DOLAR 32,2053 -0.22%
EURO 35,1156 -0.22%
ALTIN 2.498,171,32
BIST 10.643,583,14%
BITCOIN 21535091,23%
Edirne
17°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

211 okunma

HAYATI ISKALAMAYIN

ABONE OL
14 Aralık 2023 12:01
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Çıplak geldin, çıplak gideceksin
Zayıf geldin, zayıf gideceksin
Parasız ve eşyasız geldin, parasız ve eşyasız gideceksin.
İlk banyon; seni biri yıkadı , son banyon; seni biri yıkayacak .
Hayat bu:
Öyleyse neden bu kadar kötülük, bu kadar kıskançlık, bu kadar nefret, bu kadar kırgınlık ve bu kadar bencillik.
Herkes herkese ağır.
Güzel yürekli olun, sık sık, gülümseyin ve iyi işler yapın.
Sevin, sevilin
Yeryüzündeki zaman sınırlı olduğunu unutmayın, boşuna harcamayın.

DOYA DOYA YAŞADIK MI

Çocukluğumda çok kullanılan bir söz vardı
Kısa kes te sobalık olsun
Şimdi ne soba kaldı ne de odun. Bu söz genelde meydanı boş bulup sallayanlar için kullanılır ve sallamalarını yemiyoruz, durumun farkındayız anlamında karşıdaki sallamacıyı ikaz için kullanılırdı.
Zaman hızla akıyor tutamıyoruz zamanı, her şey gibi bu söz de geride kaldı. Bugün bu cümleyi gençlere söylesek herhalde yüzümüze aval aval ‘ne diyor bu adam?’ diye bakacaklardır. Gerçekten de zaman akıp gidiyor soru şu – biz hayatı ıskalıyor muyuz? Bütün mesele burada ve ben bu sorgulamayı yapıp önce kendimden başladığımda hiç de kötü bir yaşantım olmadı diyorum, kendi kendime. Elektriksiz bir köyden, yolu olmayan bir köyden, suyu olmayan bir yöreden geldik. Şehirli olduk ve en güzeli çocuklarımız büyüdü, hayata tutundu. Bunda bizlerin de payı var diye teselli ediyorum kendimi.
Zaman zaman kendimizi sorgulamalı? Nereden gelip nereye gittiğimizi sormalıyız kendi kendimize? Biz kimiz? Kimlerdeniz? Sonsuza kadar yaşayan olmadığına göre, nedir bu şiddet?
Şimdi; geriye çekilip dünyaya şöyle bir bakalım. Neler değişmiş neler aynı kalmış?
Türk insanı askeri vesayeti yenmiş, lakin sivil vesayette sınıfta kalmışız. Ülkemizin kişi başına en çok otomobil düşen illerinden birinde yaşıyoruz. 27 Ocak 2023 tarihli TUİK verilerine göre Antalya ve Burdur’da her iki kişiden birine bir araç düşüyor. İstanbul’da her yüz kişiden 31’i araç sahibi. Kırklareli’nde bu oran 39, Tekirdağ’da 27, Hakkari’de 3.2, Kars’ta 16, Yalova’da 25, ilimiz Edirne’de 42,1 ve Muğla kişi başına en çok aracın düştüğü ilimiz. Her yüz kişiden 57 sinin ya traktörü ya minibüsü ya da otomobili var.
Şimdi bunlar neyi ifade ediyor, ne işimiz var bunlarla diyenler olacaktır. Sen paradan haber ver diyen de çıkacaktır şüphesiz. Ama bunlardan bi haber bir insanın şu andaki durumumuzu tespitte isabetli olması mümkün değildir. Ne durumda olduğumuzu bilmeden, ne yapacağımıza karar verirsek çakılır kalırız. Elimizde ne var, şartlarımız nedir, neleri gerçekleştirebiliriz, önce ona bakalım sonra da yeni bir yol çizip yola devam edelim. En doğru tespit budur.
Araba sayısı da; yaşamda en önemli amacımız olan (daha kaliteli yaşamak) ereğimizin en baş maddelerindendir.
İçimizdeki ‘bir arabam olsun, bir evim olsun’ dürtüsünün bütün insanlığı sarmasının nedeni daha güzel bir hayat isteğinin dışa vurumudur.
Platon’un ”devlet”, Aristo’nun ”Nikomakhos’a etik” isimli eserleri yaşam kalitesi etrafındaki tartışmaların bu gün olduğu gibi antik dönemde de var olduğunu göstermektedir. Yaşam kalitesi insan hakları konusunda yaşanan gelişmelerle birlikte, tüm politik kararların alınmasında önemli bir gösterge olmuş, toplumların bir biçimde ulaşmayı amaçladığı evrensel bir hedef haline gelmiştir.
Yaşam kalitesinin evrensel bir hedef olmasının nedeni Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi ile açıklanabilir. Bu teoriye göre insan gereksinimleri önceliklerine göre beş başlıkta sıralanmıştır.
1- Fiziksel gereksinimler (yiyecek,su, barınma ….)
2- Güvenlik gereksinimi (emniyet, korunma, sağlık…)
3- Sosyal gereksinimler (bir topluluğa ait olma hissi … sevgi)
4- Saygı görme gereksinimi (toplumda sayılma, sosyal statü…)
5- Kişisel ilgileri /fikirleri/idealleri ortaya koyma gereksinimi (kendini geliştirme kişisel yaşamı zenginleştirme, kişisel hedefleri gerçekleştirme.
Bu maddelere baktığımızda ilk üç madde fazlasıyla var bizde. Yiyecek, su, barınma burada, aile bağlarımız araya giriyor, hiçbir şeyimiz olmasa köyden yumurta, erişte, kavun, karpuz, biber, patlıcan, yoğurt, süt takviyemiz yakın zamana kadar hep oldu şükür.
Şehrimizde güvenlik sorunumuz olmadı, sağlık sorunumuz da yok gibi, bir topluluğa ait olma hissini aile bağlarıyla kapatıyoruz, tarikat vs bağlantımız yok, sevgi desen annelerimiz kucak dolusu verdi.
Sosyal statümüz; işte bu bizleri çok bozdu. Bunun için neler yapmıyor insanoğlu. Ve son madde İDEALLERİ ORTAYA KOYMA buralarda da sınıfta kaldık. Bu topraklarda bu şehirde bu çevrede yaşamanın bedeli var. Kendini geliştirmede, yaşamı zenginleştirmede, hedefleri gerçekleştirme en zorlanacağımız konu bana göre. Hiçbir isteğimizi ailemizin, çevremizin, anne babamızın izni olmadan yapabilme şansımız yok, istesek de sıfır ihtimal.
Netice olarak; geçmiş geride kaldı, yarın ne olacağı belli değil, en iyisi bu anı doya doya yaşamak.

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    SON DAKİKA HABERLERİ