Kategori arşivi: Ekonomi

Çiftçiye zirai ilaç uyarısı

Edirne Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle buğday ve tüm bitkilerde yaşanan olumsuzluklara karşı ilaçlama arayışına giren üreticileri uyardı.
İl Müdürlüğü’nün açıklamasında ilaçlama yapılacak alan-larda arıcıların bilgilendirilmesinin de altı çizilerek şunlara yer verildi:


“İl Müdürlüğümüz, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürlüğümüz teknik ekiplerince buğday tarlalarında yapılan gözlemlerde; hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi sonucu buğday ve tüm bitkilerde fenolejinin normalden hızlı olduğu, üreticilerimizin bazı hububat alanlarında dar yapraklı yabancı ot mücadelelerini zamanında yapamadığı ve şimdi yapmaya çalıştığı, hastalık, yabancı ot ve böcek ilaçlarını birlikte karıştırarak uygulama yaptıkları gözlemlenmiştir. Bazı ekim alanlarında buğdayın çiçeklenme aşamasına geldiği ve bu tür ilaç karışımlarının buğdayda stresi arttırarak verim kayıplarına neden olabileceği unutulmamalı ve karışımlar yapılmamalıdır. Verim kaybı yaşanmaması ve doğal dengenin korunması için bu konuda hassasiyet gösterilmesi gerekmektedir.
ARICILAR
İlaçlı mücadele yapacak olan üreticilerimizin, ilaçlama yapılacak bölgedeki arıcılarımızı bilgilendirmesi ve ilaçlamalarını arıların aktif olmadığı saatlerde yapması gerekmektedir.”


JANDARMA’DAN BİLGİLENDİRME
Edirne İl Jandarma Komutanlığı Çevre Doğa ve Hayvanları Koruma Timi tarafından köylerde tarım ilaçlarının bilinçsiz ve yanlış kullanımına ilişkin bilgilendirmelerde bulunuluyor.
Edirne Valiliği İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün konuya ilişkin açıklamasında şunlara yer verildi:
“Edirne İl Jandarma Komutanlığı sorumluluk bölgesinde çevre, doğa ve hayvanların korunmasına yönelik çalışmalarına aralıksız olarak devam edilmektedir.
Bu kapsamda; Edirne İl Jandarma Komutanlığı Çevre Doğa ve Hayvanları Koruma Timi; İpsala ilçesi Yenikarpuzlu köyünde tarım ilaçlarının bilinçsiz ve yanlış kullanımına bağlı, bölgemizde meydana gelebilecek olası tarım ilacı zehirlenmelerinin önlenmesine yönelik; ilaçlama esnasında kişisel koruyucu maske ve kıyafet kullanımı, rüzgarlı havalarda tarım ilacı kullanılmaması ve tarım ilacı ambalajlarının araziye bırakılmasının canlılar üzerindeki olumsuz etkileri konusunda vatandaşlarımıza yönelik bilgilendirme faaliyeti icra edilmiştir.
Çevre, doğa ve hayvanların korunmasına yönelik çalışmalarımıza yine halkımızın desteği ile daha azim ve kararlılıkla devam edilecektir.”

‘Buğdayda alın terinin karşılığını verin’

Olgay GÜLER
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne eski Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açık, kapalı ve lisanslı depolarının geçtiğimiz yılın ürünüyle tamamen dolu olduğunu belirtip bakanlığı uyarırken, açıklanacak fiyat konusunda da çağrıda bulunup, “Şimdiden uyarıyorum; dünya fiyatlarının üzerinde bir fiyatla üreticimizin alın terinin karşılığını almamız lazım” dedi.
CHP’li Gaytancıoğlu, hasat zamanının yaklaştığı buğdaya ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. TMO’nun şu anda ülke genelinde depolarının geçtiğimiz yıl alınan buğdaylarla dolu olduğunu, bu stokun bir an önce eritilmesi gerektiğini dile getiren Gaytancıoğlu, açıklanacak fiyata da ayrı parantez açtı. Üreticinin buğdayı 10-11 liraya mal ettiğini, açıklanacak fiyatın bunun üstünde olması gerektiğini anlatan Gaytancıoğlu, hükümete bu noktada çağrıda bulundu.
‘BU ÜRÜNLER NEREYE KONULACAK?’
TMO’nun deposundan hükümete seslenen Gaytancıoğlu, “Arkamda gördüğünüz tepe aslında bir tepe değil. İçerisinde buğday var. Topraklar kazıldı kepçeler tarafından, içerisine buğday kondu, üzerine brandalar serildi ve kapatıldı. Ne zaman yapıldı bu iş? 2023’ün Temmuz ayında. Toprak Mahsülleri Ofisi’nin bütün depoları şu anda dolu. Açık depo, kapalı depo ve lisanslı depolar dolu. Bunu niye anlatıyorum? 2023 yılında Cumhuriyet tarihinin üretim rekorları kırılması gerekirken, ithalat rekorları kırıldı. Tam 11 buçuk milyon ton, yani Türkiye buğday üretimini yarısından fazla ithalat, 3 buçuk milyar dolar ödenerek, başka ülkelerden yapıldı, bizim buğdayımız da bu şekilde depolandı. 2 ay sonra buğday tarlaları hasat edilecek. Yani Mayıs ayından itibaren Çukurova’dan başlayarak Türkiye’nin tüm genelinde Temmuz’a kadar buğdaylar hasat edilecek. Bu ürünler nereye konulacak?” dedi.
‘ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞI ALINMALI’
Hükümetin buğdayda açıklayacağı alım fiyatı konusuna da dikkat çeken Gaytancıoğlu, “İkinci konu; Dünya’da gıda fiyatları düşerken Türkiye’de artıyor. Dünya’da şu anda buğdayın tonu 200 dolarda, yani yaklaşık 6.5 lira. Peki bizim üreticimiz kaç paraya mal etti? Şu anda buğdaya yapılan masraf en az 10 lira. Yani 12-13 lira bir para kazanması lazım kilogram başına. Şimdiden uyarıyorum; dünya fiyatlarının üzerinde bir fiyatla üreticimizin alın terinin karşılığını almamız lazım ama bu depoları da bir an önce eritmemiz lazım. Bu depoları eritemezsek ürünü koyacak yerimiz yok” diye konuştu.

Ette vaziyet vahim!

Türkiye’de köyden kente göç nedeniyle tarım nüfusu giderek yaşlanırken, Edirne’de 7 yıl önce bir grup arkadaşı ile “Genç Çiftçiler Derneği”ni kuran Egemen Ilgın, Avrupa Birliği’nin İstatistik Ofisi Eurostat’ın et fiyatlarına ilişkin şubat ayı rakamlarını hatırlatarak, küçük aile işletmeciliğinin desteklenmeden sorunun çözülmeyeceğini savundu. “Et’e gelen zamda Avrupa Birliği ülkelerini 30’a katladık ve et enflasyonunda Avrupa birincisi olduk” diyen Ilgın, ithalat yerine küçük işletmelerin desteklenmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın artan et fiyatları ile ilgili olarak değerlendirmede bulundu.


Avrupa Birliği’nin İstatistik Ofisi Eurostat’ın Şubat ayı-na ilişkin raporunda Türkiye’de et fiyat-larının şubatta yıllık bazda yüzde 100.4 arttığını ifade eden Ilgın “Et’e gelen zamda Avrupa Birliği ülkelerini 30’a katladık ve et enflasyonunda Avrupa birincisi olduk” dedi.
Ilgın, yaptığı açıklamada, “Bayramdan önce bir kez daha gördük ki ithal edilen hayvanlar et fiyatlarının düşüşünü sağlayamadı. Maalesef ithalat çözüm değil. Hayvancılık sektörü büyümüyor. Fiyatlar artıyor ama üretici de kazanamıyor, korkarım ki böyle giderse et fiyatı daha da artacak” şeklinde konuştu.
20 Nisan’da bu kez de Brezilya’dan 15 bin baş ithal hayvan geleceğine dair kamuoyunda bilgilerin dolaştığını ifade eden Ilgı,n “Küçük aile işletmeciliği desteklenmeden bu iş çözülmez” diyerek ithalat yerine küçük işletmelerin desteklenmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Artan maliyetlerin üreticiyi zorladığını ve borçlandırdığını da ifade eden Ilgın, “Üretici borçlarını ödemek için hayvanını kesime gönderiyor. Şöyle bi köylerimizde 10/15 yıl öncesine ve şimdiki hayvan sayısına bakalım, köylerde artık sığır çıkmıyor, sığırtmaç tutulmuyor. Hayvan sayısındaki düşüş ortada” diyerek yerli üretim bitince çarenin ithalatta arandığını söyledi.

Kasap: Utanıyorum!


CHP Edirne önceki dönem milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr.Okan Gaytancıoğlu, hayvan varlığının azalması, fiyatların aşırı şekilde artması yüzünden Türk toplumunun et yiyemeyen duruma geldiğini bildirdi. Gaytancıoğlu’nun görüştü kasap esnafı, “Bir kilo kıyma alan kalmadı. İnsanlar 100 liralık kıyma istiyor, utanıyorum. İnsanlar da utanıyor. Ne hale geldik” dedi.
Gaytancıoğlu, “Et yiyemeyen bir toplum olduk” başlığı ile sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında, “Çok değil bundan 3 sene önce 600-650 kg gelen 2 tane dana’yı 1 hafta içinde satabilen kasabımız, bugünlerde ayda 100-120 kg et satabildiğini söylüyor. Eskiden en az yarım kilo kıyma alabilen insanların artık 100 liralık kıyma istediğini ve isterken de utandığını söylüyor. Acaba ancak 100 liralık kıyma alabilen vatandaşlarımız mı utanmalı” ifadelerini kullandı.
Paylaşımında yer alan videoda kasaplığın zor bir meslek olduğuna dikkat çeken Gaytancıoğlu, köylerde hayvan kalmadığı için bulamadıklarını belirterek, “Kasaplara ithal et verseler fiyatlar düşer.Hep aracılara veriyorlar. O da yandaş firmalara veriyorlar” dedi.
Gaytancıoğlu’nun Meriç ilçesi Subaşı beldesinde görüştüğü “Gürcan Kasap” işletmesinin sahibi Turgay Gürcan da iki yıl önce dükkanını açtığı zaman 600-700 kilo gelen danayı bir haftada satarken, gelinen noktada 130 kiloluk hayvanı 10 günde bitiremediğinin altını çizerek şunları aktardı:
“Şimdi iki tane danayı bir ayda satamıyoruz. Utanıyorum. Bir kilo kıyma alan kalmadı. İnsanlar 100 liralık kıyma istiyor, utanıyorum. İnsanlar da utanıyor. Ne hale geldik!”

Ayçiçeği’nde ‘ekim’ uyarısı!

Olgay GÜLER
Trakya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı ve Bitki Islahı Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yalçın Kaya, geçen yıl yaz yağışlarını da alamayıp ürünü yüksek sıcaklıklara maruz kalarak verim kaybı yaşayan ayçiçeği üreticisine zamanında ekim çağrısı yaptı.
Edirne’de geçen yıl kışı kurak geçiren, yaz yağışlarını da alamayıp ürünü yüksek sıcaklıklara maruz kalan üretici, ayçiçeğinde verim kaybı yaşadı. Özellikle ürününü geç eken üretici olumsuz etkilenirken, bu kış mevsim yağışlarının zamanında düşmesiyle çiftçi umutlandı. Trakya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı ve Bitki Islahı Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yalçın Kaya, “Ayçiçeği, şu anda ekim nöbetinde. Şu anda ekim zamanı başladı. Artık geçen seneki yediğimiz kurağı da dikkate almamız gerekiyor. Çünkü geçen yıl hem buğdayda çok düşük verim elde ettik hem ayçiçeğinde çok düşük verim vardı. Belki 35-40 yılın en düşük verimleri elde edildi, 70-80 kilo alan yerler vardı. Bu anlamda üretici çok büyük sıkıntı yaşadı. Burada en büyük faktörlerden bir tanesi, kış yağışlarının yeteri kadar olmaması, topraktaki suyun azalması. Ama bu sene ayçiçeği sezonuna en azından bu anlamda umutlu giriyoruz. Çünkü yeteri kadar kış yağışları yağdı. Bu noktada da en önemli şeylerden bir tanesi, şu anda bayrama kadar bir yağış göstermiyor” dedi.


‘YÜZDE 80-90 ÇOK SICAK OLACAĞINI BİLİYORUZ’
Prof. Dr. Kaya, “Geçen sene aşırı sıcaklar, bitkinin danesini tamamen kuruttu. Çok cılız taneler ve yağ oranlarının da olduğu bir sezon geçirdik. Onun o sıcak periyoda gelmemesi için bizim mümkün mertebe erken ekmemiz lazım. Aslında geçen sene bu çok büyük tecrübe edildi. Edirne’de geçen sene mart ayında ekenler, 200 küsur külahlar aldı. Nisan ve mayıs ayında ekenler 50, 60, 80 kilolarda aldı. Bu durum, bu açıdan bize güzel bir tecrübe verdi. Mümkün olan, tarlaya girebildiğimiz en erken zamanda ayçiçeğini ekmeliyiz. Şu anda, bayrama kadar 1 hafta, 10 günlük bir hava var. Çiftçilere özellikle tavsiyem; bir an önce tarlalarını hazırlasınlar, bir an önce ekimlerini yapsınlar ki süt alım devresi o sıcak döneme denk gelmesin. Son zamanlarda iklimler de değişti. Ne zaman yağmur yağacağı, ne zaman sıcak olacağı açıkçası geçtiğimiz yılların tecrübelerine nazaran bir şey söyleyemiyoruz. Ama en azından temmuz ve ağustos ayında yüzde 80-90 çok sıcak olacağını biliyoruz” diye konuştu.
‘TOPRAK TAVI’ VE ‘KÖSE HASTALIĞI’ UYARISI
Prof. Dr. Kaya, “Şu anda tarlalar da yavaş yavaş hazır hale, tava gelmek üzere. Ekerken dikkat edecekleri en önemli şeylerden bir tanesi de çok fazla tavı kaçırmasınlar. Dediğimiz gibi bazen mildiyö ve benzeri problemler havalar soğuk geçtiği zaman olabiliyor. Mildiyö dediğimiz köse hastalığı, ayçiçeğinin en büyük problemlerinden. O yüzden eğer imkanları varsa, biliyorlarsa da mümkün mertebe mildiyönün yeni ırklarına dayanıklı çeşitleri eksinler. Erken ekimin iki tane problemi var açıkçası. İkincisi de yabancı ot problemi. Yabancı ot problemini ekim sonrası atılan iki tür herbisitle şu anda çözüyoruz. Bu anlamda orada sıkıntı yok. Bu yüzden tek problem, mildiyö ile ilgili. Burada yeni ilaçlar da çıktı. Firmalarına sorsunlar; bunlar gerçekten o yeni ilaçlarla ilaçlanmış mı? Ona dikkat etsinler. Onun haricinde mümkün mertebe, en erken zamanda en azından bayrama kadar eksinler diye söyleyebiliriz” dedi.

‘İYİ BİR SEZON OLACAK, UMUTLUYUZ’
Edirne merkeze bağlı Büyükismailçe köyünde üreticilik yapan Mehmet Üner, “Yeni sezondan beklentimiz, verim. İyi bir yıl geçmesini diliyoruz. Şu anda tav yerinde, toprak hazırlığı güzel oldu, otla mücadelemizi yaptık, ilacımızı attık. Hayırlısıyla iyi bir sezon olacak, umutluyuz. Dönemsel olarak kış ayında yağışlarımızı aldık ama toplamda yine biraz eksiğiz. İnşallah nisan ayıyla birlikte düşecek yağmurlarla umudumuz daha da artacak. Çünkü yağışın olduğu yerde, her zaman verim artar. Doğal olarak önemli olan yağışları bekleyeceğiz artık” diye konuştu.
Değirmenyeni köyü çiftçilerinden Kani Güner de tarlalarını hazırlayıp, ekimlerini yaptıklarını belirterek, “Elimizden geleni yapıyoruz. Hava da yağışlı giderse, emeklerimizin karşılığını alacağız. Bu yıl da biraz yağış aldık ama artık ekimden sonra iyi bir yağış bekliyoruz. Geçen sene biraz verim düşüklüğü olmuştu” dedi.

‘Boş tencere sandığı vurdu’

Birleşik Kamu-İş , 31 Mart yerel seçimlerinde halkın uzun süredir artan ekonomik zorluklara ve sosyal adaletsizliklere ana muhalefet partisini birinci seçmesiyle cevap verdiğini kaydetti.
Birleşik Kamu-İş Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Koç, “Boş tencere sandığı vurdu2 başlıklı haberinde, “Yurttaşlar; laikliğe aykırı uygulamalara, cemaat ve tarikatlara, halka üstten bakan yöneticilere, gelir ve servet dağılımındaki bozulmaya, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, bizlere emanet ettiği çağdaş, laik, demokratik Cumhuriyete ve kazanımlarına her koşulda sahip çıkmak için demokratik tepkisini göstermiştir” diyerek şunlara yer verdi:.
“İstanbul ve Ankara başta olmak üzere ülkemizin diğer illerinde iktidarın büyük bir hezimete uğraması aslında açlığın ve yoksulluğunu sandıklara yansımasıdır.


Kulağı her zaman halkta olan Birleşik Kamu-İş olarak altını çizmek isteriz ki bu seçim sonuçlarında ekonomi birincil etken olmuştur.
Seçimden önce iktidarın; devlet olanaklarını, devleti temsil eden bürokratları ve bakanları kampanyasına dahil etmesine rağmen aldığı bu hezimetin, konfederasyon olarak bizim seçimden hemen önce söylediğimiz “emekçinin derdi seçim değil geçim” başlığındaki açıklamamızda saklıdır.
Bilindiği üzere; Türkiye’de emeğiyle çalışan nüfusun büyük oranı asgari ücret ve onun çok az üstündeki bir maaş bandına sıkıştırılmış, gündelik ihtiyaçlarını bile gideremez bir yaşama mahkûm edilmiştir. Temel gıda fiyatlarında bile durdurulamaz artış, her seçim öncesi bir yerlerde gaz bulunduğu söylenmesine rağmen giderek kabaran faturalar, ülke genelinde bırakın ev sahibi olmayı kira ödeyebilmenin bile zenginlik göstergesi sayıldığı bir tabloda, halka çözüm sunmak yerine ‘sabır’ tembihleyenler, bu seçim sonuçlarıyla birlikte halkta sabır kalmadığı gerçeğiyle yüz yüze gelmiştir.
Yıllarca çalışıp artık rahat bir nefes alması gereken emeklilerimiz, açlıkla sınanmaktadır.
Cumhur İttifakı’nın ülkede nüfusu en yaşlı ilk 10 kentte sadece 2 belediye kazanması ve 8 belediyeyi ana muhalefetin alması, tek başına emeklilerin iktidardan artık umudu nasıl kestiğinin göstergesidir.
Kamu emekçisi için de aynı durum geçerlidir.
Her zaman emeğin onurunu savunan Birleşik Kamu-İş olarak altını önemle çiziyoruz: bu koşulları sağlamayan ya da başa gelirse bu koşulları derhal sağlayacağının sözünü vermeyen hiçbir siyasi partinin önümüzdeki hiçbir seçimden umduğu sonucu alması mümkün değildir. Çünkü başta kamu emekçisi olmak üzere tüm emekçiler ve emekliler için bıçak kemiğe dayanmakla kalmamış, kesmeye başlamıştır!”

Üreticiye ‘IPARD’ desteği

Olgay GÜLER
Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nde, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından sürdürülen ve bu yıl Edirne’de ilk kez uygulanan IPARD III Destek Programı tanıtımı gerçekleştirildi.
Edirne dâhil olmak üzere 81 ilde uygulanan IPARD lll Destek Programı’nın tanıtımı Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde toplantı düzenlendi. İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt ile çok sayıda kurum temsilcisiyle üreticinin katıldığı toplantı İstiklal Marşı’yla başladı.


‘PROJELERE DESTEK VERİYORUZ’
Toplantıda konuşma yapan Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü İl Müdürü Atilla Bayazıt, kırsala önem verdiklerini belirtip, bu yıl ilk defa yapılacak olan IPARD desteğinin önemine vurgu yaptı. Bayazıt; “Bakanlığımız kırsala çok önem vermekte ve kırsal alanlara yönelik bir dizi hibe destek programları uygulamaktadır. Bunlar özellikle uzun yıllardır İl Tarım Orman Müdürlüğümüz tarafından uygulanan Kırsal Kalkınma yatırımları destekleme programlarını örnek verebiliriz. Bu yıl ilk defa ilimizde de uygulanacak olan IPARD programı da önemli bir örnek. Kırsal Kalkınma yatırımları destekleme programı 2 kısımdan oluşmaktadır. Bu kısımlar, tarıma dayalı ekonomik yatırımların desteklenmesi, diğeri ise kırsal ekonomik alt yapı ekonomisinin desteklenmesinden oluşuyor. 3 Ocak tarihinden itibaren bu desteklere müracaat işlemleri başladı ve 29 Mart tarihinden itibariyle de sonuçlandı. Bu süre zarfı içerisinde uygun bulunan 45 proje değerlendirme aşamasında. Müdürlüğümüz tarafından değerlendiriliyor ve akabinde Tarım Orman Bakanlığımıza göndereceğiz. Bu desteklere biz Edirne İl Tarım Orman Müdürlüğü olarak 2007 yılında başladık. 2024 yılına, yani bugüne kadar 150 tane projeye destek verdik. Toplam bu 150 projenin tutarı, 75 milyon 90 bin TL’dir. Bu yılda 45 tane daha proje değerlendirme aşamasında. İnşallah bu projeleri de yakın zamanda değerlendirerek sonuçlandıracağız” dedi.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Çanakkale İl Koordinatörü Hasan İskender de, sunum tanıtımı öncesi yaptığı konuşmasında IPARD desteğinin sektörlere göre dağılımını ve işlevinin altını çizdi. İskender, “Bu destek programını başlattığımız zaman ilk olarak 20 yıla veriliyordu. O dönemin sosyal gelişmişliğine göre seçilmişti. Sonradan buna 22 il daha eklenerek 42 ile çıkartıldı. Trakya bölgesinden de çok fazla talep vardı. Bu yıl Edirne’de bunu destek programının ilkini gerçekleştiriyoruz. Avrupa Birliği’nde çok farklı destek fonları olsa da biz daha çok çiftçiye ve tarım özel sektörüne destek veriyoruz. Bir yenilik olarak ise bu yıl Ziraat Odaları da proje başvurusu yapabilecekler. Bu yaptığımız destekleri, hayvancılık dışında a’dan z’ye her şekilde gerçekleştiriyoruz. Verdiğimiz desteklerin bazıları da, sütün toplanması ve işlenmesi, et sektöründe ise kesilmesi ve işlenmesi, meyve ve sebzenin soğuk havaya girmesi, soğutulması, paketlenmesi şeklinde destekler veriyoruz. Kırsal programımızda ise bitki açısından örneğin, süs bitkileri, fide bitkileri, mantarcılık, ikinci konu olarak arıcılık ve ortak kooperatiflere makine desteği şeklinde gerçekleşiyor. Bu ve bunun gibi birçok konuda destek veriyoruz. Proje desteği verirken bir puanlama mantığımız var ve mümkün olduğunca ilgili kişilere gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.

İhracatta artış, ithalatta düşüş

Edirne’de ihracat 2024 yılı Şubat ayında 2023 yılının aynı ayına göre %31 artarak 8,9 milyon dolar, ithalat %-39 azalarak 8,4 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Şubat 2024 Dış Ticaret İstatistikleri’ni paylaştı. Türkiye genelinde Şubat ayında genel ticaret sistemine göre ihracat %13,6, artarken, ithalat %9,2 azaldı. TÜİK Edirne Bölge Müdürlüğü Trakya’daki 3 il’e ilişkin rakamları şöyle paylaştı:
“Edirne’de ihracat 2024 yılı Şubat ayında 2023 yılının aynı ayına göre %31 artarak 8,9 milyon dolar, ithalat %-39 azalarak 8,4 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Tekirdağ’da ihracat 2024 yılı Şubat ayında 2023 yılının aynı ayına göre %-1,5 azalarak 242,9 milyon dolar, ithalat %-7,3 azalarak 214,6 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Kırklareli’nde ihracat 2024 yılı Şubat ayında 2023 yılının aynı ayına göre %3 artarak 30,6 milyon dolar, ithalat %-8,8 azalarak 14,6 milyon dolar olarak gerçekleşti.
TÜİK’in ülke geneline ilişkin olarak paylaştığı istatistikler özetle şöyle:
“Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2024 yılı Şubat ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre %13,6 artarak 21 milyar 82 milyon dolar, ithalat %9,2 azalarak 27 milyar 853 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Ocak-Şubat döneminde ihracat %8,5 arttı, ithalat %16,0 azaldı
Genel ticaret sistemine göre ihracat 2024 yılı Ocak-Şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %8,5 artarak 41 milyar 78 milyon dolar, ithalat %16,0 azalarak 54 milyar 33 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Dış ticaret açığı Şubat ayında %44,2 azaldı
Şubat ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre %44,2 azalarak 12 milyar 130 milyon dolardan, 6 milyar 771 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Şubat ayında %60,5 iken, 2024 Şubat ayında %75,7’ye yükseldi.
Dış ticaret açığı Ocak-Şubat döneminde %51,0 azaldı
Ocak-Şubat döneminde dış ticaret açığı %51,0 azalarak 26 milyar 419 milyon dolardan, 12 milyar 955 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Ocak-Şubat döneminde %58,9 iken, 2024 yılının aynı döneminde %76,0’a yükseldi.
Şubat ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu

Şubat ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 722 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 332 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 158 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 73 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 66 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın %30,1’ini oluşturdu.
Ocak-Şubat döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 3 milyar 484 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 2 milyar 536 milyon dolar ile ABD, 2 milyar 169 milyon dolar ile Irak, 2 milyar 156 milyon dolar ile İtalya ve 2 milyar 88 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın %30,3’ünü oluşturdu.
İthalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı
İthalatta Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Şubat ayında Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 4 milyar 27 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 434 milyon dolar ile Çin, 2 milyar 218 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 543 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 337 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın %45,1’ini oluşturdu.
Ocak-Şubat döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 8 milyar 352 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 6 milyar 327 milyon dolar ile Çin, 4 milyar 135 milyon dolar ile Almanya, 2 milyar 739 milyon dolar ile ABD, 2 milyar 730 milyon dolar ile İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın %44,9’unu oluşturdu.”

Örtü altı üretime can suyu!

Olgay GÜLER
Edirne Valiliği tarafından hayata geçirilen ‘Örtü Altı Alanların Revizyonu ve Sera Kurulumu’ projeleri kapsamında kentteki üreticilere 40 adet seranın dağıtımı yapıldı.
Edirne Valiliği İl Tarım Müdürlüğü tarafından geçtiğimiz yıl ‘Örtü Altı Alanların Revizyonu’ projesi kapsamında 84 üreticinin seraları yenilendi. Söz konusu projenin ardından Tarım İl Müdürlüğü ‘Sera Kurulumu’ projesi hayata geçirdi. Proje kapsamında kentteki 40 üreticiye dün 40 adet sera dağıtıldı. Projeden faydalanan üretici Münüre Güler’in serasında gerçekleştirilen programa Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal ile üreticiler katıldı.


‘ÜRETİMİMİZİ ARTTIRMAYI HEDEFLİYORUZ’
Programda konuşan üretici Münüre Güler, 1996 yılında başladıkları seracılık faaliyetlerini devlet desteğiyle projelendirerek yavaş yavaş büyütüp bugünlere geldiklerini söyledi. Güler, “Bugün yaklaşık 6 dekar kapalı alan, 12 dekar açık alan olmak üzere yaptığımız üretimlerle kendi yetiştirdiğimizi ürünlerimizi yerel pazarlarda halkımızın beğenisine sunmaktayız. Bugün, aile işletmesi olarak bugünlere gelişimizdeki süreçte eşim ve oğluma desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Bu işin devamlılığını sağlamak, kalitesini arttırabilmek ve halkımıza daha iyi hizmet sunabilmek için oğlumuzu da ziraat mühendisliğine yönlendirerek, pratik ve akademik bilgiyi birleştirerek bugünlere getirdik. Bu yeni projelerle üretimimizi bir adım daha ileriye taşıyarak kentimizdeki üretimi arttırmayı hedefliyoruz” dedi.


‘AMACIMIZ 100 BİN METREKARE ÖRTÜ ALTI ÜRETİM ALANI’
Tarım İl Müdürü Atilla Bayazıt da, kentteki örtü altı üretim alanının proje başlamadan önce 46 bin 261 dekar olduğunu hatırlatarak, “Bu projeye başlamadan önce örtü altı üretim alanımız 46 bin 261 metrekareydi. Bu projeyle beraber örtü altı üretim alanımız 69 bin 267 metrekareye yükseldi. Bugün de sizlerle beraber teslimini gerçekleştireceğimiz sera kurulumu projesinde 256 metrekarelik 40 adet seranın kurulumu tamamlandı. Bunun 24 tanesi merkez ilçemizde, 16 tanesini de Keşan ilçemizde yer aldı. Amacımız kendi kendine yeter il haline yeter hale gelene kadar bu miktarı artırmak. Hedefimiz 100 bin metrekare örtü altı üretim alanı” şeklinde konuştu.
AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal ise Edirne’nin bir tarım kenti olduğun hatırlatarak, “Hükümet olarak bu verimli toprakları daha verimli hale getirmek için inanılmaz mücadele veriyoruz ve destekte bulunuyoruz. Hedefimiz daha fazla tarım alanını suyla buluşturmak. Hamzadere Barajı tamamlanmak üzere. Çakmak Barajı’nda da çok yakında alanları sulamaya açacağız. Çömlekköy Barajı’nın ihalesini yaptık, çalışmalar başladı. Edirne insanı çok çalışkan, fırsat verildiğinde hayata geçiriyorlar. Kendi kendine yetmemiz gerekiyor. Bunun ötesinde Edirne’nin İstanbul gibi yanı başında olan büyük bir pazarı var. İnşallah bu verdiğimiz desteklerle bunu başaracağız” ifadelerini kullandı.


‘NE KADAR KAYNAK YÖNLENDİRSEK AZ GELİR’
Edirne Valisi Yunus Sezer de, kentin sebzecilik ve örtü altı üretimde yetersiz düzeyde olduğuna vurgu yaptı. Sezer, “Geldiğimden beri hep Karaağaç bölgesini anlatıyorlar, ‘İstanbul’u beslerdi’ diye. Kamyonlarla sebzeler her sabah yola çıkar İstanbul hallerine giderdi diye. Şimdi pazarı gezdiğimde genelde şu anda Antalya’dan geldiğini söylüyorlar. Bu bizim ilimizi açısından üzüntü verici bir durum. Demek ki sebzecilik noktasında kaybımız var bunu telafi etmemiz gerekiyor. Bunu da modern teknolojilerle yapmamız lazım. Tarım müdürümüz 80 dekar alandan bahsediyor örtü altı üretimle ilgili bu çok az. Gerçekten de bugün Antalya’da sadece bir üreticinin 100 dekar alanda üretim yaptığını görüyoruz. Bizim bu noktada almamız gereken çok yol var. Bugün 40 seranın dağıtımını yaptık, mevcut olanların da yenilenmesi işini yaptık. Bu sene de programımıza şunu koyduk, 30 sera ve Uzunköprü’de atıl durumda olan 30 serayı geri kazandıralım diye. 60 seranın bu sene çiftçilerimizle buluşturacağız. Bununla ilgili olarak bütün kaynaklarımızı yönlendirsek bu bile az gelir. Bu konuda da çiftçilerimiz hangi desteği istiyorsa, o noktada destek olmaya hazırız” dedi.


Konuşmaların ardından hak sahiplerine seraların dağıtımı gerçekleştirildi.

‘Seçim değil geçim derdindeyiz’

Birleşik Kamu İş MYK Üyesi Mehmet Koç, Türkiye yüzyılına, kaynak yetersizliğine, refah artışına, TÜİK verilerine, enflasyon rakamlarına, ileriye dönük hayali vaatlere inanmadıklarını belirterek, seçimden sonra açlık ve yoksulluğun daha da artacağını söyledi.
Koç,” Seçim derdinde değil geçim derdindeyiz” başlıklı paylaşımında, “Ülkemizdeki ekonomik kriz, açlık, yoksulluk, işsizlik ve yüksek enflasyon 31 Mart yerel seçimlerinin önüne geçmiştir. Seçimden sonra açlık ve yoksulluk daha da artacaktır. Ülke ekonomisinin seçimle değişmeyeceğini biliyoruz ve farkındayız. Bu nedenle asgari ücretli, memur ve emekli seçim değil geçim derdindedir” diyerekz şunlara yer verdi:
“31 Mart sonrasına ertelenmiş birçok zammın olduğunun farkındayız. Başta elektrik ve doğalgaza yüksek zamlar yapılacak ve bu durum en çok alt ve orta gelirli kesimleri etkileyecektir. Şekerden yağa, etten benzine her kalemde günlük fiyat artışları yaşanmaktadır.
Ekonomik krizin doruğa ulaştığı ve yıkıcı etkilerinin ciddi şekilde hissedildiği yıllar geride kalmamış; işçi, memur ve emeklilerin yıllık zam oranları, büyük ölçüde açlık ve yoksulluk sınırı altında kalmıştır. Temel tüketim ürünlerine peş peşe gelen zamlarla halkın satın alma gücü, daha önce hiç olmadığı kadar düşmüştür.
Siyasal iktidarın 22 yıllık politikaları ülkemizi iflasın eşiğine getirmiştir. Ekonomi her geçen gün kötüye gitmekte, döviz sürekli yükselmekte, art arda zamlar yapılmaktadır. Toplumun büyük bir bölümünü oluşturan üretici, esnaf, emekli, memur, işçi gelecekten umutsuz hale getirilmiştir.
TÜİK’e göre kişi başına düşen milli gelir 13 bin 110 dolar olmuştur. Oysa ki;emeğiyle geçinen 10 milyon asgari ücretli aylık 524 dolar, 6 milyon emekli 308 dolar ve yüz binlerce memur 995 dolar maaş almaktadır. Üzülerek belirtiyoruz ki milli gelirden emeklilere yıllık sadece 3 bin 696 dolar düşmektedir.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde memurlara vaatler verilmiş ancak seçim sonrasında memur yok sayılmış ve görmezden gelinmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde verilen vaatlerin ucunun açık olduğunu ve ileriye dönük bırakıldığını hatırlatıyor, yerel seçimler öncesinde talep ve isteklerimizi yeniden açıklıyoruz:

  1. dereceye gelmiş tüm kamu görevlilerine 3600 ek gösterge verilmeli, fiili hizmet zammı ayrımsız bir şekilde tüm İtfaiye ve Zabıta personeline yansıtılmalı, disiplin affı bir an önce çıkarılmalı, gelir vergisi %15’e sabitlenmeli, 8.077 TL tutarındaki ek seyyanen ödeme emeklilik koşullarına da yansıtılmalı ve emekli memurlara da verilmeli, birikimli enflasyonun yüzde 15’i aştığı aydan itibaren enflasyon farkı maaş ve ücretlere aylık olarak yansıtılmalıdır.
    Türkiye yüzyılına, kaynak yetersizliğine, refah artışına, TÜİK verilerine, enflasyon rakamlarına, ileriye dönük hayali vaatlere inanmıyoruz!”