
Aslında, en zor ve sınırlı iletişim yolu kelimelerle konuşmaktır. En kolayı ve sınırsız olanı ise, kelimelere ihtiyaç duymadan, ruhtan ifadedir. Ruhtan ifade, bazen bir gülüş olur, bazen bir gözyaşı, bazen, bir bakış…gibi!..
Hadi sığdır da kelimelere açıkla olanı, katılaşır, kifayetsiz kalır, derinliğini yitirir!..
Kelimelerle anlatsan, bir saniyesi, roman olur!..
Kelimelerle anlaşmak ta muhteşem, ancak, ruhsal iletişim dilini de kullanmazsak, hem insanlarla, hem doğa tabiat varlıkları ile konuşmaktan, onların bize anlattığı harika güzelliklerden mahrum kalırız!..
Yani asıl iletişimden beslenemeyiz!..
Unutmayalım, pozitif insanların, doğa ve tabiat varlıklarının bizlere, bizim de onlara katıp, birlikte, “RUHSAL” güzelliklerle zenginleşmek için varız bu dünyada!..
O zaman, dinleyip, konuşalım, ağaçla, kuşla, çiçekle, kedi, köpekle vs.. Onlar anlar sizin gönlünüzden geçenleri, gözlerinizde ki ışıltıyı, yüreğinizin sevgiyle, saygıyla atışını duyarlar. Sadece varlıklarının güzelliğini hissederek bakın, konuşun yeter!..
Tabi, sulamak, doyurmak, bakmak, korumak, insanlık vazifesi, bizde!..
Çünkü onlar bize emanet!..
“Sen, hayvanla, ağaçla, çiçekle nasıl konuşuyorsun, sana ne diyorlar?..” denilirse:
Doğa ve tabiat, bana diyor ki: Şu gerçeği başa koymadan, anlaşılamaz!..
“YARATAN’DAN ÖTÜRÜ” seni, öylesine çok seviyoruz ki, bizim varlığımız sana armağandır. Varlık sebebimiz, güzelliğimiz, rengimiz, meyvelerimiz, gölgemiz, senin sağlığın, mutluluğun, huzurun için!.. (Hepimiz için böyle.)
Ben de onlara diyorum ki.
“Ben de sizi, beni sevdiğiz gibi çok seviyorum; “ ŞÜKÜR, ŞÜKÜR, RABBİMİZE, BEN DE SİZİN MUTLULUĞUNUZ, HUZURUNUZ, İÇİN VARIM!.. BİRİZ, CANLARIM BENİM!.”
KELİMELERE ANCAK BU KADARI SIĞABİLİYOR, RUHTAN HİSSEDEN ANLAR!..
Kuran’ı Kerim. Sure 53/31:
Hep Allah’ındır göktekiler, yerdekiler…
Akıbet, kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandıracak, güzellik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandıracaktır.