
Televizyonda gezinirken bir TV kanalına rast geldim, Lider TV. Bir kadın sunucu ve konuğu Mehmet Sevigen. Konu Ankara Etimesgut Belediyesi’ndeki operasyon. Biliyorsunuz Başkan Erdal Beşikçioğlu sanatçı. Hem de çok yönlü tiyatro ve sinema sanatçısı. Behzat Ç. dizisi ve Vali filmi ile toplumun gönlünde taht kurmuş biri. Şimdi diyeceksiniz ki sanatçılar kötü işler yapmaz mı? Elbette yapar. Ama konuğun tüm sanatçıları küçümseyen cümlesi seviyesini ve cehaletini belirliyor.
Sunucu belediye başkanı ve onlarca belediye personelinin tutuklandığını söyleyip konuğunun değerlendirmesini istiyor. Sevigen iştahlı bir şekilde gülümsüyor çakı bulmuş kızan gibi. Bir şeyler söylüyor ve “artistlikle olmuyor bu işler” diyor. Hem de kankası Berhan Şimşek’ten de çekinmeyerek! Bu nasıl bir toptancı bakış? Bu kadar utanmazlık olur mu be arkadaş? Konuşan az buz kişi değil. Milletvekilliği yapmış, dahası bir ara Devlet Bakanlığı görevinde bulunmuş biri. Bu topraklar nasıl yetiştirdi böyle canlıları?
Basına yansıyan olay ne? Bir belediye personeli yemek ücretlerini zimmetine geçirmiş. Bu durumu gören başkan bu kişiyi görevden almış ve savcılığa suç duyurusunda bulunmuş. Zimmetten tutuklanan görevden alınmış bu personel; itirafçı olmuş ve belediye başkanı ile eski mesai arkadaşları hakkında itiraflarda bulunmuş. Belediye Başkanı ve onlarca personel itirafçının itirafları ile tutuklanmış. Bu arada zimmetine para geçiren ve davası devam eden kişi serbest bırakılmış. Yani suçunu itiraf eden zat serbest iftira ettikleri tutuklu!
Biz aklımızı mı yedik? Bu kadarı da olur mu diyeceğim ama olmaz dediğimiz neler neler oldu. Bunları görünce alıştık galiba diyorum. Olay adliyeye yeni yansımış ve herkesin dilinde olan masumiyet karinesi, iktidar yargısının umurunda değil. Yargının iktidar emrine girerek en basit hukuk kurallarını bile uygulamayan yargı mensuplarının karar makamlarında oturmasının sorumlularından biri de Sevigen gibilerini bile bakan yapabilen toplumsal duruşumuz, duyarsızlığımız değil mi?
Bu tipleri yıllarca Zübük rolüyle gördük ama bugün Zübüklüğü de aşan yeni tanımlar bulmak gerek galiba. Zübüklerden ders alacağımıza, çoğalttık.
Siyaseti sağ ve sol olarak toptancı görmek, toplumu sağa veya sola oy verenler olarak ayırmak ülkemiz koşullarında anlamsız. Ancak aydınlanmanın temellerini atan, kurucularının aydın olduğu ve cumhuriyeti kuran partinin vekili veya bakanı olunca daha acı geliyor. Kavramlar, tanımlar karışıyor. Sevigen gibiler yalnız kalsa amenna. Mantar gibi ortalarda dolanan Sevigenler maalesef var.
İstanbul il başkanlığına atanan Gürsel Tekin’i de anımsıyorsunuz. Baba ocağı dediği binaya polis zoruyla girmekten gocunmadı. Ya üye yapma toplantısında figüran kullanımı. Bu neyin hırsı? “Bir partilimiz bizden habersiz böyle bir girişimde bulunmuş. Biz de bu ahlaksız davranışı nedeniyle kendisine gereğini yaptık. Bizlerin bu durumdan haberi yok, soruşturma başlattık” deyiverse ekmek için iş yapan figüranlara, ödüle değer habercilik yapan Ebru Çelik ve Birgün Gazetesi’ne hakaret etmese ve dava açmasa daha büyür ve “arınma” ya katkı sunar, güven kazanırdı. Ama amaç arınma değil. Arınma olsa KK, 13 yıllık başkanlık döneminde Arınç’ın da tanıklığı ile Ankara’yı parsel parsel satan İ.M. Gökçek’ten Ankara’yı değil ülkeyi arındırırdı.
Edirne’ye gelirsek; Uzunköprü’de hem de başkan iken kaybeden Özlem Becan’ın atanmış il başkanlığını kabul etmesini anlamış değilim.Hepimiz biliyoruz ki bu bir fikir ayrışması değil. Uluslararası güçlerin yazdığı ve yerli işbirlikçileri ile sahneye koyduğu bir kötülük filmi.
Bu filmde gerçek vatan ve insan sever sanatçılar oynamaz ama Sevigen gibi siyasetçiler görev alabilir. ABD Ortadoğu sorumlusu ulus devletler yok olmalı derken ve hedef ülkemiz iken Osmanlı topraklarına özenip büyümeyi düşünebilen CHP yöneticisi olur mu?
Olay CHP değil, ülke. Bu bir fikir ayrılığı değil, hırs. Neyin hırsı, neyin kavgası? Yarın birbirimize muhtaç isek bu kötü örnekler niye?
Dön dolaş konu yine bize geliyor. Geçmişte yukarıdan aşağıya oluşturulan demokratik düzen hedefi gayri tabandan yukarıya kurulacaktır. Bu yolda atanmış kişiler olmayacaktır. Bu mücadelede hepimizin rolü olmalıdır.