DOLAR 45,0286 0.03%
EURO 52,8734 0.12%
ALTIN 6.773,01-0,60
BIST 14.594,011,28%
BITCOIN 3457144-1,60%
Edirne
12°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

266 okunma

YOLUMUZ BİLİMDİR, FENDİR

ABONE OL
20 Ağustos 2025 12:13
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünya aydınlanma yanlılarının amacı olan bilim, fen, teknoloji yanlılarının yolunu yol bilen kurucu önder ne demişti;“Hayatta tek yol gösterici bilimdir, fendir.”

Teknolojik ilerlemeyi ve yazılı da olsa cumhuriyetin aydınlanma kazanımlarını yaşayan bizim kuşak aynı zamanda bozulan doğayı, onun sonuçlarını da yaşadı, yaşıyor. Bu süreçte insan ilişkilerinin bozulmasını, yozlaşmasını da yaşadık. İlerlemenin bedeli doğanın bozulması ve insan ilişkilerinin yozlaşması olmamalı idi. O nedenle şöyle sorular sorabiliriz: İlerleme nedir? Eğitimin ve dinin ilerlemeye etkisi ne kadardır? Yolumuzun kılavuzları nelerdir?

İlerleme nedir sorusunun yanıtı nettir. İlerleme; teknolojinin sorunlarımızı çözdüğü ve hayatlarımızı daha kolay ve iyi hale getirdiği durumdur. Bunun da iyi şeylerde genel bir artışa, kötü şeylerde genel bir azalmaya yol açması demektir. 

Yolumuzun kılavuzu; bilim, fen, akıl ile donanmış eğitim kurumlarıdır. Bu kurumlarda verilen çağdaş eğitimdir. Maalesef bu kurumlarımızda Diyanet egemenliği oluşmuştur. Eğitim kurumları iktidar yakını diyanet referanslı, şeriat iltisaklı kurumlara açılmıştır. Ve son zamanlarda öyle bir duruma gidiyoruz ki Sakallı Celal’ı anımsamadan duramayacağım; “Bu kadar cehalet ancak eğitimle olur.”

Hukukumuza göre tüm inançları kapsaması ve hepsine eşit yaklaşımda olması gereken bu kurumun hutbelerini görmüşsünüzdür.Karşılıklı rıza olmadan Allah’ın koyduğu miras ölçüsünü değiştirmek ilahi adalete aykırı olacakmış.Kız çocuklarının miras hakkı; Allah’ın takdir ettiği yani erkeğin yarısı imiş. Bu nedenle de kadına bundan fazla verilen mirasın ‘kul hakkı’ olduğu, bunun da suç olduğu söylenmekte.

Bir başka hutbede, modacıların ve bazı medya organlarının örtünmeyi değersizleştirdiği iddia edilerek kısa giysiler ve şeffaf kıyafetler giyilmesinin Allah’ın örtünme emrinin ihlali ve haram olduğu gibi söylemleri, bizi rıza etmeye çalışmakta.

Öncelikle herkes kutsal kitaplara ulaşabilir ve kendi dilinde okuyabilir. Özel alan olan inançlarımızı bilim ve teknoloji yardımıyla öğrenebiliyor isek Diyanet denen kuruma ne gerek var? Kitabımı okur ve inancımı yaşarım. Kamu yetkilileri sadece benim inancıma baskı yapılmasına engel olmalıdır. Zaten İslam dininde yönetici sınıf da yoktur.

Bu nedenle; bilimden, fenden uzaklaşan bu yol toplumun yolu değildir. Ülkemiz anayasası ve kanunları laik devleti ve laik uygulamaları emretmektedir. Hani denir ya; hocanın dediğini yap yaptığını yapma. Ama Diyanet hocalarının söyledikleri de yaptıkları da yol değil. Tasarrufu öneren kurum yetkililerinin şaşaalı harcamaları, birçok bakanlığın bütçesinden fazla bütçesi olması, iktidarın tercihleri sonucunda yoksullaşan topluma sabır etmesinin dikte edilmesi gibi birçok alanda tartışılır olması, kişi yaşamına müdahale edilmesi gibi yönlendirmeler, bu yolun sonunun hayırlı olmadığını gösteriyor.

Yolumuzun bilim, fen, sanat aydınlığında özgürlük arayışı olması; kendi kişiliğimizi, geleceğimizi kurmamıza yol açar. Özgürlüğü; başka ülke bilim insanlarının ürettiği teknolojiyi her alanda kullanabilme olarak görmek yanlıştır. İyi inanmak ve çok tüketmek yurttaşlık için yetersizdir. Eğitim ve Diyanet’e baktığımızda geleceğe dair her yolu sadece inanç ve tüketim olarak sınırlamaya yönelmiş durumdadır.

O nedenle her yerden okuyup yararlanacağımız bilgiler varken kendi uymadığı kuralları hutbelerle bize dayatanlara değil; bize özgürlüğü, eşitliği, hakkı, adaleti, insanı ve vicdanı sunanların yolunda gidenlerle birlikte olmalıyız. Çünkü yolumuz bilimdir, fendir ve düşünen akıldır. Ancak bizim de başkasından dinleyerek değil kendimiz okuyup araştırarak yurttaş olmamız gerekmektedir. Bu nedenle de zaten olmaması gereken Diyanet Kurumu kapatılmalıdır.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya