
Sevgili, Atatürk’ümüz, ülkeyi yedi düvelin hain emellerinden kurtarmış, cumhuriyeti kurmuş, birçok devrimi gerçekleştirmiş halde, arkadaşlarıyla, İstanbul da, Beyoğlu’n da gezintiye çıkmıştı:
O sırada, Beyoğlu’n da yeni bir restoran açılmıştı. Adı “TURKUVAZ” dı. Atatürk, Türklerin en önemli sembollerinden bir kültürü temsil eden bu ismi görünce, çok hoşuna gitmişti.
“TURKUVAZ” kelimesi, Fransız dilinde ve de dünya da, “TÜRK MAVİSİ” anlamına gelen, tanınan bir renkti!..
“TÜRK MAVİSİ,” GÖK MAVİSİ, BONCUK MAVİSİ, FİRUZE, YEŞİM TAŞI” diye de adlandırılır. Bu rengin Türk’ün binlerce yıllık kadim kültür tarihinde çok önemli bir yeri vardır. “GÖK MAVİSİ, FİRUZE, YEŞİM TAŞI, BONCUK MAVİSİ, ÇİNİLER DE Kİ GÖK MAVİSİ” doğayı, tabiat kutsallarını BİZE emanet eden, tek koruyucu ve gözetici, TEK, ULU, YÜCE, TANRININ LUTFUNU TEMSİL EDER.
Otomobiller , “TURKUVAZ” IN ÖNÜNDE DURUR. İçeri girer, halk coşkuyla, Atatürk’ünü alkışlar, ona özel, mevki bir yer hazırlanmak istenir. O, herkesin arasında bir yeri seçer.
Restoranın sahibi, Madam Vera yanına gelir, hürmetlerini sunar.
Atatürk kendisinden izahatlar alır. Sonra da mekânın geliştirilmesi için, tavsiyelerde bulunur. Fakat madam Vera boynunu büküp, “Bunun için yeterli param yok” demeye getirir.
Atatürk, “Ne kadar gereklidir? diye sorar.
Madam Vera belli, belirsiz bir rakam söyler.
Atatürk, kendi mektubu, emri yerine geçen defterini ister, Rakamı yazarak, pusulayı imzalar; ancak tam o sırada birisi elini uzatır; o, doktor, Reşit Galip’tir, Atatürk’e eğilir:
“Bu parayı veremezsiniz efendim” der.
O kararlı söz karşısında, Atatürk’ün bir anda beyninde şimşekler çakar!..
Reşit Galip, sözlerine devam eder:
“Bu para doğru yere harcanmıyor, sanırım” der.
Atatürk, “Nereye istersem oraya sarf ederim, benim param değil mi” der.
Reşit Galip, sadece, “Milletin parasıdır, size emanettir, efendim” diyebilir.
Herkes büyük bir fırtınanın kopmasını beklerken, Atatürk ayağa kalkar, yazdığı pusulayı yırtıp atar ve beraberindekilere, “Saraya dönüyoruz” diye seslenir!..
Sevgili Atatürk’ümüzün hayatının her anı, tüm dünya insanlarına dersliktir!..
ANLAMAYANA, DAVUL, ZURNA, SAZ ÇALSAN DA FAYDA ETMEZ!..
Kuran’ı Kerim. Sure 7/Ayet 177-178:
Ayetlerimizi yalanlayıp, ancak kendi nefislerine zulmeden topluluğun hali ne kötüdür!
Allah kime yol gösterirse o kimse yolu bulur; her kimi yoldan çıkarırsa, işte onlar ziyankâr olurlar.
Allah, insana, özgür irade vermiştir. Yoldan çıkmak isteyeni engellemez yoldan çıkarır, tercih insanda dır’.. Yukarda ki nurlu ayet, bir yorumla da böyle olabilir mi?..