
Gün geçmiyor ki medyadan öğrenmeyelim; bir hasta doktora saldırdı, bir öğrenci öğretmene bıçak çekti, bir adam boşanmakta olan karısını silahla vurup öldürdü, bir genç anasını babasını öldürdü, ABD de bir öğrenci okulda silahla dehşet saçtı 16 kişiyi öldürdü. Nedir bu vahşet, bu olaylara sebep ne?
Yalnız Türkiye toplumunda değil Avrupa’nın bir çok ülkesinde de, en medeni ülkelerde dahi bu gibi olaylar olmaktadır. Bunlar delirme alametleri dense de milyonluk ülkelerde herkes delirmedi ya! Toplum sıkıntılı günler yaşıyor, bilhassa gençlik hayal ettiğini bulamıyor, netice depresyon, sonu çılgınlık.
Gençler arasında vahşete sebep, gençlerin belirli bir yaştan sonra hayata atıldıklarında umduklarını bulamamış olmalarıdır. Bu durum onları bunalıma sevk ediyor, sağdan soldan toplumdan izole olmuş, sosyal bir faaliyeti olmayan kimseler, ailesinden de fazla bir yakınlık görmüyorsa bir meşguliyeti de yoksa, kendini bu ortamdan kurtaramayıp vahşet yaratıyorlar. Önlemenin çaresi, gençleri yalnız bırakmamak, onlarla ilgilenmek, onları bir meslek sahibi yapmak ve silah gibi öldürücü şeylerden uzak tutmak.
Bu gibi olaylarda kullanılan aletlerin ekserisi bıçak ve ateşli silah olan tabanca oluyor. Bıçak dediğin şey her zaman cebinde parası olan herkes alabilir, en ucuz alet bıçak, edinmesi çok kolay. Tabanca ise küçük yaştaki kimselerin edinemeyeceği bir silah. Nasıl oluyor da bu kimseler bu silahı ediniyor? Kırsal yörelerde belki silahsız olunamıyor ama şehirlerde nasıl alınıyor? Zengin çocuklarına babaları bol para verince onlarda silah alabiliyor. Silah taşımak gence gurur ve güven veriyor, o gençte silah ediniyor. Bunu önlemenin çaresi silah edinmeyi zorlaştırmak.
Bu nasıl olabilir; silah satışlarından okkalı vergi almakla. Silah edinmek ruhsatsız olmamalı, yirmibeş yaşın altındaki kimseler silah edinememeli, okullarda, kahvehanelerde, üniversitede öğrenciler üzerinde silah arama seansları yapılmalı, ruhsatsız silahı olan cezalandırılmalı, amaçsız kimselere ruhsat verilmemeli. Kırsal yörelerde silah araması yapılmalı, ruhsatsız silahı olanlar ceza görmeli, aileler çocuklarına bol para vermemeli hatta para istendiğinde nerede kullanacağı sorulmalı. Türkiye toplumu gururuna düşkün bir toplumdur, hele işin içine ana, avrat girerse buna tahammül edilemez, üzerinde silahı varsa kullanır. İnsan münasebetlerinde bu konuya dikkat edilmeli.
Doktorluk zor meslek, insanı yıpratır, asabi yapar, hastalarda acı çeken kimselerdir, buna rağmen doktorlar hastaları ile münasebet kurarken mümkün olduğu kadar aşağıdan almalı ki arada sürtüşme olmasın.
Hayatta haktan çok haksızlık vardır, insan yaşadığı müddetçe kendini buna alıştırmalı, her olayda hak aramaya kalkarsak insanın ömrü yetmez. Haksızlığa uğradığında tatmin olmamışsan mahkemeler ne güne duruyor, hakkını alamadın diye hemen silaha baş vurulmamalı. Mahkemeler de hak aramakta ucuz bir şey değil, avukat, harç, bilirkişi masrafı az bedeller değil. Een iyisi mahkemeden önce bir uzlaşma gurubu olmalı, ona baş vurulmalı, kira anlaşmazlıklarındaki gibi.
Bazı vahşet olaylarında öyle silahlar kullanılıyorki bu silahlar ancak orduda olur. Bu vahşeti yaratanlar bu silahları nasıl temin ediyor, bunun üzerinde durulmalı. Vahşeti yaratan bir nedende sıkıntılı günlerin geçirilmesi. En büyük sıkıntıda geçim sıkıntısı, insanı patlayacak hale getiriyor.
Kendimize sormalıyız, NİYE BU VAHŞET?