
Hayat bir insanın ömründe yapabildiklerinden ibaret.
Hayal ettiklerinin çoğunu yapabilen çok az insan vardır. Hayal edipte yapamadığım çok az şey oldu. Çünkü yapabileceğim, gerçekleştirebileceğim şeyler üzerine kurdum hayallerimi. Elektriği, yolu, suyu olmayan çamur deryası bir köyde doğdum. İçme suyunu ya kuyulardan alırdık, ya da bir km ötede olan Mimar Sinan’ın çeşmelerinden. Annemin, babamın okuma yazması yoktu ne yazık ki ama evlatları için yapabileceklerinin en fazlasını yapan insanlardı. Yoksul ama birbirine sarılıp, sahip çıkan kardeşler içinde büyüdüm. Çok güzel bir çekirdek ailem oldu. Her ortamda gururla anlatabildiğim evlatlarım, ardından dünya güzeli torunlarım
Her şey ceylan bakışlı torunum Çağatay’la değişti. Bütün ailemize dünyaya doğru bakmayı öğretti, annesine MUCİZENİN DOĞUŞU kitabını yazdıracak kadar etki etti. Yaradanın bizlere en büyük hediyesi hayat denen şeyi doğru değerlendirmemiz gerektiğini, geçmişin geçmişte kaldığını, yarının ne olacağının bilinmediğini, bugünü yani anı yaşamamız gerektiğini en etkili şekilde anlattı. Bizim birikimlerimizin bizimle mezara gideceğini ezberletti. Ezberlerimizin bir daha gözden geçirilmesi gerektiğini aklımıza kazıdı. Bunun ışığıyla başladık kendi çevremizde neler olabilir, ne yapabiliriz demeye. Önümüzde yoksullukla baş etmeye çalışan bir kasaba vardı. Her türlü güzelliğe sahip, ham bir elmas gibi sadece işlenmeyi güzelleştirilmeyi bekleyen.
Çiftçilik yapılıyordu ama tarlalar verimsizdi, kıraçtı. 120 kg buğday alınan bu topraklarda, 80 kg ayçiçeği üretilebilen bu topraklarda, neler yapılabilirdi, dünyada bu gibi durumlarda nasıl çareler üretilmişti, bunları koyduk masaya ve çok güzel şeyler çıktı ortaya. Bbir ses getirmemiz gerekiyordu, en güzel sesleri kemanımızdan çıkardık. Burada zor olan toplum içinde var olan zıt kutupları inandırmaktı. Ben bunu başardığımıza inanıyorum.
Öncelikle var olan şeyleri ortaya dökmemiz gerekiyordu. Yeryüzünde çağ değiştiren tek bir insan vardı; Fatih Sultan Mehmet. Ve onun sofralarını süsleyen ballar Lalapaşa Çallıdere mevkiinden gidiyordu. Biz bu üretimi yeniden nasıl canlandırabilirdik, nitelikli en yüksek değerlere sahip bal üretmek için neler yapmamız gerekiyordu. Aslında alt yapı hazırdı, yetkili insanlara meramımızı doğru anlatmamız gerekiyordu. Biz var olanı meydana çıkardık, orman teşkilatına derdimizi anlattık, gereken her şeyi yaptılar. Mevcut seçilmişlerimizle imkanları zorladık, gittiğimiz kapıların hiç birinden geri çevirmediler, küçük direnişler olsa da işin tuzu biberi olarak gördük hepsini.
İtalya’ da şirketleri olan dostlarla iletişime geçtik. İtalyanlar’a ‘bunlar imparatorun sofrasındaki ballar’ deyince bir başka baktılar yüzümüze, ballarımıza. Avrupa’ya en güzel termo kovanları üretip satabilen Muzaffer YILDIRIM abimizin bizzat gelip destek vermesi, ilerideki günlerde bu işin duayenlerini buraya getirip, kendine ait vakıfla destekleyerek kurslar düzenlememizin önünü açması, iyi tarıma ilk adımları atmamız için önümüzü açması en büyük kazanımımız oldu. Amerika’ya bal satabilen dostlarımızı devreye soktuk, biz onlara sattık, onlar Amerika’ya gönderdiler ve bunlar çok kısa sürelerde gerçekleşti.
Uyuyan Lalapaşa’mızın yüzünü nasıl yıkarız diye zorladık şartları. 12 ayrı ülkeye giden yolun üzerinde olan Lalapaşa’da tek bir yatak, tek bir otel, tek bir pansiyon yok ve herkes kaderine razı seyrediyor durumu. Mimar Sinan’ın en büyük eseri ilçemizde ama görmek isteyenler için yol bile yok. Dünyanın en güzel camisi Selimiye bizim ilçemizin taşlarıyla yapılmış, o taş ocağı hala ayakta ve çöplük olmuş durumda. Yakında burayı ziyaret edilir hale getireceğiz inşallah ve insanoğlunun ilk yerleşik düzene geçtiğinin kanıtı Menhir ve Dolmenler bizim ilçemizde.
Bütün bunları hocamız ASLI ÖZKIRIM’la masaya yatırdık, çok güzel şeyler çıktı ortaya. Lalapaşa APİ turizmin bir ayağı oldu artık. Mimar Sinan’ın suları akar, Lalapaşa buna bakar olmayacak, oraları insanlar görecek. İlk adımları attık.
Hocamla birlikte 12 akademisyen ve bizler, su yollarını, taş ocağını, lavanta tarlalarını, dolmenleri içine alan gezilerin ilki gerçekleşti. Bundan sonrakiler daha güzel olacak. Hedefimiz Hollanda gibi sokaklarında gezen herkesin sertifika ve eğitim almış insanları olan bir ilçe. Gelir düzeyi ortalamanın üzerinde bir ilçe.
Bu etkinlik aynı zamanda kimlerin yanımızda, kimlerin yapmacık olduğunu da gösterdi bize. ‘Ne kadar candan dostlarımız varmış meğer’ dedirtti bize.
‘Siz yeterki doğru yürüyün, yalnız değilsiniz’ demek bu. Oraya gelerek bizleri onurlandıranlar hep kalbimizdesiniz.