
Geçen sene yaklaşık bu zamanlar katıldığım bir kongrenin sunum yaptığım oturumunda Trump’ın realizmi konulu bir sunum dinlemiştim. Hatta bir dostumla birbirimize bakıp şahıslar nasıl realist olabilir ki? Realizm bir teoridir ve sistemik seviyedeki devlet eyleme biçimlerini inceler deyip konuyu anlatan sayın meslektaşımıza iletmiştik. Kendisi de karşılık olarak ben bu şekilde anlatmayı uygun görüyorum deyip Trump’ın her hareketinin ardında ileri atılan adımlarda da geri atılan adımlarda da ince bir strateji olduğunu iddia etmişti. Elbette metodolojik olarak fahiş bir hata içeren bu sunumun bir “muhteşem kral” portresi çizen yanı da oldukça sorunluydu. Heyhat, bilimsel mecralara da sızan bu yaklaşım aslında güzide basınımızın popülarite kovalamasından ibaret bir sabun köpüğü.
Öncelikle; Trump bir dünya kralı değil. O’nun da tıpkı diğer ABD başkanları gibi uyması gereken kurallar ve kanunlar var. Bizdeki gibi süper kahraman şeklinde bir sunum sanırım bir başka deyişle ABD’nin üstü örtülü “ihtişam” kabulünden de kaynaklanıyor. Ha bir de bir şekilde özdeşleşme arayışı denebilir. Buna ek olarak Trump ilk döneminden sonra yargılandı bunu çok da dikkatten kaçırmamakta fayda var.
Trump’ın yetkileri sınırlı değil, attığı bazı adımlar büyük değişiklikler şeklinde Türkiye’deki güzide basın organları ve onların daimî yorumcuları tarafından yorumlansa da aslında durum bazı makyaj çalışmalarından ibaret. Bunun en önemli örneği Savunma Sekreterliği’nin adının Savaş Sekreterliği olarak değiştirildiği ifadesi. Bu türlü bir isim değişikliği Kongre kararı gerektirir ki; böyle bir isim değişikliği resmi olarak gerçekleşmedi.
Bunun yerine olanı anlatayım; Trump, 5 Eylül 2025 tarihinde 14347 sayılı Executive Order (Bir çeşit kanun hükmünde kararname olarak tanımlanabilir) ile Savunma Sekreterliği’nin adının ikincil bir isimle Savaş Sekreterliği olarak değiştirildiğini belirtti. Yani Savunma Sekreterliği adı ortadan kalkmadığı gibi Savaş Sekreterliği bu kurumun ikincil ismi olarak tanımlandı. Makyaj işte tam burada… Bu şu demek bu isim Trump dönemi için ikincil bir isim olarak kullanılacak. Böyle anlatınca hiç heyecanlı değil ama “Trump Realizmi” deyip bak adam savaş istiyor o yüzden “bakanlığın” adını Savaş olarak değiştirdi deyince en az iki saat televizyon programı kurtuluyor.
Gelelim adam savaş istiyor derin analizine! Şimdi kamunun genelinin anlayışıyla “İran savaşı” bir anda yavaşladı değil mi? Laf bol da “savaş” icraatı yok! Hah bu neden yok biliyor musunuz? ABD başkanlarına tanınan askeri güç kullanma yetkisi sınırlı da ondan! Bu kısımdan da bahsediyor musunuz “adam savaş istiyor” analizlerinde. O süre doldu. Zaten geçen gün Senato’da Trump aleyhine yapılan ve Trump’ın askeri gücünün kısıtlı olduğunu hatırlatan oylamada Cumhuriyetçi Senatörlerden bazıları da başkan aleyhine oy kullandı. Neyse burası bu satırları okuyanlar için çok şaşırtıcı olabilir ama Amerika’da öyle işte…
Sonuç olarak özellikle ekranlarda ve hatta ekran yüzlerinin bazen bilimsel kongrelerde çok cilaladığı Trump ABD’de çok konuşan ancak icraat aşamasında başkanlardan bir başkan olarak tarihe geçecek. Bu arada analiz düzeyi bağlamında çalışmalar yürüten ve bu bağlamda görüşlerini bilimsel mahfillerde sunan sayın meslektaşlarıma da saygılarımla birlikte şükranlarımı sunuyorum.
Şunu unutmamak lazım politoloji bir bilimdir. Bu bilimin de tıpkı diğer bilimler gibi metodolojisi, teorileri ve test alanları vardır. Yani televizyon stüdyolarında bu iş yapılmaz. Sonra düşünmeyin bir anda altın neden düştü, halbuki ben o altınlarla daire alacaktım “en sevdiğim yorumcu 3. Dünya Savaşı çıkacak demişti” diye… Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…