
İnsanlar, insan formunda kendini deneyimleyen, ilahi bir haikaktin bir parçası olduklarını gerçekten bilselerdi…
Hayatlarını sıradan bir TESADÜFLER ZİNCİRİ gibi görmekten vaz geçerlerdi.
Sabah uyandıklarında yeni bir günün YÜKÜNÜ değil, İLÂHİ BİR DENEYİMİN devamını karşıladıklarını HİSSEDERLERDİ!..
Yaşadıkları her olayın, her karşılaşmanın, her zorluğun ve her sevincin ruhlarının gelişmesi için tasarlanmış birer ilâhi mesaj olduğunu FARK EDERLERDİ.
O zaman başarısızlık bir son değil, bilincin gelişmesine açılan bir kapı olurdu. Kızgınlıklar bir caza değil, kalbi arındıran bir öğretmen olurdu. Kaybettiklerini sandıkları anlarda bile, aslında özlerine biraz daha yaklaştıklarını görürlerdi.
Çünkü bilirlerdi ki, deneyimleyen yalnız beden değil, BEDEN ARACILIĞIYLA KENDİNİ TANIYAN SONSUZ BİR RUHSAL HAKİKATTİR.
Bu idrak geldiğinde, kıyas biterdi; yıkıcı rekabet yerini, daha da gelişmek için iş birliğine bırakırdı. Sade, sakin, mütevazi, en az şeye ihtiyaç duyarak, en sağlıklı ve huzurlu yaşam tarzından ödün verilmezdi. Aşırı hevesler değil, denge ve tam kararında yaşamak seçilirdi. İnsan başkasına, (İnsan, hayvan, bitki, ağaç) baktığında, ayrı bir varlık değil, aynı özün farklı bir yansımasını görürdü.
“SEVGİ,” ARTIK ÇARPITILMIŞ EGO HEVESLERİYLE İLGİLİ DEĞİL, VARLIĞIN BİR OLUŞUNUN, DOĞAL BİR HALİ OLURDU.
Kuran’ı Kerim. Sure 7/Ayet 85:
Medyen kavmine de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik.
Onlar şöyle dedi:
“Allah’a ibadet ve itaat edin. O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. İşte size Rabbiniz tarafından bir mucize geldi. Artık ölçüyü ve teraziyi tam tutun; insanların eşyasına haksızlık etmeyin; yeryüzünü ıslahından sonra bozmayın. Eğer bana inanırsanız, şu söylediklerim sizin için hayırlıdır.
Bir yorumla:
Allah’a ibadet etmek: POZİTİF BÜTÜN DAVRANIŞLAR.
CÜMLE ALEME FAYDA ETMEK.