Kategori arşivi: Ekonomi

Açlık sınırı 20 bin lirayı aştı

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, dört yıldır kesintisiz artan gıda fiyatları yüzünden hızla yükselen açlık sınırının Mart ayında ilk kez 20 bin lira sınırını aşarken, yoksulluk sınırının da 57 bin lirayı geçtiğini bildirdi. Birleşik Kamu-İş’i göre, Mart’ta açlık sınırı bir önceki aya göre yüzde 5,9, yoksulluk sınırı ise yüzde 11 oranında artış kaydetti.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Edirne İl Temsilcisi Nedim Zobar, konfederasyonun Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için tüketmesi gereken gıda ile beslenmenin yanı sıra diğer ihtiyaçlarını da insan onuruna yaraşır bir şekilde ve yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken harcamaları dikkate alarak hesapladığı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasının Mart 2024 sonuçlarını Edirne kamuoyu iulepaylaştı..
Açlık sınırı Mart’ta bir önceki aya göre1.125lira artarken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 3 bin 780 liralık artışta 37 bin 182liraya kadar çıktı. Her ikisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre4 bin 905lira arttı.Son bir yıllık dönemde ise açlık sınırı9bin207lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 18 bin 524lira ve yoksulluk sınırı ise27bin 731liralık artış kaydetti.
AÇLIK SINIRI
Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak harcanması gereken tutar Mart’ta bir önceki aya göre 527 lira, yıllık olarak ise 2 bin 770 lira artarak 5 bin740 lira oldu.
Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 2 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 163 liralık artışla 411 liraya yükseldi.
Bir önceki aya göre76 lira artarak4 bin 306 liraya yükselen süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcama son bir yılda ise 1.533 lira arttı.Meyve için harcanması gereken para martta415 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 1.452 lira artarak 2.167 lira, sebze harcaması ise önceki aya göre330 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 1.398 lira artarak 2 bin 797 lira oldu.
Ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama Mart’ta değişmeyip 1.498 lirada kalırken, pirinç ve bulgur harcamaları 2 lira artarak805liraya çıktı.Yağ için yapılması gereken harcama ise 30lira artarak 522 lirayı buldu.
Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama martta önceki aya göre171lira artarak1.292lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise559 lira oldu.
Yetişkin erkek için 2.800, kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre Mart ayında açlık sınırı yetişkin erkek için5 bin 868 lira, yetişkin kadın için4 bin 606 lira, çocuk için 3 bin 345lira ve genç için de 6 bin 279 lira oldu.
Açlık sınırı bu yılın ilk üç aylık döneminde ise toplam 3 bin 615 lira artış kaydetti.
GIDA DIŞI HARCAMALAR
Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı gereksinimlerin fiyat değişimleri de esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “yoksunluk hissi duymadan” karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı da Mart’ta 37 bin 182 liraya kadar yükseldi.
YOKSULLUK SINIRI
Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır şekilde yoksunluk hissi çekmeden yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise Mart’ta 4 bin 905 lira daha artarak 57 bin 280 liraya yükseldi.Yoksulluk sınırında yılın ilk üç ayındaki artış ise 10 bin 443 lira oldu. Yoksulluk sınırında, son bir yıllık dönemdeki artış ise 27 bin731 lira olarak gerçekleşti.

Kira geliri için büyük fırsat

Edirne Vergi Dairesi Başkanı Güngör Gönültaş, 2023 yılında kira geliri elde eden mükelleflerin 1 Nisan 2024 tarihine kadar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile beyanda bulunmaları gerektiğini belirterek, kira geliri elde edenler için aşağıdaki açıklamalarda bulundu.
“Gelir Vergisi Kanunu’nda belirtilen gayrimenkul (ev, arsa, iş yeri), mal ve hakların kiraya verilmesi karşılığında kira geliri elde eden ve muafiyet sınırı aşan mükelleflerin kira geliri (GMSİ) beyannamesi vermeleri gerekmektedir. Bu şekilde kira geliri elde mükellefler 2023 yılı içinde elde ettikleri kira gelirlerine ilişkin beyannamelerini vergi dairesine gitmeden Dijital Vergi Dairesi (Hazır Beyan Sistemi) aracılığıyla internet ortamından verebilecekleri gibi Hazır Beyan mobil uygulaması aracılığıyla cep telefonundan da kolay, güvenli ve hızlı bir şekilde verebileceklerdir.
Kira gelirine ilişkin beyannamenin önceden hazırlanarak mükelleflerin onayına sunulduğu Başkanlığımız internet sayfası (www.gib.gov.tr) Hazır Beyan Sistemine mükellefler 7/24 ulaşıp, beyannamelerini verebileceklerdir. Hazır Beyan Sistemine giriş yapıldığında, hazırlanmış olan Yıllık Gelir Vergisi beyannamesi ekrana yansımış olacaktır. Beyanname üzerinde gerekli kontrolleri, düzeltmeleri ve varsa gider, indirim vb. eklemeler yapıldıktan sonra onaylandığında elektronik ortamda kayıtlara alınacak ve vergi sistem tarafından hesaplanarak otomatik tahakkuk ettirilecektir. Beyannamelerin hazırlanmasında kira, ücret, menkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratları elde eden kişilere ilişkin Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi, tapu, banka, PTT, inşaat ve sigorta şirketleri, TOKİ, elektrik, su, doğalgaz şirketleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu gibi kurum ve kuruluşlardan edinilen bilgiler kullanılmış olup, mükellefler sistemdeki eksik ya da hatalı olan bilgileri düzeltebilir, beyannamelerini düzeltilmiş şekliyle onaylayarak gönderebileceklerdir.
Binaların konut olarak kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde elde edilen hasılatın 2023 yılı için 21.000 TL’si gelir vergisinden istisna edilmiştir. İşyeri kira geliri elde eden mükelleflerin başka bir geliri olmamak şartıyla 2023 yılında tevkifata tabi tutulmuş işyeri kira geliri tutarı 150.000 TL.yi aşmayanlar da bu gelirleri için beyanname vermeyeceklerdir. Konut kira geliri elde eden kişilerin, yıllık olarak tespit edilen istisna tutarının altında kira geliri elde etmeleri halinde bu gelirleri için beyanname vermesine gerek bulunmamaktadır. Ancak konutlardan elde edilen kira gelirleri süresinde beyan edilmez veya eksik beyan edilirse, 2023 yılı için belirlenen 21.000 TL’lik istisnadan yararlanılamayacaktır.
Gayrimenkullerinden kira geliri elde eden ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan muafiyet tutarını aşan mükelleflerin; 1 Ocak 2023-31 Aralık 2023 dönemine ait beyana tabi gayrimenkul sermaye iradı gelirleri için 2024 yılının Mart ayının 1’inci gününden Nisan ayının 1’inci günü akşamına kadar beyannamelerini vermeleri gerekmektedir. Bu dönem için beyannamelerin son verilme tarihi 1 Nisan 2024’tür. (31 Mart 2024 tarihinin hafta sonuna rastlaması nedeniyle)
Kira Geliri Beyannamesi üzerine hesaplanacak Gelir vergisinin; birinci taksitinin damga vergisi ile birlikte 1 Nisan 2024, ikinci taksitinin ise 31 Temmuz 2024 tarihine kadar ödenmesi gerekmektedir.
Beyannamenin onaylanmasının ardından hesaplanan vergi, Hazır Beyan Sistemi üzerinden “Anlaşmalı Banka Kartı-Kredi Kartı ile Ödeme” bölümünden anlaşmalı banka kartı veya kredi kartı ile ödenebilecek ve ödeme işlemi tamamladıktan sonra ödeme belgesi bilgisayara indirilebilecek, ekranda yer alan “Ödemelerim ve Alındılarım” bölümünden de ödenen vergi görüntülenebilecektir. Dileyen mükelleflerin ise anlaşmalı bankaların şubelerinden, internet bankacılığı üzerinden, PTT işyerlerinden veya doğrudan vergi dairelerinden ödeme yapabilecekleri tabiidir.
Diğer taraftan, Başkanlığımız tarafından Kira Geliri, Menkul Sermaye İradı, Ücret ile Diğer Kazanç ve İratlar elde eden mükelleflerimizin beyanname vermelerine yardımcı olmak amacıyla Erasta Alışveriş Merkezi ile Süperpark Alışveriş Merkezi’nde (Eski Kipa AVM) stand kurulmuş olup, 16 Mart-1 Nisan 2024 tarihleri ve 12.00-19.00 saatleri arasında mükelleflerimize hizmet vermektedir.
Ayrıca sadece kira geliri elde eden 60 yaşını doldurmuş mükelleflerimiz ile engellilik veya hastalığı nedeniyle vergi dairesine gidemeyecek durumda olan mükelleflerimizin randevu almaları halinde adreslerine gidilerek beyannamelerini doldurmalarına yardımcı olunacaktır. Bu işlem için ilgili mükellefler 189 Vergi İletişim Merkezini (VİMER) arayarak randevu alabilirler.”

‘Ayçiçeği tohum fiyatları uçtu’

CHP Edirne önceki dönem milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr.Okan Gaytancıoğlu,1 ay sonra başlayacak ayçiçeği ekimi öncesi geçen yıl 3 bin 800 lira olan bir torba ayçiçeği tohumu fiyatının bu yıl 8 bin 800 liraya yükseldiğini belirterek, “Ondan sonra bu neye yansıyor?“ diye sordu.
Gaytancıoğlu,sosyal medya hesabından ‘Ayçiçeği tohum fiyatları uçtu’ başlığı ile gerçekleştirdiği paylaşımında, “Dünya ülkelerinde gıda fiyatları düşüyor, Türkiye’de ise artıyor. Faiz artıyor, döviz artıyor kısacası maliyetler artıyor, bundan ötürü tarımsal girdi fiyatları da artıyor. Artmayan tek şey var. Üretici eline geçen fiyatlar nedense artmıyor. Daha çok gıda enflasyonundan bahsederiz. Üretimi ve üreticiyi desteklemek zorundayız, başka çözüm yok” dedi. Gaytancıoğlu aynı paylaşımında ayçiçeği ekimi yapılacak bir tarla önündeki video görüntüsünde de şunlara yer verdi:
“Gıda fiyatları neden artıyor? Çünkü tarım kullanılan girdilerin fiyatları hepsi arttı. En basit örnek, bu tarlada bir ay sonra ayçiçeği ekilecek. Bakın bu ayçiçeği tohumu. Geçen yıl bir torba ayçiçeği tohumunu üreticimiz 3 bin 800 liraya alıyordu. Bu sene tam 8 bin 800 lira. Yani, yüzde 100’ün üzerinde bir artış var. Ondan sonra bu neye yansıyor? Maliyete yansıyor. Neye yansıyor? İthalat yapılıyor. Sırf piyasalara sözde dizginlemek için. Ama olan tüketiciye oluyor. Peki ne yapmak lazım? Tabi ki üreticiyi desteklemek lazım. Başka bir çaresi yok. Çünkü mazot fiyatı geçen seneye göre yüzde 130(un üzerinde artmış. Gübre fiyatları yüzde 60-70 artmış. Kimyasallar, ilaçlar yüzde 100’ün üzerinde artmış. Bu gibi tohumlar da yüzde 150’lilere yakın artış gösteriyor. Peki, çiftçi ürün fiyatlarını kontrol edebiliyor mu? Ürün fiyatları ise hiç artmıyor. Geçtiğimiz yıl üreticiler ayçiçeğini -18 liraya sattılar. Bu yıl 12-13 liralara düştü. Sebebi ne? İki savaşan ülkeden yapılan ithalat.Yani, Rusya ve Ukrayna’dan yapılan ithalat. Bu ithalat devam ettiği sürece biz kendi üreticimizi desteklemiyoruz. Kendi tüketicimize de pahalı gıdayı yediriyoruz. Türkiye’de gıda enflasyonu bundan dolayı düşmüyor. Ve düşmeyecek de. Bu politikaları değiştirmemiz lazım. Üretmemiz lazım. Verimli bi şekilde üretmemiz lazım ama üretene de destek vermemiz lazım.”

Gıda fiyatları 46 aydır yükselişte!

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Merkez Yönetim kurulu Üyesi Mehmet Koç, dünyada düşen gıda fiyatlarının Türkiye’de 46 aydır arttığını söyledi.

Koç yazılı açıklamasında,”Dünya genelinde son bir yılda yüzde 10,5 oranında gerileyen gıda fiyatları Türkiye’de ise 46 aydır ara vermeden artıyor. Bu yıl mart ayında da gıda fiyatlarında bir önceki aya göre yüzde 5,9 oranında artış yaşandı. Yılın ilk üç aylık döneminde yüzde 22,5 oranında yükselen, gıda fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 105,1 olarak gerçekleşti” dedi.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge birimi KAMUAR’ın fiyatlarını Ankara’daki marketlerden düzenli olarak derlediği ve halkın en fazla tükettiği 64 temel gıda maddesinden oluşan bir sepeti esas alarak hazırladığı gıda fiyatları endeksinin Mart 2024 sonuçları açıklandı.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Merkez Yönetim kurulu Üyesi Mehmet Koç raporla ilgili şu bilgileri paylaştı:

YOKSULARIN HARCAMASININ YÜZDE 35,8’İ GIDA

TÜİK’in en son açıkladığı tüketim harcamalarıyla ilgili istatistiklere göre en zengin yüzde 20’lik kesim tüketim harcamalarının yüzde 16,6’sını, en yoksul yüzde 20’lik kesim ise yüzde 35,8’ini gıda için yapıyor. Dolayısıyla gıda fiyatlarında Türkiye’de son 44 aydır yaşanan kesintisiz artış en fazla sabit gelirli ve yoksul kesimleri etkiliyor. Açıklanan enflasyon bu nedenle bu kesimin gerçek hayatta yaşadığı enflasyonu tam olarak yansıtmıyor. Zira TÜİK enflasyonu hesaplarken gıda harcamalarının ağırlığını yaklaşık yüzde 25 olarak esas alıyor.

AÇLIK RİSKİ ARTIYOR

İktidarın Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra “akıl dışı ilan ettiği” ancak yerel seçimlerden önce yeniden uygulamaya başladığı yanlış ekonomik politikaların tetiklediği yüksek enflasyon sürecinin en ağır faturasını gıda fiyatları yüzünden yoksullar ödemeye devam ediyor.

Türkiye’nin, bu yanlış politikalarla yıllarca sürecek bugünkü enflasyon sarmalına sürüklendiği Eylül 2021’den bu yana gıda fiyatları yüzde 721 oranında arttı. Diğer bir ifadeyle Eylül 2021’de 100 liraya satın alınan bir gıda sepeti için vatandaşlar bu yıl mart ayında 821 lira ödemek zorunda kaldılar.

            Uygulanan ekonomik politikalar, hem Türk lirasının satın alma gücünü azaltarak, hem tarım sektörünün girdi maliyetlerini ilgili artırarak, hem de fiyatlama davranışlarını bozarak diğer başta gıda olmak üzere tüm harcama gruplarında yüksek bir enflasyon sürecini tetikledi. İktidar seçim kaybetmemek için enflasyonla mücadele etmediği için bu süreçte olan  ücretli, dar ve sabit gelirlilere oluyor.

AYLIK FİYAT ARTIŞI

Martta ekmek, pirinç, un, bulgur grubu dışındaki tüm gıda harcama gruplarında fiyatlar bir önceki aya göre arttı. Et-balık, süt ve süt ürünleri, meyve ve sebze, gibi temel gıda maddelerinde önceki aya göre önemli artışlar yaşandı.

Ekmek, pirinç, un, bulgur fiyatları martta bulgur ve şehriye fiyatlarındaki düşüş nedeniyle bir önceki aya göre ortalama yüzde 0,1 oranında azalırken, et ve balık grubu fiyatlarında yüzde 11,3 oranında artış kaydedildi.  Et ve balık fiyatlarında yaşanan yıllık artış ise yüzde 112,6 oldu.  Martta önceki aya göre süt ve süt ürünleri ile yumurta grubu harcamaları yüzde 2,3 oranında artarken, yağ fiyatlarındaki artış yüzde 0,2 olarak gerçekleşti.

Meyve fiyatlarının yüzde 18,4 oranında arttığı martta sebze fiyatlarında, bir önceki aya göre ortalama yüzde 6,7 oranında artış kaydedildi.

Martta bakliyat fiyatları yüzde 0,4, salça, zeytin, bal, çay, tuz ve benzeri işlenmiş gıda maddelerinden oluşan diğer gıda fiyatları ise yüzde 1,1 oranında zamlandı.

            Vatandaşlar mevcut gıda tüketim alışkanlıklarına göre seçilen 64 gıda maddesinden oluşturulan gıda sepetini satın alabilmek için martta, bir önceki aya göre yüzde 5,9 oranında daha fazla para ödemek zorunda kaldı.

ÜÇ AYLIK DEĞİŞİM

            Gıda fiyatlarında bu yılın ilk üç aylık döneminde ise toplam yüzde 15,7 oranında artış gerçekleşti. Ocak-mart döneminde, ekmek, pirinç, un bulgur, makarna fiyatları yüzde 10,3, et-balık fiyatları yüzde 29,8, süt, süt ürünleri yüzde 12,7, yağ fiyatları yüzde 10,3, meyve fiyatları yüzde 42,8, sebze fiyatları yüzde 42,6, bakliyat fiyatları yüzde 15,7, diğer ürünlerin fiyatları yüzde 8,6 arttı.

YILLIK DEĞİŞİM

            Bu yıl martta geçen yılın aynı ayına göre ekmek, un, bulgur, makarna fiyatlarında yüzde 48,8, et-balık fiyatlarında 112,6, süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatlarında yüzde 53,8 oranında artış oldu. Bir yıl öncesine göre yağ fiyatları yüzde 96,3 oranında arttı. Meyve fiyatları yüzde 183, sebze fiyatları ise yüzde 246,7 oranında artış gösterdi. Bakliyat fiyatları son bir yılda yüzde 69,5, diğer gıda fiyatları ise yüzde 83 oranında zamlandı.

Döviz kuru ve tarım ürünü üretici fiyatlarındaki artışlar gıda fiyatlarındaki yüksek artış hızının önümüzdeki aylarda da devam edeceğine işaret ediyor.

Ve, ekmek 10 lira!

Olgay GÜLER

Edirne’de fırıncı esnafının zam talebini değerlendiren Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO), 200 gramı 7.5 liradan satılan ekmekte, 210 gramının 10 lira olmasına karar verdi.
Edirne’de en son 11 Temmuz 2023 tarihinde verilen zammın ardından 7.5 lira olan ekmek, aradan geçen 9 aylık sürecin ardından zamlandı. Artan enflasyonla birlikte maliyetleri yaklaşık yüzde 55 yükselen fırıncı esnafı, ETSO’ya yüzde 25’lik zam talebinde bulundu. Esnafın zam talebini gündeme alan ETSO yönetimi, konu hakkında komisyon kurarak incelemeye aldı. Yapılan incelemelerin ardından dün 1 kilosu 37.50 lira olan ekmek yüzde 26’lık artışla 47.60 lira oldu. Yapılan bu artışla 200 gramı 7.50 liraya satılan ekmeğin, 210 gramı 10 lira olarak güncellenmiş oldu.


EDESOB ZAMMI TEKLİFİNİ BEKLETİYORDU
Öte yandan Edirne Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği’nden (EDESOB) ise kendilerine bağlı fırınlar için henüz zam kararı çıkmadı. Konuyla ilgili konuşan EDESOB Başkanı Kemal Cingöz, daha önceden ekmek için kendilerine zam talebi geldiğini ancak beklettiklerini, ETSO tarafından yapılan zam sonrası, konuyla ilgili olağanüstü toplantı gerçekleştirebileceklerini söyledi. Bir şehirde 2 ekmek fiyatı olamayacağına vurgu yapan Cingöz, yapılacak olan toplantıda aynı fiyattan zam kararı alacaklarını dile getirdi.


‘TEK SUÇLU AKP İKTİDARI’
Konuyla ilgili sosyal medyadan açıklama yapan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Baran Yazgan, yaşanan fiyat artışlarının tek suçlusunun AKP iktidarı olduğunu dile getirdi. Yazgan, “Ve 210 gr ekmek 10 lira oldu! Edirne’mizde ekmek tarifesi değişti. Peki suçlu kim? Evine ekmek götüren fırıncı esnafı mı? Maliyetleri hesaplayan ve araştıran ticaret odası mı? Kendini ülkesine adamış onurlu vatandaşımız mı? Hayır tek suçlu ben bilir ben yaparım diyen AKP iktidarıdır” ifadelerini kullandı.

1 litre sütte 2,5 lira zarar!

Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın çiğ süt fiyatında açıklanan Şubat ayı maliyetine dikkat çekerek “Üreticimiz zorda, 1 litre çiğ inek sütünün maliyeti 17 lira 46 kuruş, ancak üreticimiz sütü 15 liraya; maliyetinin altında bir fiyata süt satıyor” dedi.
Ilgın yaptığı açıklamada, ortaya çıkan bu durumun sonucu olarak köylerde süt üretiminin düştüğünü belirterek, sektörde istikrarın çok önemli olduğunu vurguladı.


Türkiye’de 2020 yılında 23,5 milyon ton olan süt üretimi 2021 yılında %1,3 azalışla 23,2 milyon tona, 2022’de ise bir önceki yıla göre %7 düşüşle 21,5 milyon tona gerilediğine dikkat çeken Ilgın, “Süt üretici desteklenmezse süt üretimi, talebinin oldukça altında kalacaktır” dedi.
Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği’nin (TÜSE DAD) bir litre çiğ inek üstünün maliyetini 17 lira 46 kuruş olarak açıkladığını ifade eden Ilgın buna karşılık Ulusal Süt Konseyi’nin litre başına 13 lira 50 kuruşluk çiğ süt referans fiyatı verdiğini, bunun da maliyetlerin altında bir rakam olduğunu söyledi.
Başta en temel girdi maliyeti yem olmak üzere hayvancılık maliyetinin sürekli arttığının altınını çizen Ilgın bölgemiz köylerinde ise 1 litre çiğ inek sütünün 15 lira düzeyinde satıldığını ifade ederken, market fiyatlarının ise bu fiyatının 2-2,5 katı düzeyinde olduğunu ve bu durumda hem üreticinin hem de tüketicinin mağdur olduğunu belirtti.
Hem üretenin hem de tüketenin kazandığı bir düzenin gerekliliğine dikkat çeken Egemen Ilgın şuan ciddi bir gıda enflasyonu olduğunu bu gıda enflasyonunun çözümünün de kooperatifçilik olduğunu vurguladı.

Dış Ticaret Okulu 6’ncı kez

Trakya Kalkınma Ajansı, ihracat yapma noktasında kendilerini geliştirmelerine katkı sağlamak amacıyla bölgedeki firmalara yönelik olarak daha önce beş kez gerçekleştirdiği “Dış Ticaret Okulu” programının 6’ncısını 7 Mayıs 2024 itibariyle başlatıyor.
Trakya Kalkınma Ajansı’nın Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli illerini kapsayan TR21 Bölgesi’nde faaliyet gösteren, halihazırda ihracat potansiyeli olmasına rağmen çeşitli sebeplerden dolayı hiç ihracat yapmamış, ihracata yeni başlamış, ihracat faaliyeti kesintiye uğramış veya ihracat kapasitesini artırmak isteyen firmaların potansiyellerini ortaya çıkarmak ve ihracat yapma noktasında kendilerini geliştirmelerine katkı sağlamak amacıyla daha önce beş kez gerçekleştirdiği “Dış Ticaret Okulu” programının yeni dönemi 7 Mayıs 2024 tarihinde başlıyor.
Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası işbirliğiyle gerçekleştirilecek olan program dış ticaret istihbaratı, dış ticarette iletişim, dış ticaret mevzuatı, ödeme şekilleri, konşimento, akreditif ve hukuk ilişkisi, e-ihracat ve satış geliştirme gibi bir çok konuyu Türkiye’nin alanında en önemli isimleri aracılığıyla ele alıyor. Dış ticaret odağındaki teknik konuların yanı sıra Ticaret Bakanlığı, KOSGEB ve EXIMBANK tarafından ihracat için sağlanan destekler de programda kurum uzmanlarınca firmalara aktarılacak.
Haftada iki gün olmak üzere bir ay boyunca sürecek olan ücretli program Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası’nda gerçekleştirilecek ve başvurular Trakya Kalkınma Ajansı’nın internet sitesi (www.trakyaka.org.tr) üzerinden alınacak. Dış Ticaret Okulu’ndaki profesyoneller ile ihracat haritasını yeniden gözden geçirmek isteyen firmaların, kontenjanın sınırlı olduğu bu eğitime 30 Nisan 2024 tarihine kadar başvurmaları gerekiyor.

Faiz % 50 oldu

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Merkez Bankası (TCMB), bugünkü Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini 500 baz puanlık artışla yüzde 50’ye yükseltti.

Seçim öncesi faiz artırma kararı piyasalarda “sürpriz” olarak değerlendirildi. TCMB’den karar sonrası yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 45’ten yüzde 50 düzeyine yükseltilmesine karar vermiştir. Kurul ayrıca, operasyonel çerçevede değişikliğe giderek, Merkez Bankası gecelik vadede borçlanma ve borç verme oranlarının bir hafta vadeli repo ihale faiz oranına kıyasla -/+ 300 baz puanlık bir marj ile belirlenmesine karar vermiştir.

Şubat ayında aylık enflasyonun ana eğilimi, hizmet enflasyonu öncülüğünde, öngörülenden yüksek gerçekleşmiştir. Tüketim malı ve altın ithalatı yavaşlayarak cari dengedeki iyileşmeye katkı verirken, yakın döneme ilişkin diğer göstergeler yurt içi talepte dirençli seyrin sürdüğüne işaret etmektedir. Hizmet enflasyonundaki katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyon baskılarını canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu ve ücret artışlarının enflasyon üzerindeki etkilerini yakından takip etmektedir. 

Kurul, enflasyon görünümündeki bozulmayı dikkate alarak politika faizinin artırılmasına karar vermiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon 2024 yılının ikinci yarısında tesis edilecektir.

Kurul, makroihtiyati politikaları piyasa mekanizmasının işlevselliğini ve makro finansal istikrarı koruyacak nitelikte uygulamayı sürdürmektedir. Bu çerçevede, ay içinde yapılan düzenlemelerle finansal koşullar sıkılaştırılmış, para politikası aktarımı desteklenmiştir. Kredi büyümesi ve mevduat faizinde öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizması desteklenmeye devam edilecektir. Likidite gelişmeleri yakından takip edilerek, gerektiğinde sterilizasyon araçlarının etkin şekilde kullanılması sürdürülecektir.

Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir.

Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır.

Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.

Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır.

Buğdaya ‘fazla gübre’ darbesi!

Olgay GÜLER
Kış ayının kurak ve mevsim normallerinin üstünde sıcaklıklarla geçtiği Edirne’de, üretici de büyümeyi desteklemek adına fazladan azot gübresi atınca buğdaylar daha başak vermeden aşırı büyüdü ve üründe yatmalar ile kök boğaz hastalığı oluşmaya başladı.
Geçtiğimiz yaz ayının oldukça kurak geçtiği Edirne’de, üretici buğdayını kuru toprağa ekti. İlerleyen süreçte mevsimsel yağışlarla yüzü gülen çiftçi, kış ayının kurak ve mevsim normallerinin üstünde sıcaklıklarla geçmesiyle tedirginlik yaşadı. Üretici, büyümeyi desteklemek adına ürününe önlem amaçlı fazla azot gübresi atınca, sıcak havanın da etkisiyle buğdaylar bu kez erken gelişim dönemine girdi ve daha başaklanmadan aşırı büyüdü. Normalinden erken dönemde büyüyüp boylanan buğdayda bazı tarlalarda hem yatma hem de kök boğaz hastalığı baş gösterdi.


‘FAZLA GÜBRE FAZLA VERİM DEĞİLDİR’
Yaşanan gelişmenin ardından Edirne Ziraat Odası, sosyal medya hesabından üreticilere uyarılarda bulundu. Ürüne yapılan uygulamada iklimlerin değiştiğinin göz önünde bulundu-rulması gerektiğinin altının çizildiği açıkla-mada, “Maalesef ki artık iklimler değişti, kışlar artık eski kışlar değil, soğuk yok, kar yok bu nedenle yapmış olduğumuz uygulamalarda bunları göz önüne almamız gerekmektedir. Unutmayalım ki buğday kışlık bir bitkidir, bırakalım uyusun. Erken dönemde gübre atıp bitkiyi uyandırırsak ve sıcak havayla bu azotlu gübre hızla bitkimizin yeşil aksamının arttırarak boya gitmesini sağlayacaktır. Üstüne gelen yağış ve fazla azot da kök boğaz hastalıklarını tetikleyecektir. Sonuç olarak sağlıksız hızlı büyüyen, Mart başında daha başağı görmeden şimdiden yatan buğday tarlaları oluşacaktır. Unutmayalım ki fazla gübre fazla verim değildir, fazla tohum kullanımı fazla verim değildir, bol yeşil aksam fazla verim değildir. Tam tersine bunlar ekonomik olarak bizlere kayıptır. Azotlu gübre iklim şartlarına göre doğru zamanda ve bölünerek kullanılmalıdır” denildi.


‘ÖNÜNE GEÇİLMEZSE VERİMİ YÜZDE 50 ETKİLER’
Konuyla ilgili konuşan Edirne Ziraat Odası Genel Sekreteri Yüksek Ziraat Mühendisi Cengiz Küçükduvan, üreticinin mutlaka kök boğaz ilaçlamalarını ihmal etmemesi gerektiğini anlattı. Küçükduvan, “Çiftçilerin özellikle böyle yıllarda kök boğaz ilaçlamalarını ihmal etmemesi gerekiyor. Üreticimiz hastalığı gördükten sonra ilaç atmayı daha çok tercih ediyor. Biz mühendisler olarak koruyucu amaçlı ilaçlamanın yapılmasından yanayız. Eğer hastalık erken dönemde yakalanırsa ve ilaçlama yapılırsa başarılı olunur. Eğer yoğun değilse verimi az etkiler. Eğer çok yoğun şekilde görülür ve önüne geçilmezse, yüzde 50’ye veren verim kayıplarına yol açabilir” diye konuştu.
Üreticinin mutlaka ürünü kalsiyum ve silisyum içerikli ürünlerle desteklemesi gerektiğini dile getiren Küçükduvan, “Eğer bitki yapma yaptıysa, bitki besleme ürünlerinden özellikle kalsiyum ve silisyumun bitkilere uygulanması. Burada da üreticimiz azot içeriği olmayan ürünlerle tercih edip de uygulama yapması lazım. Zaten bizim bitkimizi yatıran fazla azotlu gübreleme. Biz kalsiyumu da azot içerikli bir kalsiyum atarsak daha çok yatmayı tetikleriz. Yani üreticimiz bu dönemde kök boğaz ilaçlamasını ihmal etmesin, aynı zamanda da kalsiyum ve silisyum içerikli bitki besleme içeriklerini tercih edebilir” ifadelerini kullandı.

Ekmek-Simit zammına yeni yönetmelik!

Olgay GÜLER
Edirne Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (EDESOB) Başkanı Kemal Cingöz, Resmi Gazete’de ekmek ve simit zammına yönelik yayınlanan yeni yönetmeliğin, esnaf için iyi bir gelişme olmadığını dile getirdi.
Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu’nca dün Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmelik gereği ülke genelinde esnaf odaları artık Ticaret Bakanlığı’nın ekmek veya simit zammındaki olumsuz görüşüne rağmen fiyat tarifesinde direkt artışa gidemeyecek. Yeni yönetmelikte, bakanlığın talep edilen tarifeye olumsuz görüş bildirmesi durumunda birliğin yeni tarife talebini gerekçeleri ile birlikte komisyon toplanmaksızın tekrar bakanlığın görüşüne sunacağı; görüşün alınmasından sonra onaylayabileceği belirtildi.
Yeni yönetmelikte şu ifadelere yer verildi:
“MADDE 1- 14/2/2008 tarihli ve 26787 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Esnaf ve Sanatkârlarca Üretilen Mal ve Hizmetlerin Fiyat Tarifeleri Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Ancak, simit ile 4/1/2012 tarihli ve 28163 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliğinin (Tebliğ No: 2012/2) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde tanımı yapılan ekmeğin fiyatına ilişkin tarifeler, sırasıyla, ilgili belediye, Ticaret İl Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ticaret ve sanayi odası veya ticaret odası ile ilgili odanın temsilcilerinden oluşan komisyonun değerlendirmesinin, ilgili federasyon ve Ticaret Bakanlığının olumlu görüşünün alınmasından sonra Birlik tarafından onaylanır.”
“Ancak, Bakanlık tarafından talep edilen tarifeye olumsuz görüş bildirilmesi durumunda Birlik, yeni tarife talebini gerekçeleri ile birlikte komisyon toplanmaksızın tekrar Bakanlığın görüşüne sunar; görüşün alınmasından sonra onaylar.”
MADDE 2- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3- Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu Genel Başkanı yürütür.”


‘ESNAF İÇİN İYİ BİR KARAR DEĞİL’
Yeni yönetmeliğin esnaf için iyi olmadığını dile getiren EDESOB Başkanı Kemal Cingöz, “Daha önce bize gelen talep üzerine komisyonu toplayıp bakanlık ve federasyona taleplerini iletiyorduk. Oradan gelen görüşün olumlu veya olumsuz olmasına bakmaksızın yönetim kurulunda karar alıp fiyatı uygulamaya geçebiliyorduk. Şimdi yönetmelikteki değişiklik şu; bakanlık görüşü alındıktan sonra esnaf veya ticaret odaları komisyonu toplamamaksızın aynı teklifi bakanlığa gönderecek. Öncede zaten bakanlıktan 1 ay görüş bekliyorduk. Şimdi tekrar bakanlığa göndererek 1 ay daha bekleyeceğiz. Yani toplamda 2 ay zam kararı beklenecek.
2.5 ay gibi bir süreç olduğu zaman girdi fiyatları anormal artarsa esnafı iyide iyiye etkileyecek bu durum. Dolayısıyla esnaf için iyi bir karar değil” diye konuştu.