
Yıl 1941, Nazi işgali altındaki ATİNA’da, sokakta insanlar açlıktan ölüyordu!..
Ülkenin gençleri işgale karşı direnişte, elleri ile, tanklara, uçaklara karşı koymaya çalışıyordu!..
Tabi ki, bu durumda, uçakların ve tankların katliamına uğramak kaçınılmazdı!..
Tarım, tarlalar, ticaret durmuş ülkeyi kıtlık kaplamış, bir dilim ekmeğe muhtaç kalınmıştı!..
İnsanlar şehirlerin sokaklarında açlıktan ölüyordu!..
İşte komşumuz bu durumdayken, onların SESSİZ ÇIĞLIKLARINA, MÜSLÜMAN TÜRKLERDEN CEVAP GELDİ!..
Eski bir yük gemisine “KURTULUŞ” adı verildi.
Bu bir UMUT gemisiydi.
Kurtuluş, DEFALARCA Pire limanına yiyecek taşıdı. Her pire limanına yanaşması ile, taşıdığı binlerce tonluk gıdalarla, on binlerce KOMŞUNUN HAYATINI KURTARDI!..
Son seferinde, KURTULUŞ gemimiz, Marmara’ da çıkan bir fırtınada, gıda yüküyle battı.
Ama hikaye o batışla bitmedi.
Mürettebatın tümü sağ kurtuldu ve Türkiye TÜRK’E MAHSUS BİR İNSANİ YARDIMI BAŞKA GEMİLERLE SÜRDÜRMEYE DEVAM ETTİ!..
Bu Türk yardımının başında, kurtuluş savaşının başkomutanlarından, İSMET İNÖNÜ bulunuyordu!..
Çünkü o KOMŞU ÜLKE İLE savaşmadı, komşunun, şeytani sömürgeciler tarafından KANDIRILMIŞ ÇOCUKLARI İLE savaştığını çok iyi biliyordu!..
Ve yine, Müslüman Türk genleri, ÖNDERLERİNE diyordu ki,
“KOMŞUN AÇKEN SEN TOK YATAMAZSIN!..”
Var mı tarhte bir başka örneği?..
Bu gerçekler gibi daha neler var neler!..
Ama ne KOMŞU NESİLLER, ne de Türk nesiller bilmezler. Çünkü, o zaman şeytanla yatıp, şeytanla kalkan dünya güçleri, komşunun da bizim de, gelişmemize engel koyup, düşmanlaştırıp, sömüremezler!..
Yine de çıkar şeytanın uşakları derler ki:
“Türkler ezeli düşmanınımızdır” diye nesillerini kandırırlar.
Kanmayın be komşular, kanmayın, şeytanın uşaklarına!..
DÜŞMANLIĞA HİZMET, ŞEYTANA HİZMET!..
TÜM KOMŞU ÜLKELERDE DOSTLUĞA HİZMET EDEN, DÜŞÜNÜR, YAZAR, ÇİZERLERİN ÇIKIP, ÇOĞALMASI DİLEĞİMLE, HAŞÇA KALIN!..
Kuran’ı Kerim. Sure 8/Ayet 2, 3:
Müminler ancak Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda imanlarını arttıran ve yalnız Rablerine dayanıp, güvenen kimselerdir.
Onlar, Allah’ın huzurunda olduklarını bilerek, razı olacağına göre yaşayan, namazı dosdoğru kılan ve Allah’ın rızk olarak verdiklerinden muhtaca harcayan kimselerdir.
SALAAT Fars’ça, NAMAZ diye tercüme edilmiş.
Namaz: Fars’ça da huzurda duruş demektir.
Doğrudur ama SALAAT’IN namazla birlikte dahası da vardır.
SALAAT: sadece namazda değil, HER AN, ALLAH’IN HUZURUNDA OLDUĞUMUZU BİLEREK, ALLAH YOLUNDA,
YANİ, İBADETTE, YANİ CÜMLEYE FAYDADA DAVRANMA BİLİNCİDİR. SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİN ÖRNEKLEDİĞİ GİBİ NAMAZ KILMAKTA BU YOLDA ÇOK ÖNEMLİDİR.