
Bölge yeniden kuruluyor. İsrail! ‘Türkiye yüzyılı’. Yeni anayasa!
Yüzyılların sorunu ‘bu kez çözülecek mi? ‘Terörsüz Türkiye’ çok güzel. Güzel de yıllardır terörden mağdur olanların görüşü alındı mı? Hedef mecliste çözmek ama meclis işlevsiz. Adını bulduk: “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”.
Dert bir değil, nereye baksak sorun. Muhalif partilerden olan yerel yönetimler kayyımda veya cezaevinde.
Doğa ve emek sömürüsünün en vahşi şekilde uygulandığı yıllardayız.Tarımsal üretim desteklenmiyor ama bakan yakınlarının ithalatı kolaylaştırılıyor. İşçilerin elindeki tek direnme gücü anayasal grev hakkı cumhurbaşkanı tarafından erteleniyor. Her üç kişiden birisi işsiz ve bu rakam 12 milyonları aşmış.
MÜSİAD öncülüğündeki sermaye ve iktidar beslemesi eğitim sendikaları tarafından lise eğitiminin zorunlu eğitim kapsamından çıkartılması konuşuluyor. Eğitim çökmüş durumda, tüm okullar ve eğitim basamakları gerici, iktidardan beslenen kurumların kontrolünde. TÜGVA Beşiktaş Stadyumu’nda onbinlerce öğrencinin katılımıyla dua, mevlit ve tekbirli gösteriler yapıyor ve devlet erkanı tam kadro orada bulunabiliyor.
Adalet binaları kumpas merkezleri durumunda. Cezaevine konulan insanlar iftira ve itirafçılar tarafından suçlanıyor. Saymakla bitmeyecek olumsuzluklar var. İktidarın ‘Yeni Türkiye’si maalesef bu. Bu Türkiye’nin merkezi de ABD Başkanının ofisi olmalıdır!
Yol ayrımında olduğumuzu sanıyorum. Erdoğan karşıtlığı önemli. Ama yetmez. Başta İmamoğlu olmak üzere tüm belediye başkanlarına ve kadrolarına adaletsiz uygulamaya isyan da yetmez. Yaratılan bu kaos ortamında yurttaşın en acil talebi geçimdir ve unutulmamalı. Bugünkü durumu yaratan azınlığa düşmüş 23 yıllık iktidarın sorunları çözmesi beklenemez. Ama muhalefetin de artık kendini kanıtlaması gerekiyor.
Kuruluş yıllarında Osmanlı ümmetinden ulus milletine dönüştürülen Cumhuriyet, yeni yüzyılda bunu da aşıp eşit yurttaşlığa geçmelidir. Aksi amaçlar ümmetçiliği ve ırkçılığı hortlatmak, ülkemizi orta çağ zihniyetiyle Ortadoğu bataklığına sürüklemektir.
Yol ayrımındayız ve yolumuz; eşitlikçi, adil, özgür, üreten demokratik bir cumhuriyettir. Bunu yapacak olan da muhalefettir. Büyük pencereden bakarak geçmişten dersler çıkararak ve ülken tüm bileşenlerini toparlamak zorundadır.
Namık Kemal; “Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini, yok mudur kurtaracak baht-ı kara maderini?” demişti. Zamanında oldu ve şimdi de olacaktır. Karamsar olamayız.
Olan karamsarlığı ve umutsuzluğu dağıtacak uygulamalar muhalefetin ana partisinden, birinci partiden gelecektir. CHP genel kurul sürecinde bu demokratik tavırları göstermelidir.
İktidar, başarısını yarattığı ucube tek adamlı yönetimde arıyor. Tekli aklın karşıtı çoklu akıldır. Yani demokrasidir. O halde 19 Mart’tan beri bir başarı hikayesi yaratan CHP, genel kurullar sürecinde söylemdeki demokrasiyi, parti içinde ve içerdeki-dışarıdaki tüm muhaliflere göstererek güven tazelemelidir.
Bu nedenle de seçimlerin her aşamasında çarşaf liste ile farklı seslerin de yönetimlerde olmasını sağlamalıdır. Üyesine güvenmelidir. Blok liste; başkan ve adamları demektir. Çarşaf liste; kültürel gelişmeye bağlı eksikleri olsa da renklerin uyumunu, dayanışmayı, saygıyı ve hak edenin seçilmesinin yolunu açar. Her yerde demokrasi, her davranışta demokratik tavır karamsarları da kararlı olmaya yönlendirecektir. Topluma güvenini arttıracaktır.
Hepimiz biliriz ve söyleriz; demokrasi yerelden başlar. Mahalle delegeleri seçiminden ilçe ve il seçimlerinde demokrasi yoksa ülkede de olmaz.