
DÜNYANIN EN BEREKETLİ COĞRAFYASINDA, VATANININ, köyünün, taşının, suyunun, toprağının, hayvanının KIYMETİNE NANKÖRLÜK EDİLİRSE, gidilir elin ayak işlerinde heder olmaya!..
Niçin?..
Cebine para koyup, altına bir araba alıp, güya hayatını kurtardığını sanmaya!..
Elin oğlu, dünyaya üretir, satar, kazanır ama ne pahasına?..
Çalışanların sağlıksız işlerde, sağlığı gider; köyündeki bereket dolu gün, bulutlar, göğün rengini bile unutulur!..
Zaman çabucak geçer, GİTTİ ÖMÜR!…
Cebinde bol para, altında bir araba, geldin memleketine, “Rahat rahat geze, toza yaşayayım” diye!..
Ama cebindeki parayla, altında ki arabayla, evden doktora, doktordan eve!..
Bir de övünülür “İyiki param, arabam var ki doktora gidip ilaçlarımı alıyorum!..” diye!..
Hiç düşünülmez, “Sağlıklı olsaydım da çok param, lüks arabam, villam olmasa da olurdu” diye.
Beyin devrede olmayınca, eğitim sıfırın altında olunca, ülkesinin kıymetlerine nankör gelinirse, yaşam bir arabaya, cepte paraya yüklenirse, yazık oldu nesillere!..
Kuran'ı Kerim. Sure 21/Ayet 10: Andolsun, size içinde, sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. Hlâ akıllanmaz mısınız?