DOLAR 32,5038 0.08%
EURO 34,7826 -0.12%
ALTIN 2.496,260,50
BIST 9.693,461,77%
BITCOIN 2078088-1,19%
Edirne
11°

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

13:08

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

187 okunma

YAKIN TARİHİN BİLİNMESİ GEREKEN EKONOMİK GERÇEKLERİ

ABONE OL
6 Mart 2024 15:53
0

BEĞENDİM

ABONE OL

1960 lı yıllarda ithal motorlu montaj Anadol marka otomobil piyasaya sürüldü. Bundan bir yıl sonra Hundai Ford’tan esinlenerek ilk yerli Kore otomobilini devreye soktu. Yani Hundai Anadol’dan bir yıl sonra doğmuştu ama şu anda dünyanın sayılı otomobil üreticilerinden.

Aynı yıllarda SÜLEYMAN DEMİREL Türk Lirasının değerini yüzde altmış altı düşürmüş ve dolar 15 lirayı bulmuştu. Yetmişler boyunca Kıbrıs harekatı, petrol krizi ve diğer sebeplerden ekonomi devamlı kötüye gidiyordu. 1978 yılında Dünya Bankası Kemal Derviş imzalı bir rapor imzaladı. Türkiye’nin ağır sanayi ülkesi olmadığı, tarım ülkesi olması gerektiği anlatıldı.

Aradan 40 yıl geçmişti ve Türkiye’nin ağır sanayi ülkesi olmasına izin verilmeyecekti. 1977 yılında bir New York bankacısı Türkiye’nin ağır sanayi girişimlerini durdurmasını ve Türk Lirasının değerinin yüzde yetmişbeş oranında düşürülmesini isteyecekti. Türkler ne yapacaklar sorusuna ‘eminim bizden ayrılmayacaklar’ diye cevap verecekti. Türkler iş birliği yapmaya zorlanabilir, bir oldu bittiyle karşı karşıya kalabilir deniliyordu.

Oldu bittinin ne olduğu iki yıl içinde anlaşıldı. Önce IMF ile anlaşıldı ve Türk Lirasıyla 15 liradan alınan dolar yirmi beş liraya çıkmıştı. Ardından yine bir oldu bittiyle 1980 darbesi yapıldı. Darbeden sonra Turgut Özal başbakandı ve devletin ekonomiye müdahale etmeyen bir konuma gelmesini istiyordu. Türkiye üretecek dünyaya satacak ve dünyaya açılacaktı. Dünyaya kapalı Türkiye dünyayla bütünleşecekti, lakin Türkiye’nin alt yapısı buna müsait değildi, yetersizdi. 1987 li yıllarda hala elektriksiz köyler vardı. Serbest piyasa ekonomisi yavaş yavaş oturmaya başlamıştı. 1980 li yıllara kadar yeterli döviz olmadığı için ithalat kısıtlı tutuluyordu. Özal ithalat ve ihracatı serbest bırakacaktı. Türkiye renkli televizyon ve otomatik telefonla Turgut Özal zamanında tanışmıştı. Özal’ın öldüğü 1993’e kadar ihracat artmış, ekonomisi büyümüştü. Artık Türkiye’yi ekonomik krizler bekliyordu ve koaliasyon hükümetleri başa geçmişti. Tansu Çiller döneminde Türkiye 1994 te Türkiye ekonomik krize girince altı kooliasyon hükümeti kurulmuş, Türkiye tarihinde en büyük enflasyonları görmüş ve en büyük cari açıklarla karşılaşmıştı. Krizden sonra altı koaliasyon hükümeti gördük. Enflasyon yüzde yüz otuzları görmüş, dolar yirmi bin liradan kırk bin liraya dayanmıştı.

Türkiye 2000 yılında IMF kontrolünde yeni bir programa başladı, on milyar dolardan fazla borç aldı ama o da yetmedi. 2001 yılında Türkiye en büyük krizlerinden birini yaşadı; Şubat ayında Cumhurbaşkanı Sezer Başbakan Ecevit’e anayasa kitabını fırlatınca devlet krizi çıkmış, krizden sonra 24 banka batmış, gecelik faizler bir günde yüzde yedibin beşyüzlere yükselince 670 bin lira olan dolar bir günde bir milyonu aşmıştı. Ülke iflasın eşiğine gelince IMF ekonomik programı uygulayacak Kemal Derviş’i gönderiyordu.

Derviş IMF nin istediği kanunları çıkarttı, Türkiye’nin kapılarını dünya firmalarına açtı, yabancı sermayeye kapılar açılmıştı. 2002 yılında Ak Parti böyle bir zamanda iktidara geldi. Erdoğan ABD ve Avrupa’ya olumlu mesajlar veriyor ve seçimi kazandığı akşam Avrupa Birliğine girmekten bahsediyordu. Batılı ilişkiler geliştikçe Türkiye’ye yabancı sermaye geliyor ve Erdoğan ülkeyi düze çıkarmak için batıyla iyi geçinmek zorunda olduğunu biliyordu. 2002 den önce kamu borçları milli gelirimizin yüzde ellisinden daha fazlaydı ve Erdoğan önce devletin borçluluğunu azalttı. IMF ye olan borcu kapattı. Kamu borçlarını yıllık gelirin yüzde onlarına kadar çekti; en önemlisi kilometre kareye düşen yol Avrupa’da 1240 metreyken Türkiye’de 17 mt, Afganistan’da 12 metreydi, alt yapı güçlendirilmeliydi. Erdoğan iktidara gelir gelmez tank ve uçak ihalelerini iptal etti. Türkiye 2013 te IMF ye olan borcunu bitirmişti, bitirdiği hafta gezi olayları başlamıştı. Seksen yıllık hükümetler borçlu olduğu için ya ABD tarafından uyarılmış ya da darbeyle alaşağı indirilmişti. Türkiye borcunu kapattığı hafta tarihinin en kanlı terör olaylarıyla karşı karşıya kalmıştı. Gezi olaylarından sonra 13 milyar dolar yabancı sermaye ülkeyi terk etti, enflasyon azdı, ardından küresel krize sebep olan salgın başladı, salgında bütün ülkeler küçülürken Türkiye Çinle birlikte ekonomisini büyüttü. Bin yıl dünyaya yön veren millet hiçbir şey yapamayacağına inandırıldı. Şimdi kendi otomobilini üretiyor ve satışta Tesla’yı geçti, savunma sanayiinde zor yolları aştı ama asıl sorulması gereken soru şuydu; kelepçelerimizi ne zaman söküp atacağız? Parasını verdiğimiz F 35 leri vermediler. F 16 ları İsveç’in NATO’ya girişi sayesinde aldık.

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    SON DAKİKA HABERLERİ