Kategori arşivi: Ekonomi

Çiftçi ‘yıl’ istemiyor!

CHP önceki Dönem Edirne Milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç Dr. Okan Gaytancıoğlu, emeklilerin halini görünce çiftçilerin daha büyük bir endişe içine girdiğini belirterek, çiftçiye bir dokunduklarında bin ah işittiklerini söyledi. Havsa ilçesinde Gaytancıoğlu’nun sorusu üzerine iki çiftçi bu girdilerle bu yükün altından kalkmalarının imkansız olduğunun altını çizerken, “2025 Yılı’nı galiba ‘Çiftçi Yılı’ ilan edeceklermiş. Emekliler gibi bizi de götürmesinler. Sakın, sakın” ifadelerini kullandı.
CHP önceki Dönem Edirne Milletvekili Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından “Emeklilerin Halini Görünce Çiftçi Daha Büyük Bir Endişe İçine Giriyor” başlığı ile gerçekleştirdiği paylaşımda, “2024 yılı Emekli Yılı ilan edilmişti. Emeklilerin neredeyse tamamına yakın bir bölümü açlık sınırının altında maaş alıyor. 13 milyon emeklinin maaşı ise aylık 10 bin TL. Yani emeklilerimiz perişan..
Kuzucu köyümüzden Selami Öztürk ve Mehmet Özcan duyduk ki 2025 çiftçi yılı ilan edilecekmiş. Sakın böyle bir açıklama yapmasınlar biz zaten zor durumdayız, daha da zora girmek istemiyoruz dediler” dedi.
Gaytancıoğlu, paylaşımında görüştüğü üreticilerin konuşmalarını da aktardı.


Selami Öztürk isimli üretici, aşırı girdilerle zaten bu işin yapılmayacağının belli olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Geçen yıl 20 liraya aldığımız çektik tohumu şu anda 70 lira. Piyasada da gitgide yükseliyor. Mazot fiyatları bir hayli yükseldi. Geçen yıl 16 lira olan mazot fiyatları 45 liraya dayandı. Gübre fiyatları katladı. İlaç fiyatları katladı. Borçlar arttı. Çiftçi bunların altından bu girdilerle kalkması imkansız. Sakın sakın ‘Çiftçi Yılı’ ilan edip emekliler gibi bizi de götürmesinler. Gümrük vergilerini çok düşürmeleri yaramadı. Üretiyoruz satamıyoruz. Buğday üretiyoruz dışarıdan. Çeltik üretiyoruz dışarıdan.Mısır üretiyoruz dışarıdan. Geçen sene mısır üreticilerinin halini gördünüz. Mısır önceki yıl 6 liraydı. Bu yıl da 6 lira. Ne diyorlar bize ekmeyin kardeşim. Biz dışarıdan alırız. Bu güzelim coğrafyada, her şeyin yetiştiği coğrafyada bu kadar yanlış tarım politikalarıyla bu işler nereye gidiyor bilmiyoruz. Bu ülke kuruluş yıllarında kalkınmanın temellerini tarımla atmış.Tarımla biz bu noktalara gelmişiz. Bir sürü fabrikalar açılmış. Tarımı bu kadar dışlarsak ne olacak bu ülkenin hali.
Mehmet Özcan isimli üretici de köylerinde hayvancılığın bittiğinin altını çizerek şunları kaydetti:
“Geçen sene her hanede 5’er tane hayvan vardı. Şimdi 5 hanede hayvan kaldı. 100 süt döküyorduk ayda, şimdi 3 ton süt döküyoruz. Çok kötü.Yem girdileri çok pahalı. Tarımdan da zaten zordayız.

Uzunköprü OSB’de mutlu son!

Olgay GÜLER
Edirne’nin Uzunköprü ilçesine bağlı Kavacık Köyü sınırlarına yapılmak istenen, itiraz üzerine revizyona gidilen Organize Sanayi Bölgesi (OSB) projesi için ilçedeki Atatürk Mahallesi ve Çöpköy Mahallesi’nin olduğu bölgede, Uzunköprü Belediyesi tarafından yaklaşık 3 bin 500 dönümlük alan tespit edilerek ihalesi yapıldı.
Uzunköprü’nün Kavacık köyü merasında yapılması planlanan Karma Organize Sanayi Bölgesi’ne köylüler ve çevreciler 2019 yılında karşı çıktı. OSB’nin kurulacağı bölgenin orman arazisi olduğunu belirten köylüler, bölgenin göletleri, içme suyu havzası ve 14 bin dönüm sulu ve kuru tarım arazisine zarar vereceği gerekçesiyle harekete geçti. Köylüler, uzmanların bölgeye kurulacak bir OSB’nin ağır tahribata yol açacağını bildirmesi üzerine, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hakkında dava açtı. İlerleyen süreçte iki ayrı davada da yürütmeyi durdurma kararı alan köylülerin mera alanlarının çevre düzeni planına OSB olarak işlenmesine yönelik Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca yapılan plan değişikliğine itirazı da Danıştay 6’ncı Dairesi’nce haklı bulundu.


YER DEĞİŞİKLİĞİ YAPILDI
Yaşanan gelişmeler üzerine Edirne Valiliği, bölgeye yapılacak OSB için projede değişikliğe gitti. Uzunköprü Belediyesi yapılmak istenen OSB için Atatürk Mahallesi ve Çöpköy Mahallesi’nin olduğu bölgede 3 bin 500 dönümlük alan tesis etti. Konu dün İl Genel Meclisi gündemine geldi. Mecliste söz konusu OSB’nin müteşebbis heyetine 7/15 oranında katılınmasını öngören madde görüşüldü.


‘8 YIL KAYBETTİK’
Konuyla ilgili söz alan İl Genel Meclisi’nin CHP’li üyesi Mustafa Üstün, Uzunköprü OSB’de yaklaşık 8 yıllık bir süre kaybı yaşandığına dikkat çekerek; “2017 yılında OSB’ye yönelik bir müteşebbis heyetimiz kuruldu. Onunla ilgili yaklaşık 8 yıllık bir zaman kaybettik. Yer tespiti ile ilgili bir hatadan dolayı, ister istemez Kavacık’ta yaşayan arkadaşlarımızın yaşam alanına girildiği için, süreç mahkemelik oldu. 2021 yılında Ankara’da sayın Milletvekilleri Fatma Aksal, Okan Gaytancıoğlu, Orhan Çakırlar ve Belediye Başkanımız Özlem Becan ile gittiğimizde, Fatma Hanım bizi Ticaret Bakanlığı’ndan yetkililerle görüştürdü. Orada bir söylem vardı; ‘Devlet hiçbir zaman davalık olan bir yere yatırım yapmaz’ yani aklıselim bakıldığında doğruydu” dedi.
‘BAKANLIK ONAYINDAN SONRA UZUNKÖPRÜ OSB’SİNE KAVUŞACAK’
OSB’nin altyapı projelerinin tamamlandığını ifade eden Üstün; “Uzunköprü, 7 yıl gibi bir zaman kaybetti. Sonrasında Atatürk Mahallesi ve Çöpköy Mahallesi’nin olduğu bölgede, Uzunköprü Belediyesi tarafından yaklaşık 3 bin 500 dönümlük bir alan tespit edildi. Yerin niteliği meraydı, onunla ilgili imar görüşleri alındı, yol, su, elektrik ve doğalgaz projeleri yapıldı. Sayın Valimiz ile görüştüğümüzde de ihalesinin yapıldığını öğrendik. Artık kısmetse Uzunköprü OSB’sine kavuşuyor. Ama yerin mera vasfı olduğu için mecburen vasıf değişikliği yapılması gerekiyor. Kısmet olursa sayın Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı pazartesi günü Edirne’yi ziyaret edecek. Dosyamız Tarım ve Orman Bakanlığında, bakanlık tarafından onay çıktıktan ve nitelik değişikliği yapıldıktan sonra, OSB Uzunköprü’ye hayırlı olsun diyebiliriz arkadaşlar” şeklinde konuştu.

Kapıkule’de ihracat gözlemi!

Olgay GÜLER
Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, yurtdışı ticaretin önemli noktalarından Kapıkule Sınır Kapısı’nda incelemede bulunup, gümrüklerde yaşanan yoğunluklarla ilgili bilgi aldı.


Bakan Yardımcısı Uçarmak, beraberinde TİM Başkanı Mustafa Gültepe ve Gümrükler Genel Müdürü Mustafa Gümüş ile birlikte Edirne’den Bulgaristan’a açılan Kapıkule Sınır Kapısı’nda inceleme-lerde bulundu. Edirne Valisi Yunus Sezer’in karşıladığı heyet sınır kapısında düzenlenen toplantıyla, gümrüklerde yaşanan yoğunluklar ve sınır kapılarının son durumları masaya yatırıldı. Sınır kapılarındaki giriş ve çıkış istatistiklerinin de konuşulduğu toplantıda, yurtdışında yaşayan gurbetçilerin yaklaşan tatil sezonları nedeniyle gümrüklerde oluşturacakları olası yoğunluk da ele alındı.
Basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantının ardından Bakan Yardımcısı Uçarmak, kentten ayrıldı.

Selvi Tava Ciğer Izgara açıldı

Nurşen Gül ÖZ
Selvi Tava ciğer ve ızgara Necmettin Kalyoncu ve Bülent İlhan ortaklığında, Şükrüpaşa Mahallesi Tema Park’ta ikinci şubesini açtı.
Selvi Tava Ciğer ve Izgara’nın yeni şubesi dün Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sezai Irmak’ın yanı sıra çok sayıda davetlilerin katılımı hizmete açıldı.


Açılışta konuşmasını yapan işletme ortaklarından Necmettin Kayyoncu, “Kaliteden ödün vermeden müşterilerimize hizmet etmeye devam ediyoruz. Bu günde ikinci işletmemizin açılışını gerçekleş-tiriyoruz. Davetimize icabet edip yanımızda olan herkese çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Edirne Valisi Yunus Sezer, “Edirne’mizde böyle işletmelerin artarak devam etmesini tek dileğimiz. Kentimize gelen turist sayısı her geçen gün artmakta.Bu yüzden de marka değeri olan işletmelerimizinde her geçen gün bizim için önem arz etmekte. İşletmelerimiz arttıkça istihdam sahamızda işsiz sayımızda azalıyor bu da şehrimiz için önem arz etmekte dedi ve Yeni açılan bu güzel işletmemizin kentimiz için hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.
Tarihi ve kültürel zenginlikleri ile bilinen Edirne’nin damak tadını özenle hazırladıkları geleneksel tava ciğeri nefis ızgara seçenekleri geniş bir yelpazede sunacak olan Selvi Tava Ciğer ve Izgara’nın sahiplerini kutluyoruz.

‘Ayçiçeği üretimini artırmak şart’

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, başta Edirne olmak üzere ayçiçeği üretiminde ekim döneminin başladığına dikkat çekerek, “Halkımızın en çok tükettiği yağ olan ayçiçek yağında görülen bu fiyat artışını kontrol edebilmek ve dışa bağımlılığımızı azaltmak için ayçiçeği üretimimizi artırmamız şarttır” dedi.


Ülke genelinde 59 şehirde ayçiçeği üretimi yapıldığını söyleyen Bayraktar, ayçiçeği üreticilerinin sorunlarını yaptığı açıkla-masıyla değerlendirdi.
Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü;
“Ülkemizde 59 şehirde ayçiçeği üretimi yapılıyor. Ayçiçeği üreten şehirlerin başında gelen Edirne’yi Adana, Tekirdağ, Kırklareli ve Konya takip ediyor.
Bugünlerde havaların ısınmasıyla toprak tava geldi ve ayçiçeği tohumları toprakla buluşmaya başladı.Belirsizlik ve isteksizlikle başlayan ekimlerde, maliyetlerdeki artışlar çiftçilerimizi düşündürüyor.Son bir yılda mazotta yüzde 105’e, gübrede yüzde 36’ya varan artışlar yaşandı. Hasada kadar daha ne kadar artacağı da belli değil.
Çiftçilerimiz, fiyat belirsizliği, girdi fiyatlarının sezon boyunda tahmin edilememesi, doğal afet ve benzeri birçok riskle ekim yapıyor. Çiftçilerimiz ekim yaparken sezon süresince kullanacağı gübreye, mazota ne ödeyeceğini önceden bilmelidir.
Ayçiçeği ekim alanlarının artmasındaki önemli etken fiyat politikasıdır. Çiftçilerimiz ekim zamanı elde edeceği ürünün fiyatını bilerek ekime karar verebilmelidir. Ayçiçeğine verilen prim, gübre ve mazot destekleri de en az girdi enflasyonu oranında artırılmalıdır. İç piyasada üretici fiyatlarını etkileyecek düşük gümrük vergi oranları ile yapılan ithalata izin verilmemelidir.”
“Ayçiçeğinde üretim tüketim kadar artmıyor”
“Halkımızın temel gıda maddelerinden olan ayçiçek yağında üretimin artırılması dışa bağımlılığın azaltılması için önemlidir.2018 yılında 1,95 milyon ton olan ayçiçeği üretimi son 5 yılda yüzde 12,7 oranında artarak 2023 yılında 2,2 milyon ton seviyesine yükseldi.
Geçtiğimiz yıl ayçiçeği ekim alanlarında yaşanan azalış üretime yansıdı ve üretim bir önceki yıla göre yüzde13,8 oranında geriledi.Artan nüfusa paralel olarak kişi başı tüketim de yıllar itibarıyla artış göstererek, 2022 yılında kişi başı tüketim56,5 kilogramla son 20 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.”
“Halkın en fazla tükettiği ayçiçek yağında ihtiyacın yarısı ithalatla karşılanıyor”
“Ülkemiz sıvı yağ tüketiminin yüzde 80 gibi büyük bir oranını ayçiçek yağı oluşturuyor. Ayçiçeğinde yeterlilik oranımız yüzde 51,3’tür.
Ürettiğimiz ayçiçeği ülkemiz ihtiyacını dahi karşılamadığı için ithalata olan bağımlılığımız devam ediyor. İhtiyacımız olan ayçiçeğinin yüzde 48,7’sini ithalatla karşılıyoruz. Ayçiçeği tohumu, yağı ve küspesi ithalatı için toplam ödediğimiz döviz 2023 yılında 2 milyar 345 milyon doları buldu. Son 5 yılda ayçiçeği tohumu, yağı ve küspesi ithalatı için ödediğimiz bedel yüzde 153 buçuk arttı.”
“Üreticilerimiz yeterli geliri elde edemiyor, tüketici ayçiçek yağını pahalı tüketiyor. Ayçiçek yağı fiyatları son 5 yılda yüzde 491 arttı”
“Ayçiçeği alım fiyatları üreticilerimizin yeterli gelir elde edecek seviyede açıklanmıyor. Geçtiğimiz iki yılda üretici fiyatları maliyet seviyesinde kaldı.
Çiftçilerimiz yüksek girdi maliyetlerini karşılayarak üretimlerini devam ettirmekte zorlanıyor. Üretim artmalı ki, tüketiciler uygun fiyatla yağ tüketmelidir.
Son 3 yılda ayçiçeğinde üretici fiyatı yüzde 116,9 oranında arttı. Birliğimizce yapılan üretici market fiyat çalışmalarında ise, tüketici fiyatlarında çok daha fazla artış olduğunu görüyoruz.
Ayçiçek yağı litre fiyatı son 3 yılda yüzde 224,8, son beş yılda da yüzde 491,8 artarak bugünlerde 58 liraya yükseldi. Halkımızın en çok tükettiği yağ olan ayçiçek yağında görülen bu fiyat artışını kontrol edebilmek ve dışa bağımlılığımızı azaltmak için ayçiçeği üretimimizi artırmamız şarttır.”

Mart’ta 588 konut satıldı

Edirne’de 2024 yılı Mart ayında 588 konut satırken,bunun 199’u ilk satış, 389’u ise ikinci el satış olarak gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2024Yılı Mart Ayı Konut Satış İstatistiklerinden “Edirne İli, Konut Satış İstatistikleri” konusunda bir basın bülteni hazırladı. TÜİK Bölge Müdürlüğü’nün konuya ilişkin paylaşımı şöyle:
“Edirne’de 2024 yılı Mart ayında 588 konut satıldı
Türkiye genelinde konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %0,1 azalarak 105 bin 394 oldu.588 konut satışı ile Türkiye’deki toplam konut satışlarının %0,6’sı Edirne’de gerçekleşmiş olup en çok konut satışı gerçekleştirilen iller arasında 36. sırada yer almıştır. Konut satışlarında İstanbul 19 bin 40 konut satışı ve %18,1 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u 9 bin 523 konut satışı ve %9,0 pay ile Ankara, 6 bin 413 konut satışı ve %6,1 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 23 konut ile Ardahan, 42 konut ile Bayburt ve 55 konut ile Hakkari oldu.
Edirne’de ipotekli konut satış sayısı 60 olarak gerçekleşti.
Edirne’de ipotekli konut satışları sayısı 60 olarak gerçekleşti. Edirne’de toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %10,2 ile 43. sırada yer aldı. Edirne ili Türkiye’deki ipotekli konut satışlarındaki %0,5’lik payı ile 36. sırada yer aldı. Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %49,0 azalış göstererek 12 bin 880 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %12,2 olarak gerçekleşti. Ocak-Mart döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %53,0 azalışla 27 bin 622 oldu.
Edirne’de diğer satış türleri sonucunda 528 konut el değiştirdi.
Edirne’de diğer satış türleri sonucunda 528 konut el değiştirdi. Edirne’de toplam konut satışları içinde diğer satış türlerinin payı %89,8’dir. Edirne diğer konut satış türlerinde Türkiye’deki konut satışlarından %0,6’lık pay alarak 36. sırada yer aldı. Türkiye genelinde diğer konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %15,3 artarak 92 bin 514 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı %87,8 olarak gerçekleşti. Ocak-Mart döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %12,3 artışla 251 bin 982 oldu.
Edirne’de 588 konut satışının, 199’u ilk satış, 389’u ise ikinci el satış olarak gerçekleşti.
Türkiye genelindeki 105 394 konut satışının 34 399’u (%32,6) ilk satış, 70 995’i ise (%67,4) ikinci el satış olarak gerçekleşmiştir. Edirne’de ise 588 konut satışının 199’u (%33,8) ilk satış, 389’u ise (%66,2) ikinci el satış olarak gerçekleşmiştir.

‘Esnafımız borç batağında’

Edirne Tatlıcı Büfeci Kebap ve Lokantacılar Esnaf Odası Başkanı Harun Özen, dünyanın en pahalı enerjisini, en pahalı emtia ve en pahalı etini kullandıklarını belirterek, “Esnafımızı gıdada yaşanan enflasyo-nun sorumlusu gibi görmeyelim” dedi.
Oda Başkanı Özen, son günlerde televizyon kanalları ve sosyal medyadan cafe ve restaurantlarla ilgili çıkan haberlere tepki gösterdi. Özen, yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Esnafımızı gıdada yaşanan enflasyonun sorumlusu gibi görmeyelim. Serbest piyasa ekonomi modeli piyasada arz ve talep oluşturur. Mevkisine ve hizmetin kalitesine göre değişen işletme giderlerine maliyet hesabı yaparak tabi ki fiyat farklılıkları oluşacaktır.
“MESELENİN ÜSTESİNDEN ESNAFIMIZI HEDEF GÖSTEREREK GELEMEYİZ.”
Dünyanın en pahalı enerjisini kullanıyoruz, en pahalı emtia ve en pahalı etini kullanıyoruz.
GV, SGK, KDV, Kira, Stopaj, POS, Banka, Online satış komisyonları ve daha bir sürü dolaylı vergi. Yetişmiş kalifiye eleman arayışı içinde dolgun maaş vermekten bunalmış ,ayakta kalma mücadelesi vermekteyiz.
Vergi dairelerine bir göz atalım, esnafımızın yarısından fazlası borç batağında, yapılandırma üstüne yapılandırma yapmaktadır.
Tabi ki vatandaşın alım gücünü gözetmekteyiz, oluşan enflasyon işlerimize olumsuz yansımaktadır ama yine de elimizden gelen fedakarlığı ziyadesi ile yapmaktayız,kimse bizi günah keçisi göstermeye kalkmamalıdır.
Devlet vergi toplama modelini, işin kolayına giderek tüketici ve ücretli üzerinden endekslemiş. Son zamanlarda herkes kredi kartı kullanmaya başladı, kart komisyonları, online satış komisyonları ve kurye hizmetleri maliyetlerimizi çok yükseltmekte, büyük ortaklarımız haline gelmişlerdir.Bu durum haliyle tüketiciye yansımaktadır.”

Balkan iş dünyası Edirne’de buluştu

Olgay GÜLER
Edirne Valiliği Balkan Şehirleri İş Birliği Edirne Platformu’nca düzenlenen, 11 Balkan ülkesinden iş insanlarının bir araya geldiği ‘Balkan İş Formu’ düzenlendi.
Edirne Valiliği Balkan Şehirleri İş Birliği Edirne Platformu ev sahipliğinde, Bulgaristan, Yunanistan, Kuzey Makedonya, Romanya, Arnavutluk, Kosova, Sırbistan’ında aralarında bulunduğu 11 Balkan ülkesinden iş insanlarının katıldığı ‘Balkan İş Formu’ Edirne’de düzenlendi. 11 Balkan ülkesi ile Trakya bölgesi arasındaki dış ticarete konu olan başta: hazır giyim, tarım makineleri, gıda, ambalaj, alüminyum, toptan tüketim ve perakende, yaş sebze ve meyve ihracatı, turizm, orman ve kereste ürünleri, inşaat malzemeleri ve sağlık turizmi sektör temsilcilerinin bir araya geldiği forum Meriç Nehri kıyısındaki bir tesiste düzenlendi.


Edirne Valisi Yunus Sezer, kentin tarihin her devrinde önemli ve kritik sınır kentleri arasında bulunduğunu belirterek, “Edirne’miz tarih boyunca çok önemli bir lokasyona sahip bir şehir olmuştur. Bu kadim şehir, tarihin her devrinde bütün medeniyetlere çok önemli ve kritik bir ev sahipliği yapmıştır. Bugün de ülkemiz açısından ülkemizin Avrupa’ya açılan kapısı konumundadır. İkisi Yunanistan’la, ikisi Bulgaristan’la 4 gümrük kapımız var. Özellikle Kapıkule Gümrük Kapısı, dünyada en fazla araç ve yolcu sirkülasyonunun olduğu ikinci kapı olarak biliniyor. Bu potansiyelinin de her sene yüzde 15 arttırarak üzerine koyuyor. Bu Avrupa’nın ötesinde ticaretin, sanayinin ve üretimin çok arttığının göstergesi. Ticaretin ve sanayinin bu topraklarda giderek artacağını gösteriyor. Trakya bölgemiz gerçekten hem tarım açısından hem de stratejik konumu açısından çok önemli bir bölge. Edirne olarak bir tane Organize Sanayi Bölgesi vardı. Geçtiğimiz 6 ay içerisinde 3 tane daha Organize Sanayi Bölgesi’nin temelleri atıldı ve hızlı bir şekilde devam ediyor” dedi.
‘240 FİRMA, 2 BİN İŞ İNSANININ BİR ARAYA GETİRECEĞİZ’
Edirne’de tarım, ticaret, sanayi, kültür, spor ve diğer alanlarda bir köprü olma vazifesine talip olduklarını söyleyen Sezer, “Balkan Şehirleri İş Birliği Platformu’nun kuruluş amacı da budur. Edirne’nin, tarihi olarak üstlenmiş olduğu misyonu ete ve kemiğe büründürmeyi amaçlıyoruz. Burada köprüler var. Köprüler tarihi Edirne’nin sembolü değil, tüm Balkanların sembolü. Bu köprüleri biz fiziki olmaktan çıkarıp gönül köprülerine dönüştürmeyi, kalıcı dostlukların inşası için bir vesile olmayı amaçlıyoruz. Bu manada 3 ay önce kurulan Edirne Balkan Şehirleri İş Birliği Platformu, çok güzel bir faaliyet planı çerçevesinde çalışmalarını devam ettiriyor. Bugün de Balkanlardan gelen, Trakya’dan gelen güzel iş insanlarının katılımıyla bu forumu düzenliyoruz ve kalıcı hale getirmeye çalışıyoruz. Bu bizim iş forumu adına, ticaret adına, sanayi adına bir başlangıcımız. Şu anda 240 firmanın katılımıyla bunu gerçekleştiriyoruz, sonbaharda inşallah büyük bir fuarla beraber 2 bine yakın iş insanını bir araya getireceğiz. Balkanlardaki sanayi ve ticaret bakanlarımızı, Türkiye’deki oda ve borsaları burada toplamayı hedefliyoruz. Biz Edirne olarak kendi potansiyelimizin her alanda yüzde 10’unu kullandığımızı düşünüyoruz. Bu alanda da biz yüzde 10 potansiyelimizi yüzde 100’e çıkartmak hatta onun üzerine çıkartmayı hedefliyoruz” diye konuştu.


‘EDİRNE BALKANLARIN AYRILMAZ PARÇASI’
Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Romanya, Arnavutluk, Sırbistan ve Karadağ gibi birçok ülkeden 100’e yakın iş insanın katıldığı forumda konuşan Edirne Belediye Başkanı Avukat Filiz Gencan Akın, Edirne’nin Balkan-larla tarihi, kültürel ve insani bağlarını koparmayan ve kendini Balkanların ayrılmaz bir parçası olarak gören bir şehir olduğuna dikkat çekti. Serhad şehri Edirne’nin, Türkiye Cumhuri-yeti’nin Balkanlara açılan kapısı olduğunu belirten Başkan Gencan Akın, şunları söyledi:
“Edirne’miz yüz yıllardır farklı kültürlerin, farklı inançların bir arada özgürce ve kardeşçe yaşadığı bir kent olmuştur. Bugün de Edirne’miz 2’si demiryolu, 4’ü kara yolu olmak üzere 6 sınır kapısıyla Türkiye’nin batıya açılan yüzü, üretim ve ihracat açısından önemli bir merkez konumundadır. Türkiye çeltik ve ayçiçeği üretiminde birinci olan Edirne’miz önemli bir tarımsal üretim merkezi, 6,5 milyonun üzerinde yerli ve yabancı turist ve ziyaretçi ile de önemli bir turizm merkezidir. Bu özelliklerinin yanı sıra Edirne; Balkanlarla tarihi, kültürel ve insani bağlarını koparmayan ve kendini Balkanların ayrılmaz bir parçası olarak gören bir şehirdir. Edirne’nin bu yönünü hiç kuşkusuz ki yine ülkemizin Balkan coğrafyası ile kökleri geçmişe dayanan komşuluk, dostluk ve bazı ülkelerle sağlanan müttefiklik bağları da güçlü bir şekilde desteklemektedir”
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Tarih bağı kurmamız lazım, folklor bağı kurmamız lazım. Bunları kim yapacak? Elbette biz!” sözüyle konuşmasına devam eden Başkan Gencan Akın ” Üretimi ve ticareti ülkeler ve şehirler tek başına yapmak yerine, güçlerini birleştirerek yapmaları çok daha anlamlı ve yararlı olacaktır. Bundan sonraki süreçte bu tür birlikte çalışmaların ve forumların artması yönünde hem Edirne Belediyemiz hem de Balkan Ülkeleri İş Birliği Platformu aracılığıyla çalışmalarımız artarak devam edecektir. İnanıyorum ki bu çalışmaların meyvelerini çok yakın bir süreçte, çok verimli bir şekilde alacağız. Ben bir kez daha bu forumun başarılı geçmesini diliyor, tüm katılımcılara ve organizasyonda emeği geçenlere teşekkürlerimi sunuyorum” diyerek sözlerine son verdi.


‘YÜZLERCE YIL BİRLİKTE YAŞIYORUZ’
Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Irmak, bölgedeki iş insanlarının Balkanlar’da yeni pazarlara açılması, karşılıklı ticari faaliyetlerde bulunması için tüm desteği sağlayacaklarını söyledi.
Irmak, “Bu platformun ticari ve ekonomik hedeflerini desteklemeyi üstlendik. Odamız, bölgemizin en eski ve en köklü sivil toplum kuruluşlarından biridir. Balkan ülkeleri ve iş çevreleri ile en büyük networke sahip bir kurumdur. Geçmişte gerçekleştirdiğimiz benzeri iş insanları buluşmaları, ikili iş organizasyonları, heyet programları, fuar ziyaretleri, AB ile ciddi bir iş ağı edindik. Ne mutlu bizlere ki bugün buradan Balkan ülkelerinden aramıza katılan birçok tanıdık sima görüyorum. Bu dostluğumuz, geçmişte bölgelerimizin ekonomik işbirliğini tesis etmek amacıyla gerçekleştirdiğimiz ortak çabalara dayanmaktadır. Bizler şimdi olduğu gibi şimdiden sonra da bölgemiz iş insanlarının Balkanlarda yeni pazarlara açılması, karşılıklı ticari faaliyetlerde bulunması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Bu İş Formu takip eden zamanlarda daha büyük bir birlikteliğe ve daha sağlam bir teşkilat yapısına kavuşur. Trakya’mız ülkemizin Balkanlara açılan kapısıdır. Bu coğrafyada yüzlerce yıldır birlikte yaşadık bundan sonra da birlikte yaşamaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.


İki gün sürecek forumda iş insanları karşılıklı görüş alışverişinde bulunacak.

‘Zam ama zam değil’

Olgay GÜLER
Edirne Merkez ilçe ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Suiçmez, Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ sütte 14.65 liralık tavsiye alım fiyatı açıklamasına tepki gösterdi.
Ulusal Süt Konseyi’nin, çiğ süt fiyatına 1 lira 15 kuruşluk tavsiye alım fiyatı açıklamasının ardından üreticilerden ve üretici birliklerinden tepki giderek büyüyor. Konuyla ilgili basın açıklaması yapan Edirne SÜTÜB Başkanı Mustafa Suiçmez, verilen fiyatın zam olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Suiçmez, fiyat politikasının bu şekilde devam etmesi halinde, anaç hayvanların kesime gönderilmeye devam edeceğini, devamındaysa ülkeyi daha büyük et krizinin beklediğinin altını çizdi.
‘BUNA ZAM DEMEK MÜMKÜN DEĞİL’
Verilen fiyatın komik olduğunu dile getiren Suiçmez, “Komik tabii, zam demek sanki biraz espri oluyor. Apar topar, akşamüzeri saat 17.30 gibi bize mesaj geldi. ‘1 Mayıs’tan geçerli olmak üzere süte 1 lira 5 kuruş zam geldi’ dediler. Bu bize verilen zam, zam değil. İsmine zam demek mümkün değil. Bunun geri planında market raflarına iyi bir zam yapmak için bize önden verilen bir mazeret diyelim. Bu açıklanan rakam, bizim şu anda ödediğimiz süt bedelinin altında. Şu anda bu rakamı bile baz almış olsanız, şu anda market rafında 50 liradan aşağı paketlenmiş süt bulamazsınız. Biz şimdi bunu sanayicilerle görüşüyoruz ve diyoruz ki ‘Bizim sütümüz neden buraya geliyor? Bu sütü siz belirliyorsunuz. Hadi bizde bu 15 lira. Bunun 2 lira da nakliye maliyeti soğutma giderleri olur. 17 lira diyelim. Orada 50 lira’. Sanayicinin bize dedikleri cevap, ‘Bu market raflarını biz belirlemiyoruz. Marketçiler belirliyor’. O konseyde masada pazarlığa otururken marketçiler yok. Sanayiciler var. Bir de STK’lar ve bürokratlar var. O zaman buraya dâhil etmemiz gereken birileri var; bir yemciler, iki marketçiler. Eğer bize fiyat vermiyorlarsa bu tüketiciye yazık günah değil mi? Şu anda değişkenlik göstersek. Yazıktır, günahtır” dedi.
“BU FİYATLARLA KESİMİ ÖNLEYEMEZSİNİZ’
Edirne’de kesime giden hayvan rakamlarına dikkat çeken Suiçmez, “Hayvanlar kesiliyor. İnekler, anaçlar gidiyor. Geçtiğimiz Pazartesi günü, Edirne Ticaret Canlı Hayvan Borsası’nda kesilen hayvan sayısı; 27 tane erkek dana, 27 tane dişi. Bu süt fiyatlarıyla, bu dişi hayvanların kesilmesini önleyemezsiniz. Bu rakam az olması lazım, erkek çok olması lazım. Bizim esas kırmızı et ihtiyacımızı erkek hayvanların karşılaması lazım. Ama et fiyatları yukarıda, süt fiyatları böyle yerde süründüğü sürece olmaz.Yukarıdakiler bunu ister değerlendirir, ister değerlendirmez ama sorunumuz hüsran. Adam,’10 tane satarım, 1 milyon lira para toplarım. Bankaya faize yatırırım, her ay 50 bin lira para alırım’ diyor. Doğru yaklaşım mı? Değil ama ne yapsın adam? Bu son çare. Yemin torbası 600 lira olmuş. Tüketici ona keza 50 liradan aşağı süt yok. ‘Biz daha hala 1 lira zam yaptık’.Bu çözüm değil. 2 yıldan beri sırf bu kırmızı eti karşılamak için yurt dışından yaklaşık 3 milyar dolarlık hayvan getirmişiz. Dişi hayvanların kesimine biz şimdi önlem alırsak,bunun bize geri dönüşünü en az 2,5-3 yıl sonra görmeye başlayacağız. Her geçen süre bizim aleyhimize işliyor” diye konuştu.
“EN AZ 18,5 LİRA OLMASI LAZIM”
Süt üreticisinin eline geçecek rakamın 18.5 lira olması gerektiğinin altını çizen Suiçmez, sorunun önüne geçilmediği takdirde daha büyük tehlikenin yolda olduğunu ifade etti. Suiçmez, “Önümüzdeki süreçte daha büyük bir et krizi bekleniyor. Bunu hiç kimse kurtaramaz. İthalat ile iş dönmez. Et ve Süt Kurumu akşam açıkladı,’Et kısmında zam yaptık’ dedi. Daha da artacak. Bunun önüne geçemezsin. Bunu geçebilmen sabır istiyor. Bir an önce başlanması lazım. Süt fiyatlarının dediğimiz rakamlara gelmesi lazım. Bu gebe hayvanlara, gebe düvelere anaç hayvan desteği vermemiz lazım. Balkanlar’daki uygulamaları biliyoruz. Hayvana böyle bir para veriyorlar. Onlar, Türkiye Cumhuriyeti ile kıyaslayamayacağımız devlet. Biz niye bunu veremiyoruz?” ifadelerini kullandı.

Sütte ‘kadük’ fiyat!

Olgay GÜLER
Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ sütte alım fiyatını 14 lira 65 kuruş açıklamasının ardından üretici-lerden tepki gecikmezken, Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, konseyin piyasaya hakim olmadığını, genel manada zaten çiğ sütün 15 lira bandında alıcı bulduğunu belirtti.
Süt üreticisinin beklediği fiyat açıklaması önceki gün Ulusal Süt Konseyi’nden geldi. Konsey çiğ sütte tavsiye alım fiyatını 1 Mayıs’tan geçerli olmak üzere 14 lira 65 kuruş olarak açıkladı. Açıklama üreticilerin beklentisini karşılamazken, tepkileri de beraberinde getirdi. Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, konseyin piyasaya hakim olmadığını, genel manada zaten çiğ sütün 15 lira bandında alıcı bulduğunu belirtti.


‘AÇIKLAMA KADÜK KALDI’
Dernek Başkanı Ilgın, açıklamanın üreticide büyük bir şaşkınlık yarattığını belirterek, “Bu durum çiftçide büyük bir şaşkınlık yarattı. Şu anda Edirne’den örnek vermek gerekirse bütün köylerimizde süt zaten bu fiyatın üzerinde bir fiyata satılıyor. Genel manada 15 lira diyebiliriz. Dolayısıyla Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ süt fiyatına ‘zam yaptık’ açıklamasının mantıklı ve tutarlı bir tarafı yok, aynı zamanda çiftçiyi mutlu eden bir tarafı da yok. Burada şunu görüyoruz, Ulusal Süt Konseyi piyasaya da tam manasıyla hakim değil. Baktığınızda Ulusal Süt Konseyi şu anda çiğ süt satış fiyatında belirleyici olamıyor. Açıklamasının pek bir anlamı yok, kadük kaldı. Bana göre Ulusal Süt Konseyi’nin bu açıklamaları belki TÜİK’in açıklamalarında işe yarayabilir, enflasyon hesaplamalarında işe yarayabilir ama şu an çiftçiye yararından ziyade TÜİK hesaplarına, matematik hesaplamalarına yararı olan bir açıklama olmuş” dedi.
‘SÜT KRİZİ ÇÖZÜLMEDEN ET KRİZİ ÇÖZÜLEMEZ’
Üretimde de ülke genelinde düşüş olduğuna dikkat çeken Ilgın, “Bunun yanı sıra zaten süt üretiminde ciddi bir düşüş var. Bu şekilde bu politikalar devam ederse bu düşüş devam edecek. Kendi köyümden, Sazlıdere’den örnek vermek gerekirse, üretim o kadar düşmüş ki, 6 kişiye düşmüş, dolayısıyla süt 200 litrenin altında kalmış ve dolayısıyla hiçbir tüccar veya sanayici gelip bu köyden süt almıyor. Çünkü bir kazan var, o kazanın elektrik masrafını bile karşılamıyor şu an toplanan süt ve dolayısıyla köyünden kimse süt almayınca köylü artık üretimden vazgeçecek. Sütünü satacak yer de bulamayacağı için yan köye götürmek zorunda kalıyor. Onun da bir maliyeti olacağından dolayı sanıyorum ki 6 ay sonra Sazlıdere Köyü’nde kimse süt üretmeyecek. Bu yarın öbür gün diğer köylerde de böyle olacak ve inekler kesime gitmiş olacak. Anaç inekler kesime gittiği için de bu et fiyatlarına yansıyacak. Dolayısıyla Türkiye’deki süt krizini çözmeden et krizini çözmemiz mümkün değil” diye konuştu.
‘MARKET RAFLARINA DA YANSIYACAK’
Söz konusu artışın market raflarına da yansıyacağını belirten Ilgın, “Şimdi yarın sabahtan itibaren peynir, yoğurt fiyatlarında market raflarında zam yapıldığını göreceğiz. Aslında bu zamdan çiftçi kazanmıyor, üretici zaten yüksek fiyata ürün alıyordu, şimdi daha da yüksek fiyata ürün alacak. Yani üretenin de, tüketenin de kazanmadığı bir sistemin içerisindeyiz. Her geçen gün artan maliyetler de bu duruma etki edecektir. Ben şu anda Türkiye’de ithalatın önünün fazlasıyla açılacağını düşünüyorum. Bu süt ürünlerinde olabilir, hayvancılıkta olabilir, et de olabilir. Bu da kaynakların dışarıya aktarılması anlamına geliyor. Öncelikle küçük aile işletmeciliğinin desteklenmesi gerekiyordu, desteklenmediği için Sazlıdere örneğinde olduğu gibi gördük. Ben yıllarca süt alımı yaptım köyde. O zamanlar sütteki besin değerlerinin çok yüksek olduğu görülüyordu. Bizim üreticimizin sütünde zaten hile olmaz. Maalesef o kaliteli sütlerde üretilmemeye başlandı” şeklinde konuştu.


‘MALİYETİ BİLE KURTARMIYOR’
Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği Başkanı Ahmet Erken de, açıklanan fiyatın maliyeti bile kurtarmadığını söyledi. Erken, “Bu açıklanan fiyat maliyeti kurtarmıyor hiçbir şekilde ama 1 lira da olsa üretici için iyidir diyeceğiz artık. Tabii ki bizim talebimiz 17 lira civarıydı. İleride Haziran sonunda yeniden fiyat ayarlaması bekliyoruz açıkçası çünkü şu anda hiçbir şekilde bu fiyat maliyeti karşılamıyor. Üreticinin beklentisi karşılanmadı diyebiliriz. İç piyasada arz ve talepte sıkıntı var şu anda. Mayıs’ın 15’inden sonra taleplerin artacağını düşünüyoruz. Çünkü şu anda süt tonajlarında da artış var. Arz ve talep arttığında bu fiyatların da artacağını umut ediyoruz” dedi.