
Her durumun bir hikayesi vardır ya CHP’deki durum da insanlık tarihine dayalı uzun bir hikayedir. Hikâyenin geçmişi uzundur ama CHP’yi ilgilendiren kısım 1900 sonrasıdır.
George Orwell’in söylediği gibi; “aslında hiçbir şey yasa dışı değildi çünkü artık yasa diye bir şey yoktu” tespiti ülkemizde bugünün somut durumudur. Yine de eldeki hukuk ve halkın eylemleri ile bu kadar hukuksuzluğa karşı mantıklı ve hukuka uygun çözümler aranıyor.
AKP’nin 24 yıllık iktidar döneminde 10 yıl Baykal, 13 yıl da Kılıçdaroğlu muhalefet partisi başkanıydı. Bu iki seçilmiş başkanın hatalarını saysak sayfalar yetmez. İktidar memnundu.Makamların utanıp söyleyenlerin utanmadığı sözcükler söylendikçe toplumsal değerler tükendi. Bu hakaretleri burada yazmak bana ayıp gelir. Hakarete maruz kalanlar ise grup toplantılarında ağız dalaşı ile idare ettiler.
Bu süreçte sosyalistler, çevreciler, yaşam savunucuları, hak mücadelesi verenler sessizleştirildi çünkü arkalarında siyasi destek olmadı. 2023 yılında CHP 38. Genel kurulunu yaptı ve Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel yarıştı. Özel kazandı.
Olması gereken partideki değişimi kabul etmek ve elini sıkmaktı. Tıpkı İnönü’nün Ecevit’e karşı kaybettiği seçimden sonra Ecevit’i kutlayarak demokrasi güzelliğini toplumda yaşatması gibi.Kaldı ki 2002-2023 arasında iktidarı grup toplantılarında eleştirmek dışında iktidarın saldırılarına karşı bir politika üretilemedi.Kılıçdaroğlu ve ekibi yerel ve genel seçimlerde yenildi ama bir tülü yenilenemedi. Bugün ülkeyi kaosa sürükleyen iktidara payandalık yapan Kılıçdaroğlu ve ekibi demokratik davranışlar yerine iktidara hizmet, ülkeye kötülük yaptığının farkında değil mi?
Devlet memuru zihniyeti ile hareket eden Kılıçdaroğlu her defasında atama ile görev yaptığından olsa gerek üç yıl sonra usulsüz olarak CHP başkanlığına atanmasını normal görebilmektedir. Velev ki ‘bağımlı mahkeme kararı’ ile böyle bir görev verildi. Akıl ve nizam, ahlak ve hukuk en çabuk olarak kurultayı toplayarak süreci kapatıp partide ve ülkede demokrasiye dönüşü sağlamaktır.
Atanmış ekibin siyasi parti yönetmesi görülmüş değildir. Partileri delege ve üyeleri yönetir. Son karar makamı da bu kurullardır. Kılıçdaroğlu’nu o koltuğa atayanlar elini kolunu da bağlamış olmalı ki seçilmiş kişiler hakkında kararlar alabilirken kurultay kararı alması gerektiğinde ise yetkisizliğini öne sürüyor.
Ülkemiz dahası bölgemiz demokrasiden uzaklaşıyor. Bu uzaklaşmanın destekçisi olmak yüz yıllık kurucu siyasi geleneğe, ülkeye, bölgeye ihanettir. Mustafa Kemal’in düşüncesine, başardıklarına açık saldırıdır. Bu kötücül gidişe yol açan, araç olan biri CHP’li olamaz. CHP’li olmadığı gibi demokrat da olamaz.
Kılıçdaroğlu 13 yıl işgal ettiği başkanlık koltuğunun önemini anlamamış veya bile isteye orada bir amaç için oturmuştur. Ki bu amaç; ABD büyükelçisi sıfatıyla sömürge valisi gibi davranan Thomas J. Barrack ve AKP üst kadrolarının yıllardır diline doladığı Osmanlıcı/yayılmacı bir anlayıştır. Yeni Ortadoğu konusunda da ABD valisinin peşine takılmak yerine yine İnönü’nün örneği ortadadır.1964 yılında ABD Başkanı Lyndon B. Johnson’ın Kıbrıs meselesindeki tehditkâr mektubuna karşı İnönü; “Yeni şartlarla yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de bu dünyada yerini bulur”. Bugün bunu diyen Özgür Özel’dir. İktidarın peşine takıldığı Ortadoğu Valisi Barrack’ın peşine takılmak ulusal kurtuluş savaşı vermiş bir partiye düşmez.
İktidar Barrack söylemiyle Ortadoğu’da yumuşak liderlerin öncülüğünde mutlak güce ulaşmak istiyor. Ki bunu yasama, yürütme, yargı ve basını yöneterek epeyce elde etti. Bu yolda tek engel CHP. Bu oyunu atanmışlar bozabilir ama böyle bir niyetlerinin olduğuna dair kanıt bile yok.
Ülkemizin demokratları biliyorlar ki CHP’ye yapılan kumpas yargı davası değildir. Siyasi bir davadır ama sadece CHP’ni ilgilendirmez. Tümüyle demokrasi yanlılarının siyasi davasıdır. Bu nedenledir ki her görüşten yurttaşlar Özgür Özel’in öncülüğünü desteklemektedir. Kılıçdaroğlu 13 yıl başkanlık yaptı. Şu an ise atanmış başkan ama lider, önder değil. Özgür Özel ise partiden değil ülkeden de atılsa artık bu coğrafyada liderdir, önderdir.
Güzel ülkemizin güzel coğrafyasında yaşayan bizler bu topraklar için ödenen bedellerin farkındayız. Bir kısım yerli işbirlikçinin emperyalist güçleri arkasına alarak yüz yılın öcünü çıkarma hayaline karşı hepimiz bir kez daha karşı duracağız.