
“Ben insanım” diyenlerin çoğuna bir gün gelecek, bu soru sorulmayacak mı sanılır?..
“Bizi en üstün bir beyin ile yaratan, güneşi, gezegenleri, hayvanları, bitkileri, havayı, suyu, vs.. bizim bereketimize vermiş Rabbimiz.
Açık açık belli, lütfedip vermiş işte!..
O zaman, neden insan gibi Rabbine şükrederek, emanet nimetlerini bakıp, doyurup, korumuyorsunuz?..
Kirletiyor, bozuyor veya talancılara müsaade ediyorsunuz?.. denmez mi sanıyor bazılarımız!..
“Bir de halâ daha fazla bereket, su, sağlık, huzur istiyorsunuz. Havayı, suları, toprağı, tohumu, ekmeği, tuzu, şekeri, peçeteyi zehirlere bulayıp; hayvanlarınızı açlığa, susuzluğa kovup, zevk için nişan tahtası yapıp; yalanı, dolanı, lüksü, israfı, torpili, rüşveti çoğaltanlara, bunlar günah ve haram değil miydi?” denmeyecek mi sanır, bazıları?..
Nimetlerini bozanların kendilerinin de bozulacağı, İLÂHİ KANUNLA ve de BİLİMLE besbelli değil mi?.. Allah’ı unutanları, Allah’ında unutacağını Kuran’dan öğrenmediniz mi?..
Bunca olumsuzluk bağıra bağıra, hastaneleri doldura doldura, ülkeleri yıka yıka, yaşanırken, yazıp, çizip, söyleyip, insanları uyarmak için mücadele eden de çıkmıyor deyiver…
Yüz milyonda bir, iki!..
“Yaratan’ın verdiği nimetlerine karşı, NANKÖRLÜK, NEYİ HAK EDER?..” diye bir gün sorulmaz mı sanılır?..
Kuran’ı Kerim. Sure 11/Ayet 116:
Sizden önceki devirlerde, yeryüzünde insanları bozgunculuktan alıkoyacak faziletli kimseler bulunsaydı ya! Onlardan kurtuluşa erdirdiğimiz az bir kısmı müstesnadır. Zulmedenler ise kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten günahkârdılar.
4/74: Dünya hayatını ahret hayatı karşılığı satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona yakında büyük mükâfet vereceğiz.