
Kendi kendime, yine düşüncelere daldım.
Diyorum ki:
“Bir gün, belki, bu gün, belki yarın, emanet olduğu besbelli olan, son nefesimi de verip, gideceksin de har şey bitecek mi?..”
Tabi bunun cevabını ben nerden bileyim. Allah’ıma şükür ki, bu konuda bilgi verilmiş.
“Dünyanın, karşılaştırıldığımız sınavlarla ruhsal gelişim yeri olduğu; ölünce asıl dünyaya asıl canımız olan, ruhumuzla döneceğimizi; dünyada iken ne kazanıp, ne kaybettiğimizi orada net olarak öğreneceğimizi Rabbimiz bize bildirmiş.
İnsanlık tarihine bakıyorum: İnsanlığa faydalar üreten insanlar var. Bu güzel insanlar, öyle faydalar üretmişler ki, öldükten sonra bile kıyamete kadar, CÜMLE ALEM, o faydadan muhtaçlıklara çare buluyor.
Bu durum da, ÖLSEK DE, dünyada ki muhtaçlar eserlerimizden istifade ederken, AHİRETTE BİLE sevap hanemiz dolmaya devam ediyor!..
Mesela:
Bir köpeği doyurdun, sevdin, tedavi ettirdin, yavularına da sahip çıktın. O canın soyu devam etti…
Bir ağaç diktin; bilimsel, sanatsal bir eser ürettin; Güzel, yerinde söz söyledin; hayırlı evlat eğittin, hatta verecek hiçbir şeyin yoktu da birine gülümsedin… gibi!..
Ey Allah’ım ne büyüksün!..
Biz insanlara, faydaya emek verene “sonsuz sevap kazanma hakkı” vermişsin de, çevreye bıkınca, NE KADAR FARKINDAYIZ ACABA?.. diye sormaktan alamıyorum kendimi!..
Tarihte, dünyadayken, İNSANLARA, HAYVANLARA, AĞAÇLARA, DOĞAYA kötülük yapanları da görüyoruz. Düşünebiliyor musunuz, “Öldüm” dedikten sonra bile o kötülükler yeryüzünü etkilediği için, SÜREGİDEN KÖTÜLÜKLERİN GÜNAHLARI AHRETTE DE ONLARA YAZILIYOR!..
“KÖTÜLÜK, ZARAR, ZALİMLİK, KATİLLİK” NE KORKUNÇ BİR TERCİH, DEĞİL Mİ?..
Kuran’ı Kerim. Sure 5/Ayet 62:
Onlardan birçoğunu günah, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları ne kötüdür.