
İlginç, bu üçyüzyetmişyedinci yazımız. Hudut Gazetesi’nde öğrendiğimizi, bilebildiğimizi özgürce yazabiliyoruz. Nedeni, gazetenin ülke çapında etkili olmaması olmalı. Burada yazdıklarımızı (kendilerini ‘Solcu’ diye tanımlayan) ulusal gazetelerde yazamadık. Bu ulusal gazetelerimizin dördünün üst yönetimindeki bazı kişilerle bir şekilde tanıştık. Onların ‘Kırımızı çizgileri’ varmış, özgürce yazamazmışız. Biz ise, başka türlü yazmayı bilmiyoruz. Bizim okur sayımız ise sanırız, yüze ulaşmadı…
Ara ara, kısa sürelerle TV haberlerini izliyoruz. Araştırmacı gazetecilerimiz (Yılmaz Özdil bu terimle dalga geçiyor. “Araştırmadan gazeteci nasıl olur ki, ben ‘araştırmamacı gazeteci’yim” diyor.) Değişik uzmanlarımız ülke sorunlarını, çevremizdeki veya uluslararası sorunları irdeliyor, açıklıyor, gelecekle ilgili yorumlarda bulunuyor. Ama hep, (1) kırmızı çizgilere saygılı, (2) başka terimlerle birbirini yineleyerek. Bizim özetimiz:
Büyük Ortadoğu projesi yazılmış. Adım adım uygulanıyor. Arap baharı da bunun bir parçası. Buna göre ülkemiz ve çevresi için her şey “Çok daha kötü olacak” ve oluyor.
Bu koşullarda, özgürce, biz ne yazabiliriz?
Yönetimimizi eleştiremeyiz, çok sert tepki veren bir koruma kalkanı var. Yönetenleri eleştirenleri eleştirmek amaçsız, okumayacaklar. Yalnızca birkaç okurumuzu üzmüş oluruz. Hiç olmazsa dörtyüz yazıya ulaşalım diyoruz. Ne yapalım? “Şimdiye dek neler yapmışız?” diye baktık.
Onaltı yıl önce ilk yazımızda,
“Sizden neler almayı umuyoruz?
Avrupa uygarlığı ve Asya kültürü, yani içerikli dostluk.
Size ne verebiliriz?
İzlenimlerimizi, yaşam deneyimizi, çalışarak öğrendiklerimizi.
Nasıl?
Becerebildiğimiz ölçüde halkımızın diliyle, derdimizi anlatmak için gerekmedikçe eleştirisiz, büyük çoğunlukla olumlu, mutlu…” diye başlamışız.
Neler yazmışız?
(1) Size sizleri anlatmışız.
(2) Edirne Kenti ve Trakya ile ilgili izlenimlerimizi aktarmışız.
(3) Edirne’de katıldığımız etkinlikleri betimlemişiz.
(4) Okuduğumuz, önemsediğimiz bazı kitapları tanıtmışız.
Bazı dizi yazılar oluşturmuşuz:
(1) (Lisede İngilizce öğrenmemizi sağlayan öğretmenimiz Sara Bayar’ın adıyla) 24 tanımla Marks’ın Kapital’ini özetlemişiz.
(2) Türklerin Kökeni ile ilgili ilginç bulduğumuz çalışmaları açıklamaya çalışmışız.
(3) Yirminci yüzyılın eğitimi İş Okulu’nun üç öncü örneğini anlatmışız.
(4) Gezi Parkı eylemlerinin coşkusuyla gençlerimizin yaratıcılıklarını aktarmışız.
(5) Ekonomi ve Politika üzere genellemeler yapmaya çalışmışız, ekonomik ve politik kavramlar tanımlamışız.
(6) Depremi ayrıntılarıyla incelemeye, irdelemeye çalışmışız.
(7) “Nasıl mutlu oluruz?” u sorgulamış ve önemli bir örnek oluşturan Atatürk’ümüzün yaşamını aktarmışız.
169 zuncu yazımızda “Gözledik, dinledik, okuduk, öğrendik, öğrendiklerimizi yazarak sergiledik” diyerek Edirne’den ayrıldık ve sonraki yazılarımızı Antalya’dan gönderdik… Bundan sonra da,
(1) Eski yazdıklarımızda neşeli alıntılar yaparak,
(2) Bilgi, bilim, felsefe… gibi bazı genel kavramları (basit bir dille) tanımlayarak 400 ü tamamlayalım.
Sağlıcakla,