
Norveçliler, bu doğallığın, hoyrat turistler tarafından bozulmasını istememekte haksız mı?
Gönül UYANIKTIR
Sadece bir bölümünü görebildiğimiz, vadiden 500 metre yükseklikte bulunan Stalheim Oteli, 170 yataklı ve Norveç’in en büyük 1’nci sınıf oteli olarak anılıyor. Biz içini göremiyoruz, ama, otelde konaklayanların paylaştığı fotoğraflarda; derin vadinin ve sıralı dağların arasında konaklamanın nasıl doyumsuz bir keyif vereceğine tanıklık ediyoruz.
Otel manzarasından sıyrılıp fiyordun kıyısına geri dönerek, bir başka perspektif sunan ‘Tanrıların Buluşma Yeri’ anlamına gelen pitoresk Gudvangen’i ziyaret ediyoruz. Gudvangen, Norveç’in en uzun iki tüneli olan Lærdal ile Gudvangen Tüneli arasında yer alan, Norveç Vikinglerinin kültürünü ve mirasını tanıtan otantik bir Viking Köy…

Gudvangen Viking Köyünde yaşam
NORVEÇ VİKİNGLERİ BU KÖYDE YAŞIYOR
Ziyareçiler, Şef Georg’u, Şef Evi’nde ziyaret edip el sanatları ile uğraşanları izleyebiliyor, eserleri satın alabiliyor, ayrıca balta atma ve okçuluğu deneyimleyebiliyor. 2005 yılından bu yana UNESCO’nun Dünya Mirası listesinin bir parçası olan bu eski Viking köyü. aynı zamanda açık bir müze olarak ziyaretçilere sunulduğu, yaşam şartları ve kültürü ile; geçmişi yaşıyormuşsunuz hissini veriyor.

Vossenvongen kasabası
ÜNÜ BÜYÜK NÜFUSU KÜÇÜK
Günümüzde ziyaretçilerin büyük ilgi gösterdiği, harika manzaraları ile görenleri büyüleyen bu köyde 12’nci yüzyılda yaşanan veba salgınında tek bir canlı kalmıyor. Bu olaydan 2-3 yüzyıl sonra toparlanmaya başlayan köyde şu anda yaşayanların sayısının ise 100 kişi civarında olduğunu öğrenip şaşırıyoruz.

Vossenvongen kasabası
ZORLA HRİSTİYAN OLAN VOSS
Gudvangen’den sonra güzergahımızda Voss (Vossevangen) kenti var. Norveç’teki köy ve kasabaların nüfusları ile bizimkileri karşılaştırdığımda onların köyleri; bizimkilerin mahallesi sayılır diye düşünüyorum. Sonuçta büyük yerleşimlerden sayılan Voss, 900 dönüm yerleşim alanı bulunan 7 bin civarı nüfusuyla bizim Havsa ilçemiz civarında bir nüfusa sahip bulunuyor. Vossevangen, adını, “tarla” veya “çayır” anlamına gelen Eski İskandinavca “vang” kelimesinden alıyormuş.
Efsaneye göre, Voss halkı, Kral Aziz Olav tarafından zorla Hristiyanlığa döndürülüyor. Kasabada, sekizgen bir çan kulesine sahip, 1277’den kalma taş Voss Kilisesi ile, Kuzey Avrupa’daki en eski din dışı ahşap bina olduğuna inanılan bir lonca binası bulunuyor.
BEŞ YIL ALMAN İŞGALİ ALTINDA KALIYOR
Voss’un bir özelliği de Nisan 1940’ta Almanya’nın Norveç’i işgali sırasında, Norveç Ordusu’nun batıdaki ana seferberlik noktası olması oluyor. Voss’a doğru ilerleyen Alman kuvvetleri sert bir direnişle karşılaşıyor. Almanlar bu direnişi kasabayı bombalayarak kırıyor ve 1945’e kadar işgal altında tutuyor.
ÇATI YANGINLARINA KARŞI TOPRAK ÇATILAR
Otobüsümüz, meydanda park ediyor ve serbest zamanda çevreye dağılıyoruz. Burada da az da olsa üzerlerinde ağaççıklar boy atan toprak damlı evler var. Bu evlerin her yıl çatı bakımlarının pahalı olmazı nedeniyle sayıları da giderek azalıyormuş.
Evlerin damlarının toprak olmasının nedenini rehberimiz, “Evlerde odun sobalarının yakıldığı eski yıllarda çok sık yangınlar yaşanması ve önce ahşap çatıların yanarak çökmesine karşılık insanlar tavanlara toprak döşemiş. Çünkü bir yangın çıktığında toprak çatı çökerek yangını söndürüyor, evin tümünün yanmasının önüne geçiliyor.” diyerek açıklıyor.
Temmuz ayına rağmen Voss’ta Nisan ayı yaşanıyor. Bizde çoktan çiçek döken ağaçlar yeni çiçekleniyor. Çevrede çok sayıda küçük dükkanlar ve bir de alışveriş merkezi bulunuyor. Gülay ve Nevin zeytin bulma umuduyla gittikleri marketten eli boş dönüp, “Bu marketler bomboş” diye yakınıyorlar Bu ülkede pek zeytin yenmediğine inanıyor ve evdeki zeytinlerin hayalini kurarak sahile doğru inip fotoğraf çekiyoruz. (SÜRECEK)