Kategori arşivi: Yazarlar

Amaç bu olmamalı!

Daha önce de yazmıştım bu konuyu.

Görüyorum ki; hiç bir şey değişmedi.

Konuya dair ilk yazımın üzerinden tam 15 yıl geçmiş, o gün neredeysek bugünde aynı yerdeyiz gibi sanki!

Tedbirlerle alakalı çok fazla mesafe aldığımızı zannetmiyorum şahsen.

Oysa bir deprem ülkesinde yaşıyoruz.

Uzmanlar hemen her gün bas bas bağırıp uyarıyor!

Her an her dakika büyük depremlerin olması kaçınılmaz diyorlar.

Buna rağmen; ama imkansızlıktan, ama ihmal ve umursamazlıktan dolayı eski ve hasarlı binalar yenilenemediği gibi, yaptırılan mantolamalarla da bazı binalarda var olan hasarlar da kamufle ediliyor.

Aslında bunun en güzel örneğini Van depreminde gördük, ancak ders almadık belli ki!

Hatırlarsanız; o depremden bir iki yıl kadar önce tam 1 milyon dolar harcanarak süslenen bir otel vardı.

Sonuç; depremle birlikte yerle bir oldu!

İşte bu nedenle, mantolama yapılmadan önce binalardaki kolon ve kirişler iyice kontrol ettirilmeli, şayet bir sorun varsa da gerekli olan güçlendirmeler yaptırılmalıdır.

Amaç; bugünü kurtarmak, eski ve hasarlı yapılara değer kazandırmak olmamalıdır!

İHANETİN FARKINDA MISINIZ?

Yılbaşı, sadece birbirimizi kutlamak veya tombala oynamakla geçiştirilmemeli.. Yapılabildiği kadar giden yılın muhasebesinin yanı sıra önümüzdeki yılın da nasıl değerlendirileceğinin planlamaları yapılmalı…

Bu söylediklerim kişiler için olduğu kadar kamu ve özel kurumlar, STK’lar siyasi partiler için de geçerli. Hatta kamu görevi yapan bu kurumlar için bu planlamalar çok daha önemli ve gerekli…

Kamu adına yüklenilen bu görevlerde olanlar önümüzdeki yıl boyunca hangi çalışmaları yapacaklarını, hangi hizmetlere başlayıp bitireceklerini hatta yılbaşı öncesinden planlamalı ve kamuoyuna duyurmalı…

Şeffaf yönetim anlayışı bunu gerektirmez mi?

***

Örneğin Enez Belediyesi…  CHP’li Belediyelerinin Kreş Seferberliği, Kent Lokantası gibi çarpıcı projelerinden vazgeçtik,

Günenç Belediyesi, yeni yılda hiç yoksa Enez’deki öğrenciler için bir öğün yemek ya da kahvaltı verebilecek mi? Akıllarından geçiyor mu? Çok mu zor? Acaba bu yıl kaç km. yolun onarımı yapılacak, kaç km yeni yol açılacak? Sivrisinek mücadelesinde hangi yeni yöntemler denenecek? Hibe kredi nerelerde ve nasıl kullanacak? Batmış Kilittaş Fabrikası için hala sermaye artırımları ile eski beceriksiz yöneticilerin şahsen ödemeleri gereken borçlarının belediye bütçesinden ödenmesi sürdürülecek mi? Şehir içi trafik, hala “Saldım çayıra” mantığı ile mi devam edecek? Şehir içi ulaşım sorunu yine otostop mantığı ile mi sürdürülecek? Sahildeki arıtma konusunda kapasitenin artırılması ve düzenli çalıştırılması ile ilgili bir proje var mı?

Say sayabildiğin kadar.. Yanıtları belli

***

Bir başka örnek siyasi partiler… Günenç’e adeta teslim ve esir olmuş AKP ve CHP Belediye Meclis Üyeleri, siyasi parti yöneticileri, İl Genel Meclis Üyeleri önümüzdeki yıl “Artık yeter” diyerek, silkinip bu beceriksiz Başkana tavır alabilecekler mi?

Örneğin yeni CHP İl ve İlçe Yönetimi bu konuyu oturup konuştu mu? Yoksa kulaklarının üstüne yatıp her şeyin yolunda olduğunu mu düşünüyorlar? Yoksa başarısız olan Günenç’in yerine kendilerinin bir dahaki dönem gelebilme hesapları ile kasten mi sessiz kalacaklar? Bugüne kadar kaç defa Meclis grubu olarak toplantı yaptılar? Her ay düzenli olarak Danışma Kuruları’nı toplamayı düşünüyorlar mı?

Yeni CHP İl ve İlçe Yönetiminden henüz böyle bir hareketlilik görmedik.

AKP Enez İlçe yönetiminin de yerel siyasete sesini yükseltmek gibi bir çabasının olmadığının farkındayız.. Enez Belediye Meclis toplantılarında tüm kararlar oy birliği ile alınıyorsa, hiçbir karara muhalefet şerhi konmuyorsa AKP Enez’deki varlığının ne işe yaradığını oturup düşünmeli..

***

Sorduğum sorulara verdiğiniz yanıtları duyar gibiyim.İyi ama böyle gelmiş, böyle mi gitmeli? Enez tükeniyor.

Enez elden gidiyor.. Bu ihanetin farkında mısınız? Gittikçe sıfırlanan, yok edilen Enez’in dünya çapındaki özellikleri nedeniyle beceriksiz yöneticiler kadar, onları denetlemekle, hizaya getirmekle sorumlu olanlar da, onları aday gösterenler de tekrar tekrar yine başa getiren seçmenler de bu ihanetin parçasıdır.

MERA VE GÜNEŞ SANTRALI

Her yıl bu dönemde eşimle birlikte kaplıca için Güre’nin yolunu tutuyoruz.

Kaz Dağları oksijen, sıcak su kaynağı…

2025’in sonlarına doğru yine aynı yoldayız.

**

Tarih Aralık 2021.

Daha Güre’ye ulaşmadan, dağın eteklerinde Edremit Körfezi’nin ilk cenneti Küçükkuyu’dayız.

Markete uğramamız lazım…

Höşmerim…

Peynir tatlısı.

O yöreye özgü.       

En sevdiğim tatlı diyebilirim.

Almamak olur mu?

Plastik kaplarda 850 gramlık höşmerim: 18,5 lira…

**

4 yıl sonrası Aralık 2025.

Aynı yol…

Aynı tatlı…

Ama fiyat bambaşka.

150 lira!

Tam 8 kat fark!

Ne altın, ne döviz… Höşmerim

**

Son iki yılda küresel gıda fiyatlarında düşüş yaşanmasına rağmen, Türkiye’de gıda enflasyonu durmak bilmiyor.

Kırmızı et fiyatları uçtu…

Sütün, yoğurdun etiketleri ortada.

Höşmerim sadece küçük ama çarpıcı bir örnek.

Ne ithal bir ürün…

Ne dövizle üretiliyor…

Ne de lüks.

Ama fiyatı lüksle yarışıyor

**

Bugünkü Hudut’un manşeti net.

Gıdada yaşanan bu tabloyu düşünürken, bu haber aslında her şeyi özetliyor:

“Meraya ‘GES’e pes!”

Valla pes doğrusu!

**

Bugünkü gazetemizde bir başka mera haberi daha var.

Edirne Valiliği, Merkez Eskikadın Köyü’nde hayvan yetiştiricilerinin kaba yem ihtiyacının karşılanması amacıyla başlatılan mera ıslah çalışmalarının devam ettiğini duyurdu.

Alanın 2026 yılı otlatma sezonunda kullanımına sunulması planlanıyor.

Doğrusu buna da helal olsun demek gerekiyor…

**

Gelelim GES işine…

Edirne Merkez Korucu Köyü’nde kurulması planlanan Güneş Enerjisi Santrali (GES) ve Enerji Depolama Tesisi (EDT) için başlatılan ÇED süreci devam ediyor.

Korucu Köyü mevkiinde planlanan proje için ÇED Yönetmeliği’nin 9. maddesi gereğince 22 Ocak 2026 Perşembe günü saat 10.30’da Korucu Köyü kahvehanesinde “Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılımı Toplantısı” yapılacak.

**

Gelişmeler üzerine CHP önceki dönem Edirne Milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu’nu aradım.

Konu iki yıl önce, yine bu zamanlarda gündeme gelmiş.

O gün soluğu Korucu Köyü’nde almış…

Muhtar ve köy halkıyla birlikte tepkilerini dile getirmişler.

İki yıl aradan sonra mesele yeniden hortlayınca, nelere dikkat çektiğini bugünkü haberimizde ayrıntılarıyla okuyabilirsiniz.

Gaytancıoğlu, yasalara göre mülkiyeti Hazine’ye ait olan meraların özel mülkiyete geçirilemeyeceğini; amacı dışında kullanılamayacağını, sınırlarının daraltılamayacağını ve yararlanma hakkının köy tüzel kişiliklerine ait olduğunu hatırlatıyor.

Güneş enerjisinin temiz ve gerekli bir enerji olduğunun altını çiziyor.

Ancak bunun Korucu Köyü gibi verimli bir meraya kurulamayacağını savunuyor.

Sorun güneşte değil…

Sorun, güneşi nereye koyduğumuzda.

**

İzlenen politikalar sonucu bugün pek çok köyde olduğu gibi Korucu Köyü’nde de hayvan varlığında azalma olabilir.

Ama yarın öbür gün rüzgâr tersine döndüğünde, hayvan sayısı arttığında…

O hayvanlar nerede otlayacak?

Bugünün hesabı kolay…

Ama yarının hesabını kim verecek?

**

Bir Kızılderili atasözü der ki:

“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaktır.”

**

O ünlü söze buradan küçük bir ekleme yapmak sanırım yerinde olur:

Son mera yok olduğunda güneş panellerinin de yenmeyen bir şey olduğu anlaşılacaktır!

ÇIKAR PUTU

Çıkarcılık, çıkarcılık da, nereye kadar?..
Çıkarcılığın, HESAP SONU VAR!..
*BİR GÖRENİN OLMADIĞINA,
*YAPTIĞININ HAK EDİŞİ İLE MÜKÂFAT VEYA CEZANIN OLMADIĞINA,
*ÖLÜNCE YOK OLACAĞINA İNANAN,
*ÇIKARLARINA TAPAN,
*ÇIKAR İÇİN HER TÜRLÜ ZALİMLİĞİ MARİFET SAYAN,
*HER ŞEYİN TESADİF ESERİ OLDUĞUNA,
*ZARARLI VE HAKSIIZ ALIŞKANLIKLARIN, ÇOK ZEVKLİ OLDUĞUNA,
*”NEYE GÖRE BÖYLE İNANIYORUM!..” demek akla gelmez mi?..
*HAK EDİŞİNE VE de HAYIR-ŞER, İMTAHANINA DEĞİL DE ŞANSA BAĞLAMAKLA, YANLIŞLARA DALINMAZ MI?..
*POZİTİFLİK Mİ?.. İSPATLAR GÖZ ÖNÜNDE, SONSUZ!..,
NEGATİFLİK Mİ?
Uydur ispatsız yalanı, SONSUZ!..

  • TERCİH MESELESİ, ama BU DÜNYADA DA ASIL DÜNYADA DA VARACAKLARI YER AYRI!..
  • *SÖYLEYELİM DE, HUZURDA “SÖYLEYEN OLSAYDI” DEMEYE YÜZLERİ KALMASIN!..

Kuran’ı Kerim. Sure 14/Ayet 7:
Ve Rabbiniz size şöyle bildirmişti: “Andolsun, şükrederseniz elbette size arttırırım ve eğer nankörlük ederseniz azabım pek çetindir.”

YENİ YIL

               

Sayın okurlar bir seneyi daha tamamladık, yeni yıla girdik. –YENİ YILINIZ KUTLU VE MUTLU OLSUN –

Değişen ne oldu derseniz; fazla bir şey olmadı. Sadece bir yaş daha yaşlandık. Önemli olan sağlık ve mutluluk.

Peki madem bir yılı bitirdik, bitirdiğimiz yılda neler oldu? Tabi her zamanki gibi sabah oldu, akşam oldu, Edirne’de fazla kış yüzü görmedik, havalar ılıman geçti ama yaz mevsimi kavurucu sıcaklarla devam etti. Bu nedenle tarla ürünleri meyve, sebze, verimsiz bir yıl yaşadı, o nedenle az yetişti ve pazar fiyatı pahalı oldu.

Daha önceki yıldan devam eden Ukrayna-Rusya savaşı aynı hızla devam etti. İsrail’in Gazze’ye katliamı hız kesmedi, İsrail’in gaddarlığı sürdü. Gazze halkı ülkesini kitleler halinde terk edip ayrılıyordu. Bu arada Amerika’da genel seçimler yapıldı ve devlet başkanlığına Trump’ın mensubu olduğu parti kazandı ve Trump ABD’nin Devlet Başkanı oldu. İlk sloganı Ukrayna ve Gazze savaşını bitirmek oldu. Bu arada 1984’ ten beri devam eden PKK terör örgütü ile anlaşma yapıldı ve PKK pes edip barış yaptı. AK Parti’nin bu konudaki politikası terörsüz Türkiye’dir.

 Trump’ın başkan olduktan sonra en büyük icraatı İsrail’in Gazze katliamını önlemek oldu ve İsrail Hamas’la ateşkes yaptı ve Gazze’ye barış geldi. Göçe devam eden halk ülkesine geri dönmeye başladı ama İsrail’in saldırıları hafifte olsa devam etti.

Ukrayna-Rusya savaşı devam ederken Rus Devlet Başkanı Putin ile görüşmeler devam etti ise de Putin şimdilik barış taraftarı bir hava sergilemedi. Savaş devam ediyor. Bu arada Türkiye barış için elinden geleni yapıyor. Suriye diktatörü Başer Esat Rusya’ya sığınmak üzere ülkesi Suriye’yi terk etti ve Ahmet ŞARA Cumhurbaşkanı oldu. Türkiye Suriye’ye ağabeylik yapıyor. Türkiye’nin amacı Suriye ile dost olup güney sınırlarımızı korumaktır. Türkiye Ortadoğu için iyi bir politika gütmektedir.

İsrail rahat durmadı, bu seferde İran’a çattı. Her iki tarafta birbirlerine füze atarak füze savaşı yaptı. Sebep ne, daha önceki İsrail saldırılarında İran’ın nükleer tesisleri tamamen yok edilmemiş, bunun için tekrar saldırmış. İran gibi bir devletin eline atom bombası geçerse kim ne çılgınlıklar yapar.

Birde Türkiye’nin gurur duyacağı bir olayda Türk yapımı, mühendislik harikası — KIZIL ELMA — ismini alan bir uçak tam isabetli atışlar yaparak dünyada ses getirdi. Şu anda başka denemeleri de yapılıyor, daha gelişmişler üzerine çalışılıyor.

Bugünün en güncel konusu yapay zeka. Elektronik tekniğine dayanan bir çok problemi çözen , mühendislikte, tıpta, maliyede kullanabilecek bir konu. Ne olduğu tam anlaşılmış değil. Bu konuda her kez konuşuyor kimisi yararlı, kimisi de işsizliğe neden olur diyor. Göreceğiz zaman gösterecek. Gelecek yılda neler olur, falcı olmadığımız için bilemeyiz. Tahmini Gazze savaşı biter, Ukrayna savaşı için ayni şeyi söylemek zor. Nüfusumuz 86 milyon oldu, sorunlar çoğalıyor ama Türkiye doğru yoldadır, kimseden geri değiliz. Balkanların ve Ortadoğu’nun güçlü ülkesiyiz. Savaş yüzü görmezsek bu böyle devam eder. Avrupa’da nüfusu en fazla genç olan ülkeyiz, gelecek bizimdir

Tekrar kutlu olsun YENİ YILINIZ…

ŞEYTANA HİZMET OLUR

Geçmişte yaşanmış kötülüklerden dolayı, Komşu bir ülkenin ismini söyleyip, “İzmir de biz onları denize döktük!..” diyemezsin!..
Dersen, şeytanın verdiği sorunun temel gerçekliğini gizler, nesiller boyu, şeytanın bulaştırdığı kini ve düşmanlığı körüklemiş olur; iki ülkenin dostluk, kardeşlik, barış içinde gelişmelerini baltalarsın!..
ŞEYTANA HİZMET ETMİŞ OLURSUN!..
ŞÖYLE DİYEBİLİRSİN:
“Biz, Müslüman Türk ilkeleri ile, iki komşu ülke halkları olarak, asırlardır, barış, kardeşlik, eşitlik, anlayışı içinde birlikte yaşıyorduk.
Ancak komşumuzda on binlerce kişi, İÇ- DIŞ- DİN ve POLİTİK simsarları tarafından, yalanlarla ikna edilip kandırıldılar.
Ülkemizin, tüm kutsal değerlerini, DOSTLUĞU, SEVGİ, SAYGI İÇİNDE BİRLİKTE YAŞAMAYI yok etmek için saldırdılar!..
İşte biz de O, ŞEYTANLA YATIP, ŞEYTANLA KALKANLAR TARAFINDAN KANDIRLIMLMIŞ ZAVALLILARI İzmir de denize döktük!..” DİYEBİLİRSİN!..
O zaman, Dünya nesillerini gerçekleri gösterip, uyarmış, HAKKA HİZMET ETMİŞ olursun!..
Komşu ülkenin milli değerleri olan, bayrağına, kültürüne hakaret edemezsin.
“PALİKARYA” kültür kavramını aşağılayıcı sözlerle ele alamazsın!..
O kültür güzelliğini seyrettiğin için, kendini şanslı sayıp, saygı duyabilirsin, ancak!..
Kime ne zararı varmış?..
Komşunun milli değerine saygı, sevgi duymak, insanlığımızın boyun borcudur. Eğer aşağılayıcı bakar, söylersen, şeytana, DÜŞMANLIĞA hizmet etmiş olursun!..

ŞEYTAN HEP DEVREDE, DÜŞMANLIĞA HİZMET ETTİRMEK İSTER DE, BEYİN VAR YA!..

Kuran’ı Kerim. Sure 11/Ayet 19:
Onlar ki, insanları Allah yolundan alıkoyarlar; o yol hakkında eğrilik araştırırlar. Onlar ahreti tanımayanlardır.
36: Böyle iken, Yemin ederim ki, şeytan içinizden pek çok milleti kandırıp, saptırdı. Aklınız yok muydu?..

DENKLEM KOLAY

Karabaşla, ak pati..
“Köpek” sanır,
Bazen, “Hoşt” der,
Bazen, seversin.
“Hoşt!..” dersen,
Kovmuş olur, kovulursun!..
“Seversen,”
Sevmiş olur, sevilirsin!..
—————————————————-
Kuran’ı Kerim. Sure 15/ayet 86:
Şüphesiz Rabbin hakkıyla yaratan, pekiyi bilendir.
15/85: Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et.

DİLEKLERİM AKROSTİŞ’TE

Herkesin samimiyetle birbirine ‘hoj geldin’, ‘güle güle’diyebildiği,

Okulların eğitim, hastanelerin sağlık kurumu olduğu,

Jöleli, badem bıyıklı, liyakatsiz idarecilerin sona erdiği,

Güzelliklerin, hak ettiğimiz için bizim olduğu,

Eski yitirdiklerimizin de bize geri geldiği,

Lale devirlerinin ebediyen sona erdiği ve adil paylaşım olduğu,

Dijital vicdan olan 2025 yerine gerçek vicdanın ses-soluk olduğu,

İş bulma garantili eğitim ve ekonominin başladığı,

Nazizm yolundaki gidişin demokrasi kılavuzuna doğru döndüğü,

İlklerin, ilkelerin toplumda dönüşüme başladığı,

Kara düzenin bizim mücadelemizle son bulduğu,

İşçilerin, emekçilerin sınıfları doldurduğu,

Ben’den biz’e çoğalan güven ve sorumluluk yılının başladığı,

İş yapanların liyakat ile kadrolara geçtiği,

Naif de olan devrimci insanların temiz ahlak ile topluma yön verdiği,

Yeniden yine yenileşerek toplumsal uyanışın başladığı,

İki kere ikinin dört ettiği,

Rol yapan,algıyı yaratan hatiplerin masallarının son bulduğu,

Masmavi denizlere açılmanın başladığı,

İş, eş, sağlık, mutluluk garantili bir ülke inşasının başladığı,

Altına dolara değil insana ve doğaya yatırımların olduğu,

Lütfen sözcüğünün emir cümlelerinden fazla olduğu,

Türk lirasının, üretim artışıyla değer kazandığı,

Ilımlı yerine gerçek inançların, ama mutlaka gerçek demokrasinin olduğu,

Maarifin eğitime, eğitimin özgürlüğe, özgürlüğün insana yol gösterdiği,

Ulaşılabilen hizmetlere her yurttaşın ücretsiz ulaşabildiği,

Tarikat ve cemaatlerin, vakıf, dernek, holding olmadan gerçek yüzleriyle karşımızda olduğu,

Laikliğin, demokrasi ve dini inançların garantisi olduğunun anlaşıldığı,

Umudumuzun ümidimize başlangıç olduğu,

Yemeğini çer çöpten toplayan bir kişinin bile kalmadığı,

Ikına sıkına değil özgürce sokakların dolduğu,

Laboratuvar sonuçlarının hacamatlar yerine sağlığa veri olduğu,

Laiklik anlayışının ekmek ve emek için öneminin anlaşıldığı,

Artık yeter diyebilen toplumsal sıçramanın başladığı,

Reel siyasetin ve devamında reel sosyalizmin sözden eyleme geçtiği bir 2026 dilerim.

DUYARSIZLIK BATAĞI

Yıllardır şahit olmaktan bıktım, eminim siz de birçok defa şahit olmuşsunuzdur.
Şehir meydanında toplaşmış güvercinlerin üzerine koşan, hırlayıp, zıplayıp onları korkutarak uçuşturan çocukları siz de görmüşsünüzdür.
Hem de anne, baba ve de çevredeki insanların seyri-gözü önünde!..
Ne anne, ne baba, ne de çevredekiler, o çocuğa “Oğlum onlara saldırıp, korkutma, onların da canı var, bak nasıl da senden korkup, can havliyle kaçışıyorlar, bu yaptığının oynamakla, eğlenmekle ne ilgisi var, sen canavar mısın ki? DEDİĞİNİ DUYMADIM BE KARDEŞİM, BU ÜLKEDE!..
Medeni bir ülkede, böyle yapan bir baba ve oğlunu görse çevredeki halk, hemen, gerekli mercilere şikayet de bulunurlar ve devlet-halk o çocuğu, ailesinden kurtarıp, KORUMA ALTINA ALIR!.. BİLİNİR Mİ BUNLAR, BURALARDA?..
Çocuğunuza, masum hayvanları, ürkütmek, saldırmak, korkutmakla eğlenmeyi öğretirseniz veya zalimliği öğreten ana, babaya, “DUR” demeyen halk!..
İnanın bu insanlık değildir.
Hayvanlara bir parça ekmek ve su vermeyi değil de, hoştlamayı, kıştlamayı öğretirseniz, siz de ÜLKENİZ DE “HUZUR, BEREKET, ADALET,” ZOR GÖRÜRSÜNÜZ!..

ÖYLE DE OLUYOR ZATEN!..

Kuran’ı Kerim. Sure 24/Ayet 11:
Müminler arasında kötülük ve hayasızlığın yayılmasını isteyenler ve sevenler için dünyada da, Ahret’te de elim bir azap vardır. Allah bilir siz bilemezsiniz.

EDİRNE’NİN YOLLARI VE TRAFİĞİ

Altlarında son model bir araba, elektriklisinden.

Hafta sona ermiş, yorgunluk atacaklar, şöyle bir gezmeye çıkmış genç bir çift arabalarıyla, arkalarında bebek koltuğunda 5 yaşlarında çocuklarıyla birlikte.

Akşam saatleri, Huzurevi’nin önünde başlayan kuyruğun en sonundalar.

Bisikletle süzülüyorum, aralardan, olmadı kaldırımdan, bütün araçların yanından. Ben süzülerek ilerlerken yanımda milyonluk otomobiller sürünüyorlar adeta.

Trafik kilitlenmiş.

Birkaç dakikada ulaşıyorum Mimar Sinan Spor Salonu’nun yanına. Kavşakta trafik memurları yolu Erasta yönünde dubalarla kapatmışlar araçlara yol vermiyorlar.

Kavşakta tam bir kaos. Araçların büyük bir bölümü Erasta’ya gitmeye çalışıyor, trafik polisleri “yürüyün, yürüyün” diyerek eski SSK hastanesi yönüne itiyor trafik yoğunluğunu.

Trafik polisine yaklaşarak bilgi almaya çalışıyorum, nedir bu kaosun nedeni?

“Yoğunluk nedeniyle ışıklar yetersiz kalıyor ve kavşak her yönden kilitleniyor. O yüzden Erasta gidişini kapatarak açmaya çalışıyoruz kilitlenen trafiği.”

Otomobillerin homurtuları, motorların aralara sıkışması, kornalar, kornalar, kornalar. Kaos bir cehennem yaratıyor Erasta önünde. Uzmanlar uyarmıştı yıllar önce “Erasta yüzünden o kavşak cehenneme dönecek”. Haklı çıktılar.

Yirmi dakika sonra Huzurevi’nin önünde kuyruğun en arkasındaki araç geçiyor kavşaktan ancak. Genç çift gerilmiş, arkada küçük çocuk özel koltuğun arkasına dayamış başını. Daha küçük yaşta yorulmuş gibi. İlgiyle bakınıyor çevresine.

Otomobiller Edirne’yi yaşanmaz hale getirmeye devam ediyorlar.

Ya hafta içinde yaşananlar. Sabah çıkın hele 08.00 ile 09.00 arasında trafiğe de görün dünyanın kaç bucak olduğunu. Bütün kavşaklar kilitleniyor, açılır gibi olurken yeniden kilitleniyor. Olin de buna dahil.

Ya Kırklareli kavşağı ne demeli? Özel okullara çocuk gönderen aileler. Servislerde bunalan mini çocuklar, özel araçlarıyla tıkanan, adım adım ilerleyen trafikte okula, işe geç kaldığı için sıkıntı yaşayan anne babalar.

Edirne’de yaşamak zorlaşıyor günden güne. Açılan çevre yolları, yeni yerleşim yollarında devasa yollar çare olamıyor trafik cehennemine.

Alternatif ulaşım imkanları yaratmak zorunda ülkeyi yöneten merkezi iktidar ve kentleri yöneten yerel yönetimler.

Edirne için en etkili yöntem bisikletli ulaşım olacaktır. Hamdi, Recep görmezden geldi bakalım Filiz hanım duyacak mı sesimizi?