DOLAR 45,2257 0%
EURO 53,2141 0.55%
ALTIN 6.804,872,71
BIST 14.936,613,04%
BITCOIN 37206341,24%
Edirne
19°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

74 okunma

Çeltiğin başkentinde ‘çeltik’ çalıştayı!

Türkiye’nin çeltik başkenti Edirne’de, gelişen teknolojiler ve AR-GE konularının ele alınacağı, 2 gün sürecek çeltik çalıştayı başladı… Çalıştayda konuşan Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Genel Müdürü Yardımcısı Şerafettin Çakal, dünyayla rekabet edebilmek için yerli ve milli tohum çeşitleri geliştirmenin önemine değinerek, “Dünyayla rekabet edebilmek için yerli ve milli çeşitlerimizi geliştirmemiz gerekir. Bu noktada TAGEM ve TAGEM Enstitütleri vasıtasıyla ciddi manada hem bitki genetik kaynakları, hem hayvan genetik kaynakların korunması ve bunların ıslah edilmesi, yani iyileştirilmesi ve geliştirilmesi gerekiyor” dedi…

ABONE OL
6 Mayıs 2026 14:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: WhatsApp-Image-2026-05-06-at-13.55.47-3.jpeg

Olgay GÜLER
Türkiye’nin çeltik başkenti Edirne’de, gelişen teknolojiler ve AR-GE konularının ele alınacağı, 2 gün sürecek çeltik çalıştayı başladı.


Edirne’de, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü (TTAE) tarafından düzenlenen uluslararası katılımlı çeltik çalıştayı düzenlendi. Kentte 6-7 Mayıs tarihleri arasında, Edirne Ticaret Borsası’nda devam edecek çalıştayın açılış töreni Edirne Valisi Yunus Sezer, TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Şerafettin Çakal, CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan, kurum ve kuruluş temsilcileri, muhtarlar ve üreticilerin katılımıyla yapıldı.


‘AKILLI TARIM DÖNEMİNE GELDİK’
Çalıştayın açılışında konuşan TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Çakal, tarımın geleceğinin AR-GE’ye bağlı olduğu için, benzeri çalıştayların çok önemli olduğunu söyledi. Çakal, “AR-GE’ye yeterince önem vermeyen toplumların maalesef geri kaldığını görüyoruz. Tarımın tarihsel sürecine baktığımızda; bundan 10-12 bin yıl önce başlayan tarım, avcı toplayıcıdan daha sonra tarımın ticarete konu edilmesine, sanayi devrimine, sanayi devriminden yeşil devrime, yeşil devrimden şimdi geldiğimiz noktada akıllı tarım dönemine geçtik. Yeşil devrimle beraber pestisitler, terbisitler, fosil yakıtlar çok yaygın bir şekilde kullanılmaya başladı. Tabii bunları yaygın bir şekilde kullandığımızda doğanın da bize bir cevabı oldu; iklim değişikliği oldu. Öyleyse bu yeşil devrime de belki farklı bir devrim demek gerekiyor. Bununla beraber geldiğimiz noktada da akıllı tarım dönemine geldik. Akıllı tarım döneminde neler var? Biyoteknoloji var, nanoteknoloji var ve bilişim teknolojileri var. Peki bu dönemin kazananı kim olacak? İşte bu dönemin kazananı biyoteknolojiye, nanoteknolojiye, bilişim teknolojilerine önem veren toplumlar gelişecek ve buna yeteri derecede önem vermeyen toplumlar maalesef üretimde yine geri kalacaklardır. İşte bu noktada uluslar ve ülkeler ikiye ayrılıyor. Buna baktığımızda da lokal olanı, organik olanı, yavaş olanı tercih edenler, küresel olanı, konvansiyonel olanı, hızlı olanı tercih eden ülkeler diye ayırıyoruz. Ülkeler de bu anlamda bir yol ayrımında kendi kararlarını verecek. Ne kadar yerel? Ne kadar küresel? Ne kadar organik? Ne kadar konvansiyonel? olacağına bu şekilde karar vermesi gerekir diye düşünüyoruz” dedi.


‘YERLİ VE MİLLİ TOHUM ÇEŞİTLERİMİZİ GELİŞTİRMEMİZ GEREK’
Çeltiğin dünyada insan beslenmesinde en önemli besinlerin başında geldiğine dikkat çeken Çakal, “Çeltik dünyadaki üretimine baktığımızda Hindistan’ın, Çin’in öncülük ettiğini ve ikinci sırada Asya ülkelerinin geldiğini görüyoruz. Ancak ülkemiz de aslında bunlardan çok fazla geri değil. Beşinci sırada yerini almaktadır. Yine bölge açısından ve ilimiz açısından Edirne’den baktığımızda, ülkemizdeki üretilen çeltiğin yüzde 40’ı sadece bu bölgeye ait. Çanakkale’de, Balıkesir’de yine ciddi üretim var. Dört tane şehrimiz ülkemizde üretilen çeltiğin yaklaşık yüzde 80’ini üretmektedir. Tabii burada aslolan ve altını çizmemiz gereken konuların başında şu gelmektedir. Bir tarım yapabilmek için bitkisel üretim yapmak için üç tane doğal kaynağa ihtiyacımız var. Bu doğal kaynakların biri toprak, biri su, biri de tohum. Toprağımız yoksa suyunuz yoksa tohumunuz yoksa tarım yapamazsınız. Peki tohumu nasıl elde edeceğiz? İşte dünyayla rekabet edebilmek için yerli ve milli çeşitlerimizi geliştirmemiz gerekir. Bu noktada TAGEM ve TAGEM Enstitütleri vasıtasıyla ciddi manada hem bitki genetik kaynakları, hem hayvan genetik kaynakların korunması ve bunların ıslah edilmesi, yani iyileştirilmesi ve geliştirilmesi gerek. Verim alarak, hastalığa, soğuğa, kurağa dayanıklı çeşitler geliştirerek. Özellikle pirinç gibi gıdalarda damak tadı da önemli. Dolayısıyla siz bu bölgede çeltik üretimi yapacaksanız yerli ve milli çeşitlere ihtiyacınız var. İşte bu anlamda da bu bölgedeki araştırma enstitümüz, Çanakkale’deki araştırma enstitümüz bu bölgeye uygun verimi yüksek, dünya rekabet edebilir, yerli ve milli çeşit geliştirmeye başladı. Başladığı günden bu kadar 85 tane çeşit geliştirdi ve ülkemizdeki çeltik tohumunun yaklaşık yüzde 40’ı bizim enstitülerin çeşitleri. Bu gerçekten bir başarıdır” diye konuştu.


‘ÜRETİMDE YOL HARİTASI OLANLAR AYAKTA KALACAK’
Edirne Valisi Yunus Sezer de, dünya genelindeki iklim krizi nedeniyle üretimde yol haritasının öngörülemediğini dile getirdi. Sezer, “Yol haritası olan ve bir şeyleri öngörebilen hangi kurum, hangi ürün varsa stratejik olarak önümüzdeki dönemde o ayakta kalacak. Eğer öngöremiyorsanız, bir planınız yoksa, bununla ilgili olarak bir stratejiniz yoksa, bu dalgalanmadan çok olumsuz etkilenecek ve bazıları saf dışı kalacak. Geçen yıl kuraklıkla ilgili olarak gerçekten çok sıkıntılı bir süreç yaşadık. Neredeyse ürünlerimizin büyük bir kısmını kaybedecektik. Yine arkadaşlardan öğrendiğim maliyeti çok fazla olduğu için bir daha yerine koyma imkanı çok olmayabilir. Dolayısıyla birçok üreticimiz iflas edebilir diye bahsettiler. Yani bir buğday gibi değil. Dolayısıyla çok maliyeti olan; hem yer maliyeti hem ekim maliyeti olan bir üründen bahsediyoruz. Dolayısıyla öngörülebilirlik çeltikte çok önemli. Bir plan ve stratejinin olması çok önemli. Bu işe giren insanların işin sonunu tahmin ederek girmesi lazım. Yani bizim o garantiyi vermemiz lazım. Bence burada çeltik konuşulacaksa muhakkak buradaki akademisyenlerin bunu planlamaları lazım ve bizim önümüze koymaları lazım” ifadelerini kullandı.


CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan da, tarımsal üretimde suyun önemine dikkat çekerek, “Geçtiğimiz sene ve ondan önceki sene çok açık bir şekilde su problemi yaşadık. Geçen sene biraz olsun akılcı çözümler üretildi ve çözüldü bu kısa vadeli oldu ama bir önceki sene çok büyük problemler oldu. Bildiğim kadarıyla mahsulü yetişemeyen çiftçilerimiz oldu. O yüzden su verimliliği, suyun nasıl kullanılacağı, bu bölgelerin doğru planlaması önemliyken bir taraftan da suyun ne kadar geleceğini bakmaksızın bunun alternatiflerini en uyguna göre üretebilmek. Bunları düşünmek ve geliştirmek önemli. Ülkemiz su yönünden zengin bir ülke değil. Uzun yıllar sanki öyleymiş gibi hissettik ve öyle davrandık ama ülkemiz maalesef ki su yönünden zengin bir ülke değil. O yüzden suyumuzu çok iyi bir şekilde, doğru bir şekilde, verimli bir şekilde kullanmalıyız” dedi.


Konuşmaların ardından verilen arada katılımcılar, çalıştay kapsamında firmaların açtıkları stantları gezerek, tohumlar hakkında bilgi aldı.

İki gün boyunca devam edecek çalıştayda, ‘Tarımda İHA Teknolojisi’, ‘Damla Sulama Optimizasyonu’, ‘Yapak Zeka Kullanarak Biyotik ve Abiyotik Stres Tespiti’ gibi konular masaya yatırılacak.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya