DOLAR 47,2282 0.07%
EURO 53,9177 0.13%
ALTIN 6.276,691,46
BIST 13.974,14-0,69%
BITCOIN 31258461,08%
Edirne
26°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

35 okunma

Musibet ve nasihat… (1)

ABONE OL
21 Temmuz 2026 17:41
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: nurhan-isikseren.jpg

CHP’de yaşananlar, yıllardır ciddiye alınmayan, ihmal edilen yapısal sorunların büyüyerek yarattığı tsunami dalgalarıdır.

Peki, nedir temel sorun?

Cumhuriyet Halk Partisi’nin demokratik/saydam/dürüst yönetilmemesidir. Oligarşik yani bir zümrenin yönetimi; genel merkezi ele geçirme, elde tutma odaklı parti içi iktidar mücadeleleridir.

Geçmişte hizipler arası çekişmelerde her şeye rağmen bir geçirgenlik vardı. Hizip başları genel merkez yönetiminde koalisyona açıktı.

Parti içi iktidar mücadelesi keskinleşip çıkmaza girildiğinde “Abi formülü” devreye girerdi. Hikmet Çetin arabuluculuk görevine çağrılır, baltalar toprağa gömülürdü ilk fırsatta tekrar çıkarılmak üzere…

CHP’nin 1980 darbe sürecinde kapatılmasının ardından devreye giren Halkçı Parti/SODEP birleşmesinden doğan SHP’nin uzun yıllar genel başkanı Erdal İnönü de çok rahatsızdı bu hizip başlarından ve siyaseti bırakmasında etken olduğu söylenir.

Hizip başları ile yemekli bir uzlaşma arayışı toplantısında Erdal İnönü, garsonun “ne yiyeceksiniz” sorusuna “birbirimizi yiyeceğiz” cevabı durumun özetini veren bir hikâyeciktir.

CHP’deki hizipçiliğin olumluymuş gibi sunulmasına da sıkça tanık olmuşsunuzdur.

Sosyal demokrat partilerde fikir kanatlarının varlığına dayalı böylesi iddiaların gerçekle bağı yok denecek kadar azdır. Esas olan genel merkezi ele geçirmek ve elde tutmaktır.

CHP’de önde giden hizip başı rahmetli Deniz Baykal’dı.

Murat Karayalçın, Ertuğrul Günay, Fikri Sağlar, Ercan Karakaş, rahmetli Hasan Fehmi Güneş diğer hatırı sayılır hizip başlarıydı.

CHP’nin Deniz Baykal yönetiminde 1999 yılında 8,7 oy oranıyla baraj altında kalmasının sebepleri muhtelif olmakla birlikte hizipçiliğin partiye verdiği zarar da göz ardı edilmemeli.

Nitekim CHP’deki 1999 hezimetinin baş sorumlusu Deniz Baykal’ın suların durulmasını beklemek üzere evine çekilerek merkez yönetimi Altan Öymen ve Tarhan Erdem’e emanet ettikten kısa bir süre sonra mührü Altan Öymen’den geri alarak tekrar partinin başına geçtiğinde ilk söylediği şu sözler kök sorunun açık ifadesidir: “Kavgalı eve kız verilmez…”

Sonrasında diğer hizip başları çil yavrusu gibi dağılmışlardır

Murat Karayalçın ikinci SHP’yi kurmuş, gençlik kolları yıllarında parlak çocuk muamelesi gören Ertuğrul Günay, şürekâsıyla birlikte AKP’ye geçmiştir.

CHP’nin temsil ettiği değerlere yaslanan, kendisine sol kanat etiketini de layık gören Günay hizbi, AKP çatısı altında ülkeye demokrasi getirme mücadelesine soyunduğunu söyleyecek kadar ileri gitmekte sakınca görmemiştir.

Katıldığı televizyon programlarında sunucunun konuyu fazla deşmemesi için “kırılırım” diyerek duygusallaşan Günay’a çok tanık olduk. Böylesi ‘kırıtmalar’ sayesinde AKP’deki siyasi kariyerinde hızla yükselmiş ve bakanlık koltuğuna arkasını yaslama şerefine de nail olmuştur.

Ne hazindir ki Günay’ın ülkeye demokrasi getirme mücadelesi uzun sürmemiş, AKP’de kullanılıp atılan eşkaller sokağında kendini bulmuştur.

İki dönem AKP’den milletvekili yapılan Günay’ın yol arkadaşlarından CHP Edirne örgütünün pek solcu Erdal Kalkan abisini anmadan geçmeyelim.

Geçmeyelim çünkü CHP’deki yapısal sorunların anlaşılmasında bu figürlerin tutum ve davranışları billur bir zemin sunmaktadır. Yararlanmak lazım!

Evet, geçmişten çıkaracağımız ana sonuç şudur: yıllardır görmezden gelinen, ihmal edilen  genel merkezi ele geçirme odaklı yapısal sorun, oligarşik parti yönetim tarzı -günümüz koşullarının da etkisiyle-  bugün CHP’nin ‘karpuz gibi’ ikiye bölünmesine zemin oluşturmuştur.

Yapısal sorunları elbette etraflı ele alacağız.  Bu köşenin külliyatı buna müsait.

Güncel olana girelim önce…

Kemal efendinin tekrar CHP’nin başına getirilmesinin yarattığı infial ortada.

Toplumsal muhalefetin dinamosu konumuna gelmiş CHP’yi örseleme projesinin taşıyıcısı konumundaki Kemal Bey ve saz arkadaşlarına itibar edenlerin, koltuğunu kaybetmiş eski genel merkez muktedirleri ve yerel örgütlerdeki yanaşmaları olduğu apaçık.

‘Proje Kemal’in söyledikleriyle CHP üyesinin aklıyla alay eden yönetim tarzından açıkça hakaret eden aşamaya geldiği görülüyor.

Bu da kahir ekseriyet Cumhuriyet Halk Partilileri, bu iktidardan kurtulmak isteyen vatandaşları -sosyal medya paylaşımlarından gördüğümüz kadarıyla- Özgür Özel genel başkanlığındaki CHP’nin önünün kesilmesinde taşıyıcı aktör, inandırıcılığını çoktan yitirmiş ‘proje Kemal’i nefret objesine dönüştürmüş durumda.

Öyle böyle değil, yıllarca ‘dürüst siyasetçi’ muamelesi gören ama artık kitleleri aldatmakta mahir bir siyasi kukla muamelesine maruz kalan Kemal Bey’e sosyal medyadaki ‘iltifatlar’ dudak uçuklatan cinsten. Kantarın topuzu kaçmış vaziyette: sert eleştirilerden, alay ve ironiden,  galiz sözlerden geçilmiyor.

CHP’nin başına getirilmesiyle kendine misyon biçtiği ‘arınma mavrası’ yok mu vallahi KK’nın baş yapıtı sayılmalı. Sülün Osman bile bu kadarını akıl edemezdi.               

Bu yazı dizisi geçmişe dönük bir perspektif de sunacak. Retrospektif niteliği sorunların kaynağının doğru kavranmasında yardım edecektir kanaatimizce.

Şu görevli KK’nın temel dayanağı ‘arınma mavrası’ hakkında geçmişe bir bakalım,                         13 sene önce, Nisan 2013’te yazılmış “CHP nereye-1” başlıklı yazımızdan yararlanalım…       

//… “ CHP’nin önergesiyle 4’üncü yargı paketinde “ihaleye fesat karıştırmanın” 5 yıldan 12 yıla kadar olan cezası 3 yıldan 7 yıla indirilecek. İhalede kamu zararı doğmadıysa ceza 1 yıldan 3yıla kadar olacak (Hürriyet, 29 Mart 2013).”

Haydi buyurun bakalım; AKP’yi en çok yolsuzluk konusunda eleştiren, siyasi etik değerlerin yasalaşması için kanun teklifi veren CHP, dördüncü yargı paketine böyle bir öneri sokuyor. CHP’nin sekiz tutuklu vekilin tahliyesini sağlayacak önergesi ile Terörle Mücadele Yasası’nın kaldırılmasına ilişkin önergeleri reddediliyor ama “ihaleye fesat karıştırmanın” cezasının düşürülmesini sağlayan önerge AKP ve CHP’li milletvekillerin oylarıyla hemen kabul ediliyor.

Dahası var. Önerge sahiplerinden CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan,  düzenlemeden AKP’den BDP’ye kadar tüm partilerin belediye başkanlarının yararlanacağını belirtmiş ama haberde AKP’li bir belediyenin dahi ismi geçmiyor. Düzenlemeden yararlanacaklar arasında MHP’den sadece Edremit Belediye Başkanı Tuncay Kılıç’ın ismi geçerken, CHP’li üç belediyeye değinilmiş.

Nasıl mı?  Şöyle: “Düzenlemeden koşulları uyması halinde soruşturma yürütülen CHP’nin İzmir Belediyesi, Edirne Belediyesi ve su dağıttığı için dava açılan İzmir Dikili Belediyesi’nde ihaleye fesat karıştırma suçlamasına muhatap olanların yararlanacağı öğrenildi (Akşam.com.tr).

Tamam, bir an için suç ve ceza dengesinde adaletin sağlanması gerektiğini düşünelim.  “İhaleye fesat karıştırmanın” cezasının yüksek olduğunu kabul edelim.

Ama bu konuda düzenleme yapılması için öne çıkmak neden CHP’ye düşer?

Hem de bir ‘son dakika’ hamlesiyle.

Ataşehir Belediyesi Yeni Hizmet Binası açılış töreninde konuşan Sayın Kılıçdaroğlu bakın nasıl bir tespitte bulunmuş: “Yolsuzluk görmek istiyorsanız gidin AKP’li belediyelere, hizmet görmek istiyorsanız gelin CHP’li belediyelere (kanalahaber.com, 30 Mart 2013) .”

Mademki AKP’li belediyelere ilişkin CHP’nin böyle bir saptaması var, önemli bir yolsuzluk olan “ihaleye fesat karıştırma” suçunda ceza indirimi için neden önerge verir?

Üstelik siyasi etik kanunu teklifini veren bir parti olarak.//

Yıllarca dürüst siyasetçi muamelesi gören  ‘Proje Kemal’in toplumu nasıl aldattığı anlaşılmış görünse de mevzu derin ve kapsamlı; çıkarılacak çok ders var.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya