arıtma konusuna.
Proje başlangıç aşamasında Enez’de bölge halkının ve Edirne Vali Yardımcısı Sayın Eyyüp Batuhan Ciğerci’nin katıldığı bir toplantıda ortak sorunlar, projenin vereceği hizmetler konuşuldu.
Maliyetler üzerinde tartışmalar yaşandı. Beni en çok ilgilendiren konu üç köye hizmet veren arıtma sisteminin kapasitesi ve yeterliliği ile ilgili sorulardı.
Masadaki yetkililere ortak bir soru sordum;
“Arıtma sistemi yeterli olacak mı? Kaç kişiye hizmet verebilecek?”
Sorumu Sayın Vali Yardımcısı Eyyüp Batuhan Ciğerci yanıtladı; “10 bin haneye hizmet verebilir”
Sistem işletmeye açıldıktan sonra ne hikmetse Valilik, Kaymakamlık, Özel İdare sorumluluktan adeta kaçarcasına her kesimden itirazlar gelmesine karşın sistemin işletilme sorumluluğunu ve yetkisini Sultaniçe/Gülçavuş köy muhtarlarına verdi. Muhtarlarımız iyi niyetle işe giriştiler ama sonuç sistemin çökmesi oldu, dereye arıtmadan temiz su yerine foseptik akmaya başladı.
Ve sonuç;
Aylardır iki köyün ortasından akan dereden arıtmadan temiz su geleceğine kanalizasyon suyunun geldiği, ortalıkta kokular oluştuğu, denize çok koyu suların aktığı çevrede yaşayanlar tarafından video görüntüleriyle belgelendi.
Sultaniçe/Gülçavuş sahillerinin deniz suyu tahlillerinin “çok iyi”den, “iyi” durumuna düştüğü belirtiliyor. Bu da suyun koli basiline, mikroplara, hastalıklara davetiye çıkardığını gösteriyor.
Sayın Valimize açık sorular;
– Arıtma sistemi neden devlet eliyle, kurumlarıyla sağlıklı bir şekilde işletilemiyor? Özel firmaya verilmesi kar/zarar ekseniyle yeni ekonomik sorunlara neden olacağı açıktır. Yeterli donanımı, makineleri, uzman çalışanların olduğu Özel İdare buranın yönetimini devir alamaz mı?
-Çanakkale’de 14, Tekirdağ’da 10, Kırklareli’nde 1 Mavi Bayrak’lı sahili olan komşu illerimiz varken Saros gibi kendi kendini yenileyebilen dünya harikası sahillerimize biz neden Mavi Bayrak çekemiyoruz diye sormak bile garip geliyor, sahillerine foseptik akan bir bölgeye nasıl mavi bayrak için başvurabiliriz ki?
-Sayın Valimiz Yunus Sezer ve Edirne AKP Milletvekili Fatma Aksal’ın katıldığı İbrice’de “İbrice Limanı Dalış Okulları Merkezi ve Yapay Resif Projesi”’nin açılışını yapmışlar. Hayırlı olsun, turizm için güzel bir çalışma. (Ama) Aynı bölgenin bir parçası olan Sultaniçe/Gülçavuş deresi Saros’a foseptik boşaltırken turizm nasıl gelişecek? Mavi Bayrak talebi nasıl oluşturulacak? Sahillerine foseptik akan Saros için Mavi Bayrak başvurusu nasıl yapılacak?
-ÖZEL ÇEVRE KORUMA STATÜSÜ mevzuatını uygulamak bütün soruları çözmeye yetecektir, yasalar neden işletilmiyor?
-Sultaniçe Limanı araç trafiğine kapatıldı. Köprü ve yolun etrafında devasa taşlar büyük sorun oluşturmaya devam ediyor. Sahilde yaşayanların beklentisi o köprünün ve yolun kaldırılması, sahilin kendi kendini onararak denize ulaşımı sağlaması. Köprü ve yol ne zaman oradan kaldırılacak?
-Geçtiğimiz yıl bölgemizde binlerce dönüm orman yandı. Saros bölgesinde toplanan imzalar, verilen dilekçeler de ormanlarımıza sahip çıkmak, yanan yerlerin çam ormanları değil meşe ormanları olarak değerlendirilmesi istenmişti. Yanıt bile yok bu konuda, Saros’ta yaşayanlar açıklama bekliyor, endişeliler ormanları için.
Bölge halkı devletinin vermiş olduğu sözlerin tutulmasını; ormanlarının yaşamasını, temiz bir sahilde denize girebilmenin beklentisi içinde.