DOLAR 48,46520,03%
EURO 56,39180,10%
ALTIN 6.822,110,52
BIST %
BITCOIN 3819323-0,01%
Edirne
21°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

53 okunma

İhtiras ve akıl: Özlem Becan (1)

ABONE OL
8 Eylül 2026 18:11
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: nurhan-isikseren-1.jpg

Teknolojideki gelişmeler yaşamın her alanını etkiliyor.  Teknoloji zemininde filizlenip hızla büyüyen enstrümanlar neden-sonuç ilişkisini silikleştirerek algoritmaların hâkimiyetinde insanı ve toplumu yeniden biçimlendiriyor.    

Teknolojinin yarattığı dinamiklerden sosyal medyanın siyasal iletişimde araç teşkil etmesi bu duruma iyi bir örnektir mesela.

Bireysel ya da kolektif ses duyurmada, siyasal, kültürel taleplerin ifade edilmesinde sosyal medya,   etkin bir mecra…   

Günümüz koşullarında internet ve sosyal ağlar interaktif/örgün bir iletişim imkânı sunmakta;  siyasal katılım dinamiği ve süreçlerini etkilemektedir.

Gelişen teknolojiye koşut çeşitlenen iletişim araçları, geleneksel medyanın tek yönlü işlevini değiştirerek interaktif/ karşılıklı bir iletişim ve etkileşim alanı yaratmıştır.

Geleneksel medyada bilgi bireye ve topluma tek taraflı yansırken yeni iletişim araçları üzerinden bilginin işlenebilen, yayılan, aktifleştirilen bir metaya dönüştüğünü de görüyoruz.

Kabaca sosyoekonomik dinamiklere, düşünce ve çıkar çeşitliliğine dayalı bireyler arasındaki                  çatışma ve mücadeleyi tarif eden siyasal alanda, teknolojik gelişmelerin sonuçlarından sosyal medyanın birey/toplum üzerindeki etkisine bağlı yeni dinamikleri, metalaşan bilginin yarattığı türbülansı da gözden kaçırmamak lazım.

Toplumsal katmanların kendi çıkarlarına odaklı siyasal iktidarı ele geçirme mücadelesi yerine toplumun genel yararını gözeten siyaset anlayışı bu türbülanstan olumsuz etkilense de teknolojik imkânlar sayesinde birey siyasi gelişmelerden haberdar olmakta ve siyasete ilgisi artmaktadır.

Çağımız sermaye sisteminin tasarımlarından atomize toplum, yalnızlaşan/sinik/apolitik birey, sosyal medya sayesinde çeşitli kaynaklardan bilgiye ulaşma olanağı bulmaktadır.    

Bu da, sinik/apolitik bireyin bilgi paylaşımı, fotoğraf/yorum/değerlendirme üzerinden kendini ifade etmesine, kamusal/siyasal alanda aktifleşmesine imkân oluşturmaktadır.

Geçmişten farklı bir siyasal katılımdır bu.  Yani, seçimden seçime oy verilen bir toplumsal düzenin yerini, siyaset sahnesinde fikir ve eylemle sürekli sesini duyurabilen,  talep açan yurttaşların kamusal alanda aktifleştiği bir siyasal zemin almıştır.

Siyasi elitlerin/muktedirlerin hegemonyasındaki siyasal yapıda dinleyen konumdaki yurttaşlar sosyal medya sayesinde özgürleşmiştir bir bakıma.  Bireyin siyasal karar alma süreçlerinde eleştirel tutum ve davranışları, itirazları ana akım medyadaki filtrelenebilirken sosyal medyadaki platformlar üzerinden anında kitleselleşmekte ve bir nevi örgütlenme sağlamaktadır.

Haliyle yönetici elitlerin etrafındaki sistemsel koruma duvarları da alçalmıştır. Vatandaş yeri geldiğinde sosyal medya üzerinden “kral çıplak” diyerek itirazını dillendirebilmektedir.

Eleştirilerin dozunda kantarın topuzunun kaçma halleri sosyal medyanın yapısından kaynaklıdır ve önlenmesi dijitalleşen kapitalist düzende ancak platformların yasaklanması ile mümkündür ki zahiri de olsa “serbestiyet mahlaslı” sermaye sisteminin işine hiç gelmez.

Çünkü madalyonun öbür yüzünde sosyal medyanın sistemin efendilerince çok yönlü kullanımı vardır. Kitle psikolojisine dayalı birey ve toplumun yönlendirilmesi, biçimlendirilmesi mesela…

Platformların sunduğu iletişim zemini, sanal örgütlenme, aslında bireyin aktifleştirilerek pasifleştirilmesidir.

Silikon vadisinin hamisi, ilk finansman (anamal) sağlayıcısı ABD’nin o meşum CIA’sı değil midir yahu?          

Buna rağmen madalyonun öbür yüzünden bakmak, siyasal katılımın artmasında, siyasi kültürün, demokrasinin gelişmesinde dijitalleşmenin sunduğu fırsatları, sermaye sisteminin doğurduğu birbiriyle çelişik dinamikleri daha iyi bir dünya için değerlendirmek, insanoğluna yakışandır değil mi?    

 Evet, teknolojideki gelişmelere koşut yaygınlaşan sosyal medya kullanımı siyasal iletişim ve katılımı artırmıştır. Ancak, ülkemizde siyasetinin demokratikleşmesine henüz yeterince katkı sağladığı söylenemez. Siyasi partilerde merkeziyetçi, oligarşik yönetim tarzı hâkimiyetini sürdürmektedir.

Siyasi partilere katılımın genelde çıkara dayalı tarif edilmesi, “görünen köy kılavuz istemez” sözünü hatırlatmaktadır. Ülkemizde siyasetin ister koltuk ister akçeli işler için deyin genelde çıkar odaklı yapıldığı yadsınamaz bir gerçek değil mi, değerli okur?   

CHP’de Yeni Parti’ye geçişler nedeniyle boşalan parti yönetim koltuklarının kapı aralığında bekleyen ıskarta siyasi figürlerce iştiyakla ve iştahla doldurulması da bunun göstergesi değil mi?

Butlan Kemal ve şürekâsının CHP genel merkezine konuşlanır konuşlanmaz parti içi iktidarı pekiştirmek üzere başlattığı tasfiyeler,  merkez yönetime seçilmeden gelmenin ayıbını örtmek için Atatürk’e sığınarak ettikleri büyük laflar, kuşkusuz altını yıllardır çizdiğimiz yönetsel/örgütsel  sorunlardan kaynaklanmaktadır. Siyasetin toplumsal kalkınma ve gelişme için değil bireysel çıkarlar için yapıldığını gözümüze sokmaktadır.

CHP’yi yıllardır örseleyerek iktidarın değirmenine su taşımaktan öte bir işlevi, siyasi başarısı görülmemiş KK tasallutundan rahatsızlık duymayan Cumhuriyet Halk Partililerin siyasi mülahaza yeteneğini kaybettiğini söylemek yanlış bir çıkarım olur. Muhteris bir siyasi kimlikten söz etmek daha doğrudur. CHP’de bunlar çok boldur. Bir kısmının Yeni Parti’ye geçtiğini belirtelim tabii…

Kemal efendinin: toplumsal muhalefetin adresi, iktidara yürüyen, halkın umudu, tutunacak dal görülen CHP’nin bölünmesine yol açan siyaset mühendisliğinin taşeronu yapılmasını içine sindiren ve bunu normal karşılayan CHP’lilerin siyasal aklından şüphe etmek de yanlıştır.  Aklın önüne geçen ihtirastan bahsetmek, daha uygun düşer.

CHP genel merkezine konuşlandırılan, siyasi kukla yakıştırmasına mazhar figürlerin yereldeki uzantıları patates baskı suretlerdir.  CHP Edirne İl Başkanlığı koltuğuna oturtulan Özlem Becan, KK düzeninin bir çıktısı, bir prototip olarak buna bir örnektir mesela… Kendini Edirne’de kabul ettirmek için çabalayan Becan’ın sosyal medyada aldığı eleştiriler işinin zor olduğuna işaret ediyor.

Özlem Becan’ın içselleştirmesi gereken öncelikli husus, ilk düğmesi yanlış iliklenen gömleğin diğer düğmeleri üzerinden kendini haklı çıkaracak açıklamaların karşılıksız kalacağıdır. Ağzınla kuş tutsa Edirne’de ‘proje Kemal’in CHP’nin başına getiriliş sebebini, kendisine yüklenen görevi makul gösterecek bir açıklama yapamaz. Sadece belagat ve hamasete abanan laflar eder, tirat atar.

Yazının giriş bölümünde etraflı yer verdiğimiz günümüz siyasetinde sosyal medyanın işlevi ve etkisine vakıf Özlem Becan’ın Face’deki sayfası üzerinden halkla ilişkiler babında oturtulduğu koltuğun önemini ve yapacaklarını anlatan laflarının rağbet görmediğini fark ettim geçenlerde.

Ben de bir değerlendirmede bulunayım, minik bir katkım olsun istedim.  Rahatsızlık verdiğimi muhaberatın devamını getiremeyerek önceden uyardığı gibi sayfasına erişimi mi engellediğinde hemen kavradım. Pek mahcup oldum.

Olabilir, kifayet edilemeyen sosyal medya muhabbetlerinde sayfa engeli konforlu bir çaredir.                   Ancak, siyasal iletişim, PİAR için sosyal medyayı kullanıyorsanız dikenine de katlanacaksınız.                                    CHP’nin koskoca Edirne İl Başkanı, sosyal medyayı siyasi propaganda aracı gibi kullanırken bumerang etkisini göz önünde bulundurmayı ihmal etmemeli. Hatta bundan yararlanmalı; toplum içindeki karşılığını test etmekte, siyasi analizlere veri toplamakta iletişim zemini addetmelidir.

Dolayısıyla, siyaset yapmanın sadece ortalarda salınmak anlamına gelmediğini, diğer bir ifadeyle, sıkılacak el, sıvanmadık omuz, öpülmedik yanak kalmayana kadar ortalarda dolaşmanın her ne kadar halk dalkavukluğunda köklü bir yeri olsa da sabun köpüğü bir siyasal iletişim yanına dikkat çekmek istedim.  Sözlerimin çarpan etkisi yaratması için özen gösterdiğimi de belirtmeliyim.

Eğer bu tutuma bir neden ararsak: bu köşenin naturasından kaynaklı ülke siyasetinin demokratikleşme meselesine ve bunun için de bilhassa CHP’nin demokratik/saydam/dürüst yönetilmesini ön şart gören anlayışa verilen önem, değerdir. Sosyal medya iletişim olanaklarıdır.

KK’nın CHP’ye çökmesi, ‘arınma’ gibi kendiyle çelişen abuk sabuk ifadeleri halka reva görmesi:         yıllardır aklımızla alay edilmesinin ötesine geçilerek artık hakaret mertebesinde bir aşağılama değil midir? ‘Proje Kemal’in merkez/yerel yönetim payandaları, yancılar,‘Matruşkalar’ da bu hakaretin ortağı sayılmazlar mı?       

 Sayfasında yazdıklarımdan rahatsız CHP Edirne İl Başkanı Özlem Becan’ın cevabı aynen şöyle:

 //Nurhan Işıkseren Sizinkisi nasıl bir pişkinlik seviyesi? Yok salınmak, yok orta oyuncusu… Siz kimsiniz ve bu cesareti kendinizde nasıl buluyorsunuz? Yaşınızdan, başınızdan etrafınızdan damı utanmıyorsunuz? Ne yapmışız biz utanacak ya da yüzümüze tükürülecek? 6 ayda bir gömlek değiştirir gibi parti mi değiştirmişiz? Parti parti mi gezmişiz? Hırsızlık mı yapmışız? Ahlaksızlık mı yapmışız? Ömrümüzü, gençliğimizi verip mücadele ettiğimiz partimizin kapısını açık tutmak, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iki büyük eserimden biri dediği Cumhuriyet Halk Partisi’ne sahip çıkmak utanılacak bir şey mi?

Bir Cumhuriyet kadını olarak, beni ilçe başkanı yapmış, belediye başkanı yapmış, nice onur ve gurur yaşatmış bu partinin üyesinin, delegesinin, seçmenin, gönüllüsünün en önemlisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin her gün gelip kapısını açsam, hakkını ödeyemem. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı makamında oturan kişilerdir ben kişilere göre değil ilkelere göre siyaset yaparım.                                                                                          

Cumhuriyet Halk Partisi, ilkeleriyle, altı okuyla, Mustafa Kemal devrimlerinin vücut bulmuş ve kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olan partidir. Kişiler gelip geçicidir bizim ebedi liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Sizinle aramızda “Ahlak” konusunda kalın bir çizgi var. Lütfen siz diğer tarafta kalınız. Acınası bir durum görmek istiyorsanız da aynaya bakınız. Son olarak sayfamda olmanızı ve yorum yapmanızı istemiyorum.//

Cevaba cevap ve muhaberatın devamı haftaya…

CHP’nin kuruluşunun 103’ncü yılı da kutlu olsun bu arada!

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya