DOLAR 45,4356 0.03%
EURO 53,3458 0.17%
ALTIN 6.857,350,15
BIST 14.693,350,65%
BITCOIN 3622144-1,72%
Edirne
15°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

174 okunma

İLKBAHAR SEBZELERİMİZ MEYVELERİMİZE DAİR

Eskiler; bereket yağıyor; toprağın beyaz örtü altında sarıp sarmaladığı evlatlarını bahara kavuşturma sabrınının hediyesidir derlerdi.

ABONE OL
13 Mayıs 2026 15:26
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Müşerref GİZERLER

Hava birden karardı yağacak besbelli

Saate baktım yine aynı saatler

Kırkikindi yağmurları

Eskiler; bereket yağıyor; toprağın beyaz örtü altında sarıp sarmaladığı evlatlarını bahara kavuşturma sabrınının hediyesidir derlerdi.

Aynı insanoğlu gibi bu yüzden coşkuyla bazende çılgınca kutluyor baharın gelişini yeniden doğuş gibi.

Bu yıl malum çok kasvetli bir kış geçirdik.

Masamda darmadağınık duran gazeteler kâbus çukuru gibi

Gökten yağan bombalar, savrulan mermiler mülteci kafilelerinin feryatları ile adeta yarışıyor. Bir kıyamet bir dehşet bir felaket ki maazallah

Şimdilik uzak ta olsa ateş çemberinin genişleyeceğini düşündükçe kuruntu elbisem beni daha çok sıkmaya başlıyor.

Of ama

Ara sıra da olsa bu sıkletten kendimi korumam gerek. Bir teselli bulmalıyım çıkartmalıyım üzerimden bu kuruntu elbisesini.

Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: kuzu-etli-lahanasalmasi.jpg

Kuzu etli lahana salması

Gök gürleyip şimşek çaksa da bardaktan boşanırcasına yağacak yağmurun ardından güneş açacak. Semalarda gökkuşağının büyüleyici şöleni başlayacak.

Dünyadaki insanların pek çoğu yokluk, çile, felaket çekerken elimizdeki istisnai nimetlerden faydalanmalıyım diyerek atıyorum kendimi dışarı.

Bu mevsim en avutucu yerler sebze meyve pazarları. Gençlik iksiri yayan terütaze turfandalar çıkmıştır. Tadımlık da olsa filemi şenlendirip, seyrile kendimi avutur bir nebze içim açılır diyerek varıyorum pazara.

Peynirli kabak

Lorel Hardi misali lahana pırasa edebiyatını bırakma zamanı. Baş köşeden inip boynu bükük de olsa salatalıklara, sakız kabaklarını karşılama nezaketi gösteriyorlar. Haklarını yememek lazım. Özleyeceğiz kuzu etli salmayı, terbiyeli , pirinçli pırasayı.

Ege ve Akdeniz sebzesi olsa da korumalı yetiştirilen Enginarlarda , katmer katmer yaprakları ile gürzü andıran tıkız topuzlarıyla biz de varız artık der gibiler. Urladaki festivalde lezzetini deneyimleme fırsatını bulup muradıma ermiştim.

Ama, yerli mahsüller genetik lezzetimi sarıp sarmalarlar, beni mesut bahtiyar ederler.

Mesela sakız kabağını görünce et suyu ile pişmiş hafif kalyası geldi aklıma. Bu yemek ağır hastalıktan kalkmış olanları küçük bir dilim francala ile ağız tadına kavuşturan bir yemektir. Yatağında doğrulmuş beyaz gecelikli solgun bir genç kıza hayat müjdesidir aynı zamanda kendi gibi sarı ve cansız bir tabak kabak kalyesi.

Taze soğanlı kuzu kapama

Veya az yağlı peynirli dolması, sandal gibi yarıya bölümlenip içi oyulup yine peynirli sütlü meyanelisi de fırınlanıp dereotu kokusu ile ruhu ve bedeni iyileştiricidir.

Çoban salatamızın olmazsa olmazı, terlemesini en güzel bilen yeşil salatalıklarımızda tezgâhlarda al beni diyor. Sebzemi meyvemi olduğunu hep düşünürüm. Ateşten, ısıdan hoşlanmayan sebze biçiminde acayip bir meyva aslında. İlk yudumundan itibaren tadından çok kukusu ağzınızda kalıcı bir esinti bırakır.

Turfandaları da şekil itibariyle nazik ama mütevazıdir. Yerde sürünmeyi hak etmiyorlar zira. İri yapraklı güzel bir ağaçtan salkım salkım salınsalar

Cacık yapalım derseniz bu kibarlığa işkence etmeyin derim. Yazı bekleyin ata tohumu olanların hantallığını düşünmeyip bütün lezzeti toplayan çekirdekli kısımlarından deneyin.

Kibarlık naziklik deyince semizotunu atlamayalım. Onlarda demetler halinde yer almışlar sepetlerde. Diğer sebze yaprakları arasında balık etinde diyebileceğimiz yapraklarını yıkarken horlamamak gerekir ezilip incinirler.. Ne lahana gibi hantal ve şişman ne de pırasa gibi gereksiz sivrilmiş seyrek bıyıklı.  Kıymalı yemeğinin mayhoş suyuna amiyane de olsa ekmek banıp kaşıkla içenler aslında keyfini çıkarır.  Kibarlığı elden bırakıp nezaketi, terbiyesi bir yana çatal batırarak keyfini kaçırmayalım.

Yani kaşığa el uzatamadığımız ve suyuna ekmek batıramadığımız güzel halk yemeklerimizi de unutmayalım. Maydanozlu köfte nohutlu işkembe ve bahsettiğim kıymalı semizotu gibi.

Fasulye başlamış, yarın çarşıya patlıcan inecek ve domates çoğalacak.

Fasulyenin keçi boynuzu gibi zira şeklen çok benzer kaskatı kesilmediğine tahtaya dönmeyenlerini tercih ederim. Ayşekadın ismini de İstanbul bahçelerinde fasulye yetiştiren  kırmızı tülbentli Ayşe kadından almış. Karaağacınkiler de ayrı bir lezzetlidir. Ne de olsa sinekli suyun kerameti işlemiş topraklara.

Yaz sebzelerinin şahı patlıcanı özledim galiba.

Ameliyat masasını ve karındeşen Jack’i hatırlatsa da karnıyarığı Kırmızı Karaağaç menşeilisi ile pek lezzetli olur. İmamı da bayıltmış ayrıca

Baharı görmeden yazı getirmeyelim. Sırada bakla var. Yeniimaretli üreticilerden.

Toprağın azot deposu. Hanımlara tavsiyemdir kabuğunun içyüzeyinin yüze sürülmesi cildi besleyip lekeleri giderir. Zeytinyağlısını, enginarlı iç baklasını bu mevsim yemeyi ihmal etmeyelim. Genetik bir enzim eksikliği gibi bir sorununuz yoksa.

Ama ağzımızdan da her baklayı çıkarmayalım.

Çocukluğumuzun hıdırellez sepetlerini süsleyen yeşil etekli taze soğanlar taze bahar peyniri ile ne iştah açıcıdır. Akşam sofrasında kuzu etli kapama da ilkbaharın yüz akıdır.

Meyvelerimizi unuttuk mu hayır

Eskiden manavlar üzerleri şeffaf kâğıtla örtülü dört köşe kutularda çilek satmayı adet edinmişlerdi. Şimdi naylon kaplarda bu zarif meyvemiz.

Çok ince güzelliklerinden başka ağzımıza alınca sapının kopuşundaki letafet ki ne letafet. Bu sap dut gibi fazla zorlamayı, çekiştirmeyi gerektirmez.  Kirazdaki gibi otomatik kopar. Ele alıp şekere batırılacak ve sonra ağza götürülecek boyda ve hassasiyette. Tereyağdan kıl çeker gibi ayırırsınız gövdesinden. Ayrı bir kibarlığı da vardır tabakta çekirdek de bırakmaz, bıraktığı saplar ve oymalı yaprakları ise bembeyaz cucuklar ile bir ressama modellik yapar gibidirler adeta. Bir taşım kaynatımlık reçelinin kokusu bile çok lezizdir.

Hele dalları basan kiraz!…dişlerimize bıraktığı izlerin güzelliğini fark ediyormuyuz acaba. Hani bazı köylerde göz nuru dökerek gayet zarif pembeli sarılı ince hesap tığ işlerler, seyrine doyamaz çiçek sanar kokusunu ararsınız işte bu oyalar gibidir.  Bu izler.

Reçeli de hissetmekte zorlandığımız kokusunu hatırlatır bize aslında. Vişneye vermiş sanki bu hakkını.

Çarşıda, pazarda, yolda rastlayıp imreneceğimiz daha pek çok mevsim mevelerimiz olacak tezgahlarda. Üzerlerine buz kırıntıları saçılmış meyve tabağının masamıza getirildiği bir dükkân ve salon olsa fenamı olur. Özel yerler açılmasa bile pastanelerde, kafelerde üzerleri soğuktan buğulanmış üç yarma şeftalimizden yemek daha zevkli olmaz mı?

Bütün bolluğu ve bereketi ile renk renk, çeşit çeşit bol kokusu ile güzel bir yaz gelsin.

Cahit Irgat’ın dediği gibi

Yıldızların hepsi muamma

Hepsi ayrı alemmiş

Sen gündüzden haber ver

Gün doğsun

Kahvaltımız senden olsun

Güneş reçeli

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya