
Yazarı Allah olan kutsal kitabımızın Arapçadan Türkçeye tercüme edilişinde, SURE İSİMLERİ HALÂ ARAPÇA; Ayetler türkçe de, sure isimleri neden Türkçe değil?..
BAKARA”= “İNEK” anlamında!..
“KEHF” = ”MAĞARA” anlmında!..
“ANKEBÜT” = “ÖRÜMCEK” anlamında!..
“NİSA” = “KADINLAR” anlamında!..
VS..VS..
Allah bizi Kuran’da uyarmış, Allah’tan başka bir şeyi ilah tanıma” diye!..
Arapçayı ilâh tanımak niye? insanoğlu, ŞEYTANA UYUP BAŞKA İLÂHLAR İCAT ETMEYE NE KADAR DA HEVESLİ!..
O zaman da faydayı değil, zararı alıyor, tabi ki!..
Allah’ın Kuran’da açık uyarısıdır, “Araba başka dilden Kuran olmaz.” diye!..
Bunun anlamı, her millet kendi diline tercüme edip, öğrenmek için okusun!..” demek değil mi?..
O zaman, “Türk’e Türkçeden başka Kuran olmaz.” “Her ülke halkı, Kuran’ı kendi diliyle okumalı ki Allah’ın öğretilerini öğrensin!..” demek değil mi?..
Pekiyi de, anlamadan başka dilden okutup, Allah ile irtibatınızı “KİM” kesmek ister?..
Allah’ın nurlu öğretilerini öğrenip, İNSANLIK ŞUURU İLE ŞUURLANMANIZI “KİM” istemez?..
Ayrıca, Yazarı Yaratan’mız olan Kuran’ı Kerim’i, Arapça olarak indirildiği dilden de DİNLEMEK müthiştir. Çünkü, kelime, cümle dizgisi ve ses ahengi öylesine mucizedir ki, dilini anlamasak bile insanın ruhuna hitap eder!..
Ancak, Arapça okuyanı dinlemekte güzel de, asıl anlamak, uygulamak için, Kuran surelerini, ayetlerini kendi dilinden okutmak, söylemek gerekmez mi?..
O nurlu kitabın sure isimlerini anlamadan okuyup, ŞUURSUZ ŞUURSUZ kalmak NEDEN?.. NEDEN?.. NEDEN?..
Hem de asırlardan beri, halâ da, halâ da, olur mu be kardeşim?
ASIRLARDIR, ONCA NESİL GELDİ, GEÇTİ, HANİ BEYİN VARDI?..
Kuran’ı Kerim. Sure 10/Ayet 100:
Allah’ın izni ve yardımı olmaksızın hiç kimse, iman edemez. Allah, akıllarını kullanmayanları murdar eder.
13/19: Şimdi Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, kör olan gibi olur mu? Fakat bunu ancak, vicdanı temiz, akıl sahipleri anlar.