
Ülkemizin son halini görünce; insanlığın en kötü buluşu ateşi bulmakmış diyesim geliyor. Tabii ki iki milyon yıl öncesinde insanlığın kullandığı ateş özellikle son yüzyılda doğa ve insana zarar veriyor.
Bunun sebeplerini ilgili bilim dalları araştırıyor. Sormak gerek; eğitimin bu kadar geliştiği, bilgiye herkesin kolayca ulaşabildiği bu ortamda doğa ve insan katliamları neden sürekli artıyor?Yangınların sebebi cehalet demek de altı boş bir tez olmaktadır.
Bugün gelişen bilim, yanmayan ağaç bile yapabilme noktasına gelmişken dönüp dönüp Sakallı Celal’in sözüne dönüyorum; “Bu kadar cehalet ancak eğitimle olur.” Prof. Dr. Aziz Sancar da benim gibi düşünüyor ki; “Yanmayan ağaç değil, yakmayan insan yetiştirmeliyiz” demiş. Yani “yangınların en önemli sebebi cahillik değil cehalettir” diyebiliriz.
Herkesi diplomalı yapmak önemli değil eğitimin amaçlarını doğru saptamak ve aklını toplumsal çıkar için kullanabilen insanlar yetişmesini sağlamak gerekiyor.
Haberlerde her gün izliyoruz; ortalık yanıyor. Bu ortamda bile bakanlık müjde veriyor. Yangının başlamasını iki dakikada tespit ediyorlarmış. Tespit etmek önemli. Önemli de sonrası yani müdahale yapamıyorsan manası yok. Oysa ülkemiz varlıklı bir ülke. Dünyanın yirminci büyük ekonomisine sahibiz. Yani paramız var ama yanlış yerlere yatırım yapılıyor veya gelirler yanlış yere aktarılıyor.
Bunun çok örnekleri var ama en özel iki örneği; Cumhurbaşkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı bütçeleridir. İddialar ve arama motorundan alınan bilgilere göre; Cumhurbaşkanlığı’nın uçak sayısı gereğinden fazla ve bunun yerine yangın söndürme uçakları alınabilir.
Öte yandan inanç insanın özel tercihidir. Biliyoruz ki diğer inançlar gibi İslam inancında ruhban sınıfı yoktur. Çünkü kişilerin inandıkları inancı öğrenmesi kendi tercihidir ve istediği kadar derinliğine öğrenme hakkı vardır. Ama bu özel ihtiyaç kamudan sağlanamaz. Diyanet ne iş yapar diye aradığınızda; eğitimden turizme, imalattan ihracata her konuda diyanet veya yakını vakıfların görülmesi düşündürmüyor mu hepimizi?
Bu giderler ve benzeri birçok lüks sayılabilecek gider var. Bunların yangın önleme ve söndürme alt yapısı amacıyla ilgili kurumlara aktarılması bile yangınların çıkmasını ve tez söndürülmesini sağlayacaktır.
Ayrıca yangın haberlerinde ‘can kaybı yok!’ deniyor ya çıldırası geliyor insanın. Yanan orman alanında kaç milyon-milyar canın yok edildiğini hesap edebilir miyiz? Sadece insan mı can? Sürüngen canlar, toprak altı canları, uçan canlar, kanatlılardan kaçamayan canlar, geyik, karaca, domuz… Yanan canları saysak yüzlerce sayfayı doldururuz.
Kazalar dışında yangınlar neden olur ki? Cehalet demek yetmiyor. Sabotaj demek yetkililerin güvenlik zaafına kanıttır. Keyfiyet dersek ‘o kadar da olmaz’. Öyle ya ısınmak için kışın yakılan ateşten orman yangın çıktığı sayılıdır. Yaz sıcağında seyretmek için orman yakan da olamayacağına göre faili bulmak zorlaşıyor.
Çıkar amaçlı, gelecekte yatırım için kullanılacak yerleri yakma olasılığı her zaman oldu. Bakanlık yasalara göre ‘yanan yerler yeniden ağaçlandırılır ve başka amaçla kullanılamaz’ dese de buna uyulmadığı konusunda yüzlerce örnek var. Bir genelge-kararname ile yanarak ormansızlaşan alanın başka amaçla kullanılması sağlanabiliyor.
Bir diğer olasılık da yeraltının maden şirketlerine kiralanmış olması. Düşünmeden edemiyor insan; yanan ormanlık alanda maden arama planlaması var mıydı? Acaba bu nedenle yatırımcıya kolaylık mı sağlanmış oluyor gibi sorulara yanıt gerekiyor. Neden olmasın?
Ateşi bulan insan kendi geleceğini yakmak için bulmadı. Ama her şeyi sadece insan ve insanın kazanması için değerlendiren sistemin egemenleri ve onları durduramayan bizler yaşam alanımız olan dünyayı yok etmeye doğru hızla gidiyoruz. Bu ateş bugün ormanları,doğayı ve yarın kentleri de insanları da yakacaktır. Lütfen kendimize gelelim ve yangın olmamasının altyapısını oluşturalım.
Bu konuda araştırmaların derinleştirilmesi, sabote edilmiş olabilecek yangınların önlenmesi ve fail ya da faillerin bir an önce tespit edilmesi gerekmektedir. Doğal afetler, hepimizi derinden sarsan olaylardır. Ancak yangınların kasıtlı olarak çıkarılması hem çevresel hem de insani açıdan kabul edilemez bir durumdur. Devletimizin ve yetkililerimizin bu konuda daha etkin bir şekilde soruşturma başlatması, yangınların önlenmesi adına daha fazla önlem alması gerekmektedir.