
Ekonomiyle ilgili bazı genel bilgileri bu ikinci yazımızla bitireceğiz. Çünkü toplumumuzun büyük çoğunluğunun ekonomisi, “Nasıl geçiniriz?” le sınırlı. Bu sınırın biraz üzerindekiler de genelde bu tür genel bilgilerle pek ilgilenmiyor. Sınırın çok üzerinde olanların veya buna çabalayanların ekonomisi ise, “Nasıl daha zengin oluruz?” Bu nedenle yazılarımızı birkaç okurumuza ve kendimize yazdığımızı biliyoruz.
Bir ülke için ekonominin en önemli göstergesi ne? Gayri safi milli hasıla (GSMH) deniyor. Vatandaş için ise kişi başına GSMH. Bunlar ne?
GSMH, bir ülke vatandaşlarının verilen bir yıl için ürettikleri toplam mal ve hizmetlerin belli bir para birimi karşılığındaki değeri. Yani GSMH’de, Abudabi’de çalışan vatandaşımızın hizmeti de, ABD’deki vatandaşımızın kazancı da olmalı. (Ayrıntılı bilgi örneğin wikipedia’da.)
GSMH beğenilmezse gösterge, Gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) ve kişi başına GSYİH.
GSYİH, bir ülke içinde belli bir zaman diliminde (genellikle bir yıl veya üç ay) üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin toplam piyasa değeri. GSYİH’da yabancıların ülkemizdeki üretimleri dâhil.
(GSMH ve GSYİH nın farklı kavramlar yardımıyla tanımlanmasına takılmadan) düşünelim:
Ülkemizde yatırıma niyetlenen bir kapitalist için GSMH da, GSYİH da bir gösterge olabilir ama bizim için bu iki gösterge veya bunların kişi başınası (yani nüfusumuza bölümü ne anlam içeriyor? (1) Yurt dışında çalışan veya yatırım yapan yakınımız değilse üretimi bizi ilgilendirmez. (2) Ülkemizde yatırım yapan yabancının bize çalışma olanağı sağlamasının veya teknoloji getirmesinin arkasında emeğimizden pay alma var. (Burada internetten Çin’in en büyük korkusu-Elif Kaya videosunu izleminizi öneririz.) (3) GSMH veya GSİY nın kişi başına hesabında paylaşımdaki eşitsizlik yok sayılıyor. Sonuç GSMH da, GSYİH da, bunların kişi başınası da bize bir şey göstermiyor. Toplumların çoğunluğunu ilgilendiren gösterge ne? Ülkede üretilen mal ve hizmetlerin kişilere dağılım grafiği veya basitçe bu mal ve hizmetlerden en az pay alan yüzde onun aldığı pay toplamının en çok pay alan yüzde onun aldığı pay toplamına oranı.
Ekonomiyle ilgili yazımızı, ülkemizdeki ekonomik gelişimi genelde anlatarak bitirelim.
Kurtuluş savaşımızı kazanarak küçük ama bağımsız bir ülke kurduk. Bu başarıda uluslar arası ekonomik ve politik yapı da önemli bir etken (1914~1918 birinci dünya savaşı ve 1917 Ekim devrimi.)) Böylece önemli bir ekonomik gelişme de sağladık. (İlk on yılda mal ve hizmetlerin kişilere dağılım grafiğindeki değişim önemli bir çalışma olurdu.) Türkiye ilk dünya ülkesi ve dünyanın birçok ülkesi için örnek oluşturdu. Emperyalist ülkeler için de önemli bir tehdit. Hemen saldırıya geçtiler, yönetimlerimizi etkilediler. (İkili antlaşmalar…) Adım adım bugünkü ekonomik ve politik yapımıza geldik.
Sağlıcakla,