
AKP’nin 23 yıllık eğitim gidişatına baktığımızda bakanın saçmaladığı cümlelere bakmak yeterli. Ne dedi bakınan bakan Tekin; “20 yıl önce ilkokul bile yoktu, şimdi lise var; hem de kaloriferli”. Bu sözlere yuh değil yuh yuh demek bile az. Bu söylem ihanettir, aymazlıktır.Biliyoruz bu iktidardan kamusal hizmet beklemek deveye hendek atlatmaktan zordur ama muhafazakâr kimlikli bakandan geçmişe saygı beklemek hakkımızdır.
Cumhuriyet kuruluşunda, yokluklar içinde her köye eğitimi ulaştırmaya çalışan ve bunun için eğitmenlerden kadro yaratan ve devamında köy enstitüleri ile her kırsala ulaşma seferberliği yapan iktidarlar vardı. Yokluk yıllarında bile birinci tercih eğitimdi. Yatılı okullarda yemeğinden giyimine, özel yetenekleri ayırmaktan sanat araç-gereçlerine hepsini devlet sağlıyordu.İlçelerde ortaokul, lise ve kentlerde de üniversite yapan tüm iktidarlara hakaret eden tekinsiz Yusuf Tekin eğitimden bihaber bir bakandır. Onun görmek istemediği; kuldan yurttaşa dönüşümü sağlayan laik ve karma eğitimdir.
Bugün zaten olması gereken kaloriferli binalar ile övüneceğine uydurdukları ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) projelerinin eğitime ve toplumun geleceğine verdiği zararı düşünmesidir. Tarikat iltisaklı sözde kurumları laik eğitim kurumlarına sokan iktidar, okul öncesi etkinlikleri bile kendine bağımlı hale getirerek kuşaklar arası kültürel uçurumlar yaratmaktadır. Sözde kurumların işgal ettiği eğitim sisteminde somut düşünme özelliği olan çocuklara sanal korkular, farklı yaşamlar dayatılmakta ve çocuk evdeki büyükleri ile uzlaşamaz duruma gelmekte veya yaşadığı ikilem arasında bocalamaktadır.
4+4+4 sistemi ile sözde ilk-orta-lise eğitimini zorunlu kılan iktidar son 4 yılın yani lise öğretimini örgün eğitimden çıkarmıştır. Bu karar yoksul ailelerin çocuklarını işçi, çırak olarak işyerlerine gitmesinin yolunu açmıştır. Öte yandan anlamlı olan ama merkezine eğitimi, denetimi, sorumluluğu, işbirliğini koymayan MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) programı vardır. Haftanın dört günü işyerinde uygulamalı eğitim gayriciddi uygulanmakta olup işyerinde emeği sömürülen çıraklar durumuna düşmüştür. Diğer yandan kamu okullarında kaliteyi düşüren iktidar durumu iyi olan aile çocuklarının özel okullara gitmelerini özendirmiş, zorunlu kılmıştır. AKP iktidarının bilinçli ‘dev atılımları’ sonucunda ülkemiz çocuk işçi ve devamsız öğrenciler cehennemine dönüşmüştür.
23 yılın sonunda AKP değerlendirmesi yaptığımızda; her alanda yozlaşma, özelleştirme ve din ticareti vardır. Bu ‘atılımlardan!’ en çok etkilenen alan eğitimdir. Öğrencisini doyuran ve giydiren devletten sonra geldiğimiz nokta; öğrencisine bunları sağlamak değil aileye 3-5 yüz lira vererek kul yaratan, öğrencisine bir öğün yemek veremeyen devlet durumuna geldik. Ailesi açlıkla boğuşan ailenin çocuğuna okulda bir öğün yemek talepleri dağları aştı ama AKP-MHP’nin Cumhur ittifakı vekilleri ‘olmaz, istemezük’ dedi. Çocuklar okula boş beslenme çantası ile gidiyor. Okul kantininden bir tost, bir su, bir ayran alsa en az 100 lira eder ki bunu alamayan aileler her gün artmaktadır.
İktidar bugün okulların güvenliğini bile sağlayamaz durumdadır. Temizlik işlerini yapan kadrolar boşalmış ve yerine yenileri görevlendirilmemiştir. Okul idareleri bu işleri şirketlere yaptırmaktadır. Okulların sabun ve diğer temizlik malzemelerini bile sağlayamayan bakanlık tüm bunların bir şekilde velilerden tahsil edilmesini zorlamaktadır.
Köy okullarının kapatılmasıyla birlikte öğretmen atamaları azaldı. Oysa köyde öğretmen olmasının öğrencileri köyde tutması kadar aileyi de köyde tutmaya ve köyün cehaletle mücadelesi gibi sosyal etkileşimleri de vardı. Aslında 1923 ten bu yana kendimize özgün bir model oluşturmuştuk. Köyleri boşaltarak kendi modelimizi yok ettik.
Eğitimdeki dev atılımı görmek için kentimize bakmak yeter. Edirne olarak ülkenin önde gelen illerinde iken bugün sıralamaları gizlenen durumda. Yeni yerleşimdeki okullar40-50 kişilik sınıflarda ders görüyor. Özellikle alt sınıflarda ideal okul eve en yakın okul olmalıyken ana sınıfı ve ilkokul öğrencileri bile servis kullanmak zorunda kaldılar.
İktidarın eğitimde dev atılımları bu gidişle devam edecek! Ama iktidarın her atılımı bize ve toplumun geleceğine zarar veriyor. Buna engel olmanın çaresi eğitimcilerin, öğrencilerin ve özellikle velilerin örgütlü bir şekilde karşı çıkmasıdır.