DOLAR 48,64880,06%
EURO 56,18480,02%
ALTIN 6.789,471,12
BIST %
BITCOIN 3686862-2,57%
Edirne
20°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

26 okunma

İhtiras ve akıl: Özlem Becan (2)

ABONE OL
15 Eylül 2026 18:25
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: nurhan-isikseren-2.jpg

Günümüz siyasal iletişim araçlarından sosyal medya platformlarının çok yönlü işlevi ve bir örnek ‘Özlem Becan muhaberatı’, geçen haftanın özeti sayılır.

Muhaberatta sarf edilen sözlerden/saptamalardan ülke siyasetinin gelişmesine yarar sağlayacak çıkarımlarda bulunmak, bu köşenin gayret alanları içindedir.

Önceki bölümün sonunda, Becan’ın muhaberat üslup ve içeriğine dair eleştirilerine yer verdik.  

Becan, hırsızlık yapmadığını, ahlaklı biri olduğunu ve Gazi Mustafa Atatürk’ün iki büyük eserinden Cumhuriyet Halk Partisi’ne sahip çıkmanın utanılacak bir şey olmadığını vurguluyor eleştirisinde. Becan’ın hırsızlık yapmamayı, ahlaklı olmayı bir meziyet addetmesi bir çelişki ancak siyaset sahnesinde ortaya dökülen pespayelikler, yolsuzluklar düşünsel bir çarpıklığa da yol vermiyor değil.

Şöyle oldu cevaba cevabımız:

//Hamaset ve ajitasyon siyaseti acizliktir Özlem hanımefendi.  Benim için bu yazdıklarınız zevahiri kurtarma telaşıdır.   

Konunun özünü kavramadan ayrıntı üretmek, siyasi mülahazada zayıflık ifadesidir…   

Siz siz olun analiz kabiliyetinizi geliştirmek için çaba harcayın.                                                                         İdareimaslahat iyi değildir, fayda sağlamaz, siyasi gelişime ket vurur…  

Bu naçizane önerileri dikkate almanızı kuvvetle öneririm.  

Edirne’deyiz nasıl olsa daha çok görüşeceğiz ve size çok yararı olacak…

Ben kim miyim işte buyum Özlem hanımefendi…  

 Paylaştığım üç yazıyı sırasıyla okuyun, devamı da var…

Size yardımcı olacaktır o oturtulduğunuz koltuğun dinamiklerini anlamanız babında… 

Siyaseti çelik çomak oynamak sananlara ilaç niyetinedir… Düşünce penceresinin açılmasına yardımcıdır… Ha, tabii, vasatın tahakkümüne boyun eğenler için davul sesi gibidir, rahatsız eder, sıkıntı verir… Siyaset de böyle bir şeydir Özlem hanım; koltuk merakından ötedir.                                                                      Göreceksiniz o oturtulduğunuz koltukta Edirne’de alay konusu olacaksınız… 

Allah yar ve yardımcınız olsun…//

Becan’ın sosyal medyada siyasi propaganda yazılarına gelen yorumlar çok çeşitli ve renkli fakat genelde menfi. Yani Becan’ın oturtulduğu koltuğun dinamiklerini yok sayıp fevkalade önemli bir görev üstlenmiş rollerde kendini önemsetme çabasının karşılığı bulunmadığı hemen göze çarpıyor.

Daha 2000’in başlarında CHP’de yönetsel/örgütsel temeldeki yapısal sorunlara ve doğuracağı sonuçlara dikkat çeken, çözüm önerilerini tartışmaya açan, siyasi analizlerinden yararlandığım Serdar Seçkin’in konuya dair bir yorumuna yer vermeden devam etmeyelim.

Becan’ın oturtulduğu koltuğun eğreti ayaklarını anlamasına yardımcı Serdar Seçkin saptamaları şöyle:

//Kadın ve 2 çocuk annesi olmak eleştirilerden muaf olmayı getirmez. Siyaset ortamında bu kadar eleştiriyi üzerinde toplamak, makam dışında halkın içinde olamamak kadar kötü bir durum da olamaz. Bu sadece bir şekilde açıklanabilir. Pazarlık ve siyasi beklenti.  Siyasetçi kendi önünü açabilmelidir. Açamazsa kenara çekilmesini bilmeli, akp’den, butlandan, atanmadan medet ummamalıdır.

Yapılan siyaset değil, hırsın lokomotifliğinde kibir vagonlarıyla, ikbal peşinde katar oluşturmaktır. Ülkenin zor günlerinde sarayın adaletsiz adaletiyle elde edilen makamlar size/sizlere ait değildir. CHP ye yapılanların nedenleri nedir? Kime yol açıp yarıyor? Hiç düşünüldü mü?  Yorumların bir ikisi dışında hepsi aleyhinize.  Bu kadar lafa, hakarete değdi mi? 

Akp nin operasyonuna atlayarak butlanla göreve gelen, yukarıdan aşağıya atanan herkes tarihi bir sorumsuzluğun aparatıdır.

Sonucuna siz katlanacaksınız. Ama CHP ile birlikte toplumsal olarak ülkemizi, bireysel olarak da  çocuklarınızın, torunlarınızın, aile fertlerinin geleceğini yok etmenin adayı oluyorsunuz. Yazık...//

Becan ile sosyal medyadaki temasın doğurduğu siyasi irdelemelerin kıymetini bilmek lazım: çünkü yararlanmayı bilenler için hem mülahaza yeteneğini hem de sapla samanı ayırabilen siyasi analiz kabiliyetini geliştirme imkânıdır.

Biraz da bu nedenle köşemde Becan ile muhaberatı değerli addediyorum. Kendisini bu köşede layıkıyla ve zevkle ağırlama sözü de vermiştik. Gördüğünüz gibi yerine getiriyoruz.

Özlem Becan, sağ olsun, şahsıma yönelik yapay zekâ çizgili bir açık mektup yayınlayarak erken davrandı.  İyi de yaptı, muhaberata renk kattı.  Bu önemli mektubu yayınlamadan olmaz tabii, faydalanmak lazım…

Mektup uzun;  cevap babında tespit ve açıklamaları parantez içinde verelim yerimiz sınırlı zira…                                                            

// KÖŞEDEN SİYASET DERSİ VERMEK  (Ders değil siyasi düşünce paylaşımı diyelim.)  

Sayın Nurhan Işıkseren’e açık mektup…                                                                                  

Son yazınızda yine bolca kavram, uzun cümleler ve ağır siyasi ifadeler var.  

Atatürk, Cumhuriyet, halk, toplum, demokrasi, siyaset felsefesi…

Hepsi kıymetli kavramlar. 

Fakat bütün bu kavramların arasında bir şey gözden kaçıyor: İnsanlara saygı. (İnsana saygımız sonsuz.) Özlem Becan’a yönelik “oturtulduğu koltuk”, “yancılık”, “proje” gibi ifadeleriniz siyasi eleştiri değildir. (Aynen öyledir çünkü gereği yansıtmaktadır. Gerçeği eğip bükerek yanlışı doğru göstermek halüsinasyona neden olabilir; dikkat etmek lazım.)   

Bir siyasetçinin yaptığı yanlışları ortaya koyacaksanız koyun. Hangi icraatını eleştiriyorsanız açıkça yazın. Hangi politikasının yanlış olduğunu anlatın. (Ortada politika yok ki.)  

 Ama bir kadın siyasetçiyi küçümseyerek, makamını itibarsızlaştırarak siyasi analiz yaptığınızı düşünmeyin.  (Siyasette cinsiyet eşitliğine önem vermek lazım!) 

Özlem Becan o koltuğa gökten inmedi. (Nereden indi? KK’nın bahşettiği bir koltuk değil mi o? CHP il başkanlığı koltuğu boş muydu ki? Butlan Kemal sayesinde hoppadanak oturtulmadınız mı o koltuğa?) Yıllarca CHP örgütünün içinde görev yapmış, belediye başkanlığı yapmış, siyasi mücadele vermiş ve bugün CHP Edirne İl Başkanlığı görevini üstlenmiş bir isimdir.  

Dolayısıyla kendisine “oturtulduğu koltuk” demek kolaydır.  Asıl mesele, o koltuğun sorumluluğunu taşıyan kişinin ne yaptığıdır. Bunu da zaman gösterecektir.  (Ne zaman?)

 PEKİ, SİYASETTE TUTARLILIK? 

Madem bu kadar sık “siyasi mülahaza”, “ilke”, “siyaset felsefesi” diyorsunuz; biraz da siyasi hafızadan söz edelim.

2002 genel seçimlerinde Yeni Türkiye Partisi’nin Edirne milletvekili aday listesinde adınız yer aldı. 

Yıllar sonra CHP’nin Edirne Belediye Başkanlığı aday adaylığı sürecinde CHP adına siyaset yaptınız. Bunda utanılacak hiçbir şey yok. 

İnsanlar farklı siyasi yapılarda siyaset yapabilir, zaman içinde düşüncelerini değiştirebilir. Demokratik siyasetin doğasında bu vardır. Ama o zaman başkalarının siyasi tercihlerine “ilkesizlik”, “yancılık” veya başka yaftalar yapıştırırken insanın kendi siyasi yolculuğunu da hatırlaması gerekir.                                     Başkalarına tutarlılık dersi vermek kolaydır; asıl zor olan kendi siyasi geçmişinizle yüzleşmektir. 

Siyaset tek yönlü bir yol değildir. Ancak farklı siyasi duraklardan geçmiş olmayı doğal karşılayan bir insanın, bugün kendisiyle aynı düşünmeyenleri itibarsızlaştırmaya çalışması ciddi bir çelişki oluşturur. (Yapay zekâ kullanmak risklidir, tenakuza düşürebilir;  nitekim birbiriyle çelişen ve mana yoksunu cümleler hemen fark ediliyor.  Allaha şükürler olsun siyasette tutarlılık denince Nurhan Işıkseren nadir bir örnektir. Tevazu göstermeye de gerek yok.  Mutlak buhran başlıklı yazı dizisinin ilk bölümünü tadımlık veriyorum:

https://hudutgazetesi.com/yazarlar/mutlak-buhran/  

Hatta buradan başlayarak bugüne kadar köşemde mevcut yazıları da, ders niteliğinde değil elbet,  okumanız meramımı anlamanıza yardımcı olacaktır.   

 KÖŞE BAŞKA, SAHA BAŞKA 

Sizin köşenizden bakınca siyaset çok kolay görünüyor.  Bu cümlede proje”, diğerinde “yancı”, bir başka yerde “koltuk merakı” diyorsunuz.   Fakat siyaset yalnızca köşeden yazılanlardan ibaret değildir.  

 Siyaset; örgüt çalışmasıdır. Sahaya çıkmaktır. İnsanların karşısına geçip hesap vermektir.                           Seçmenin karşısında durmaktır. Yıllarca emek vermektir. Ve en önemlisi, insanların iradesine saygı göstermektir.  (Falandır filandır da; siyaset, siyaset kavramının içini doldurmaktır.

Sahi nedir siyaset kavramı?) 

 Siz Özlem Becan’ın siyasi görüşlerini eleştirebilirsiniz.

Biz de sizin yazılarınızı eleştirebiliriz. Ama hiç kimsenin siyasi eleştiri adı altında bir kadını küçümsemesine, makamını itibarsızlaştırmasına ve kişiliğini hedef almasına gerek yok.

 BİR DE “SİYASET DERSİ” MESELESİ VAR

Sayın Işıkseren… 

 Köşe yazarı olmak insana siyaset üzerinde tekel sahibi olma hakkı vermez. (Tekel?)

 Siz yazarsınız. Özlem Başkan görevini yapar. Biz okuruz. Ve sonunda kararı Edirne halkı verir.                        Sizin “oturtulduğu koltuk” dediğiniz makamın sahibi, bugün CHP Edirne İl Başkanıdır. 

Yarın ne olacağını ise ne siz ne de biz biliriz. Bunu sandık, örgüt ve halk belirler. O nedenle biraz daha az küçümseme, biraz daha fazla somut siyasi eleştiri…  

Biraz daha az “ben bilirim”, biraz daha fazla “bakın şu nedenle yanlış” demek belki yazılarınızı da daha güçlü kılar. Çünkü kelime dağarcığının genişliği, siyasi analiz derinliği anlamına gelmez. 

Ve son olarak…  Siz Özlem Başkan’a köşenizden “ufkunu geliştirmesini” tavsiye ediyorsunuz. 

Biz de size küçük bir tavsiyede bulunalım: İnsanları küçültmeden de siyasi eleştiri yapılabileceğini deneyin. Belki o zaman hem yazdıklarınız daha çok okunur hem de söyledikleriniz daha çok ciddiye alınır. Çünkü siyasette asıl mesele, kimin daha yüksek sesle konuştuğu değil; kimin ne kadar tutarlı, ne kadar saygılı ve ne kadar sahici olduğudur.  (Bu köşenin takipçileri bu tespit ve tavsiyeleri değerlendirecek kapasitedir. Niceliğe değil, niteliğe önem veren ismiyle müsemma “Eleştirel düşünce” köşesine söz düşmez.) 

 Yazar: TC Hanife Meriç

Biz kimseye siyasi ders vermiyoruz. Sadece dün söylenenlerle bugün söylenenleri yan yana koyuyoruz. Gerisini Edirne kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Bu yazının yazarı, siyasi hafızadır.//

Açık mektuba elbette teşekkür ederiz. Ancak vaziyeti kurtarma amaçlı, yapay zekâ ürünü, konunun özünden uzak,  kendi içinde çelişkili böylesi yazılar size itibar kazandırmaz, Sayın Özlem Becan.  

Mevzu sarihtir. Güç odaklarının Deniz Baykal’ı diskalifiye edip CHP’nin başına getirdiği kullanışlı eleman KK, bu kez CHP’yi bölerek gücünü kırmada, iktidarın ömrünü uzatmada görevlidir.

İmamoğlu düzeninde siz ve sizin gibi ıskartalar, KK’nın yereldeki taşeronları konumunda tekrar koltuk bulmuştur.  Gerisi laf-u güzaftır.

Özlem Becan elbette yalnız değildir. Çoktur onlardan CHP’de…

Uzunköprü Hür gazete hatırlatmış 30 Ağustos’ta birlikte poz verdiğiniz Recep Gürkan ile geçmişteki muhabbeti: https://uzunkopruhurgazete.com/kongrede-karsi-karsiya-torende-yan-yana/

Soruyor Uzunköprü Hür gazete: //Edirne siyasetinden mafyayı temizleyeceğiz” sözünde kim veya kimler hedef alındı? “Yönettikleri yerleri aile çiftliğine çevirenler” ifadesinin muhatabı kimdi? “Arkadan iş çevirenler” sözü kime yönelik söylendi? Aradan geçen yaklaşık üç yılda iki isim arasında ne değişti? Taraflar geçmişte kullandıkları ağır ifadelerin bugün de arkasında mı? Dün söylenen sözler mi gerçekti, bugün verilen görüntü mü?//

Durum değişikliğinin sebebi açıktır: KK’nın CHP’nin başına getirilmesiyle tekrar mühim siyasi şahsiyet etiketine kavuşmanın sevinci, geçmişe sünger çekmeyi elbette kolaylaştırmaktadır.

Biri Edirne’de, diğeri Uzunköprü’de 2024 yerel seçimlerinde halkın “istenmeyen adam/kadın” (Persona non grata) ilan etmesi sonucu CHP’den aday gösterilmeyerek ıskartaya çıkan bu siyasi figürler, şimdi yine millete hizmet için yanıp tutuşuyor olmalılar. Ne acayip yarış değil mi?

Hadi gelin Tülay’ı dinleyerek keyiflenelim biraz…

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya