DOLAR 32,5397 0.28%
EURO 34,9050 0.49%
ALTIN 2.486,591,00
BIST 9.573,390,45%
BITCOIN 1991768-3,80%
Edirne
11°

KAPALI

13:09

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

180 okunma

YÜREKLERİN KULAKLARI SAĞIR DEĞİL

ABONE OL
7 Şubat 2024 17:25
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünyanın en zeki insanı da olsanız.
Bulunduğunuz ortam vasat ve vasatın altındaki insanlardan ibaret ise
Düzeyinizi bile koruma imkanınız yoktur.
Hepimiz; beraber ve en çok zaman geçirdiğimiz beş kişinin ortalamasıyız.

Jim ROHN

Avusturya’da bir deneyde arıları ve sinekleri bir şişeye koymuşlar. Şişenin taban tarafını ışığa doğru açık olan ağız kısmını da karanlığa yerleştirmişler. Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru ilerlemiş ama şişenin tabanı kapalı olduğundan dışarı çıkmayı başaramamışlar. Bu arada sinekler şişenin ağzına doğru doluşmuşlar ve dışarı çıkıp kaybolmuşlar. Karanlık tarafta bulunan şişenin açık ağzına doğru tek bir arı bile gitmemiş. Camın önünde ışığa doğru çabalamaya devam etmişler
İnsanın aklına arıların akılsızca davrandığı gelebilir. Ancak derinlemesine düşündüğümüzde karşımıza anıt gibi dikilen bir yaşam tarzı ortaya çıkıyor. A.Einstein’e göre arılar olmazsa insan yaşamı 4 yıl sonra son buluyor.
Arılar nerede hangi çiçekle besleneceğini bilen, yüzlerce kovan arasında kendi kovanını bulabilen ve o kovanın yüzlerce peteği arasından kendininkine yumurtlamayı hiç şaşırmadan uygulayan bir canlıdır.
Soru şu: Bu olağanüstü canlı nasıl olurda şişenin ağzını bulup çıkamaz?
Kuşkusuz ışığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır ama onlar engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyeceklerdir. Bu uğurda da gerektiğinde ölmeyi göze alabileceklerdir.
Sinekler karanlığa doğru sıvışıp kaçanlardır. Hiç umursamadan karanlığa doğru yürüyenlerdir. Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak bencil varlıklar. Sadece kendi yaşamları değerlidir. Nerede yemek varsa nerede rahat yaşayacaklarsa, nerede çok para kazanacaklarsa oraya giderler, değerlerin bir önemi yoktur. Arıyı kovalamak isterseniz sizinle savaşır, kaçmaz, iğnesini sapladığında öleceğini bile bile savaşır ve değerleri için ölür.
Sinekler kaçar, sonra yılışık yılışık tekrar dönerler terk ettikleri yere. Mikrop taşıyan ayaklarıyla berbat ederler yaşadığımız her yeri.
Arılar yumurtalarını yalnızca kovanlara bırakırlar. Oysa sinekler her yere yumurtlar, her yerde ürerler. Çöplüklerde, tuvaletlerde, bataklıklarda. Onlar için yumurtalarını bıraktıkları yerin bir önemi yoktur.
Sinek olup karanlığa mı? Arı olup aydınlığa mı?
Engellere rağmen ışığa yürüyenlere ışığa ulaşmak için çabalayanlara insanca değerler yaratmak için mücadele edenlere ve ışık saçanlara selam olsun.
Ülkemiz arı sayısı ve bal üretiminde Çin’den sonra dünya ikincisi ama dış pazara bal satışında ilk otuza bile giremiyoruz. Neden? Niçin? Çünkü; arıcılığı meslek olarak yapan çok az. Hepsi ya ikinci bir iş veya çiftçiliğin yanında ek bir iş olarak yapıyor. Ya da emekli olmuş bir memur, bir öğretmen kahvehaneye gitmektense bir uğraşı olarak devam ediyor. Evinin geçimini sırf arıcılıktan sağlayan çok az insanımız var. Onlar da daha çok bal alayım diye arıya şeker ya da başka besin verip daha çok bal alma derdinde. Ayçiçek tarlalarına yakın konuşlanıp piyasa değeri düşük ama kilogram olarak daha çok bal almanın peşinde. Elde ettiği balları plastik ambalajlarda ucuz ürün olarak marketlere şeker fiyatına satış yapan firmalara tedarikçi olma derdinde. Trakya’da durum böyle ve ne yazık ki bizim arı çiftliğimizden başka vergi dairesine kayıtlı üreticiye rastlamadım, herkes kayıtdışı işler peşinde. Tek kuruş vergi vermeden parayı götürme derdinde. Oysa ekonomiyi kayıt altına almadan gelişmiş ülke olunamayacağını hepimiz bilmeliyiz. Ama işin bu tarafına bakan yok.
Anadolu’da artık bu işleri profesyonelce yapan firmalar var. Yurt dışından ödüllerle dönen firmalarımız yavaş yavaş çoğalıyor. Amerika gibi gıdanın çok fazla denetlendiği pazarlara bile mal satabilen firmalarımız çoğalıyor. Bu konuda Türkiye’nin en başarılı illerinden Sakarya Arıcılar Birliği’nin düzenlediği panele davetliydim. Sakarya 14. Arıcılar Paneli’ni yaptı. Sakarya Belediyesi öncülüğünde üç bin dönüm lavanta ve aromatik bitki ekmişler. Yerinde gördüm. Aromatik bitkileri işleyen tesisleri mükemmele yakın. Laborantları, kimya mühendisleri hepsi işinin ehli kişiler. Kolonyadan sabuna, baldan lavanta yağına ne aklımıza gelirse mevcut ve ürünlerini ihracat yapacak seviyeye getirmişler. 25 bin m2 (yazıyla yirmi beş bin metre kare kapalı alan ) domates seraları var, müşteriler ayağına gelip malını alıyorlar. Belediye şehrin en güzel yerinde bal satış yeri yapmış ve işletmeye açmış. Bizim toplantımıza Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce de katıldı. Tarımda dünyanın en iyisi Hollandalılarla ortak projeye başlamışlar, onlarla toplantıyı bitirip bizim yanımıza gelmiş. Arıcılar Birliği başkanı tanıştırdı, konuşmacıları aynı masada bir yanımızda üniversite rektörü bir yanımızda belediye başkanı beraber izledik. Bunları egomu okşasın diye değil biz nerdeyiz Sakarya ve elalem nerede diye yazıyorum. Benim yaşadığım yerlerde bu düzeyde olmasını istediğim için yazıyorum. Lalapaşa kadın kooperatifine bir masalık yer için dilekçe verdiğim halde cevap bile vermeyen encümen ve sorumluların dikkatini çekebilir miyiz diye yazıyorum. Yüreklerin kulakları sağır olmasın diye yazıyorum.

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    SON DAKİKA HABERLERİ