
İLETİŞİMLE İLGİLİ BAZI GENEL BİLGİLER başlıklı önceki yazılarımıza alıntılarla başladık; iletişim aracımız Türkçemizin yapısını genelde anlattık, bunu örneklerle somutlaştırdık. Bu yazımızda ise önce Türkçemizin kullanımındaki zorlukları belirlemeye çalışalım; sonra da Genel İletişim İlkeleri bulmaya çalışalım.
Ne yazık ki Türkçemizin yapısı çok karmaşık. ‘İstanbul Türkçesi’ diye bir dil uydurarak bu karmaşıklığı oluşturmuşuz. ‘Unsuru-i asli’ üretici halkımız buna uymuyor; örneğin İstanbul Türkçesindeki geleceğizi benimsemiyor, gelek diyor. Üretici halkımızın geleki yalnız daha basit değil, aynı zamanda genel kurala uygun (geldik-gelek). Tüm zaman, şahıs, olumsuzluk ve soru ekleriyle; kaynaştırma, yumuşama harfleriyle o denli karmaşık ki bunu genelde ve eksiksiz hiçbir dilbilgisi kitabında bulamayız; halkımızdan bunun kusursuz kullanımını bekleyemeyiz. (Açıklaması çok uzun olacağından, örnek bile vermiyoruz.) Cümle ögeleri yerine cümlecik kullanımını bile çok farklı şekillerde yapıyoruz. İsim cümlesi kullanımına basit bir örnek verelim: Söylediklerini anlamadım. Tartışmaktan vazgeçtim. Ne söylediğini bilmiyorum… Bu kullanımların açıklamasını dilbilgisi kitaplarında bulamayız. Sanki üretici halkımız kullanamasın, fark oluşsun diye seçkinlerimiz, böyle bir Türkçe yaratmış. Böylece aydınlarımızla halkımız arasındaki iletişim kopmuş…
Bilgilerimizi anlattık, derdimizi paylaştık; böylece Türkçemizle ilgili söyleyeceklerimizi bitirdik. Şimdi de, İletişim İlkeleri bulmaya çalışalım.
Önce karşımızdaki kişi veya grupla iletişim:
Karşımızdakileri iyi tartmalıyız. Örneğin karşımızdakiler “İskilipli Atıf Hoca şehit” diyorsa iletişim kurmaya kalkışmamalıyız. Karşımızdakinin değer yargıları genelde bizden farklı değil ama bilgi veya düşüncesini değiştirmeye hazır değilse yine onun bilgi veya düşüncesini değiştirmeye kalkışmamalıyız. Batının ‘Tez-Antitez-Sentez’ kuralındaki varsayım, her iki tarafın da tezini değiştirmeye hazır olması. Her iki taraf da haklı çıkmak, üstün gelmek değil, eğer yanılıyorsa yanlışını düzeltmek istiyor. Çifteler ve Yüksek Köy Enstitüsü müdürü Tonguç Baba daha ileri bir iletişim kuralı koyuyor: “Karşınızdaki iş görmemiş, iş başaramamış, sadece söylemiş veya yazmış biriyse iletişim kurmaya çabalamayın.”
Amacımız konuşarak veya yazarak topluma ulaşmak veya söylenen veya yazılandan yararlanmak ise iletişim ilkeleri aynı:
(1) AÇIKLIK İLKESİ: Yazılan veya söyleneni okuyan veya dinleyen anlayabilmeli. Kullanılan dil ve anlatım biçimi ortak olmalı. Kullanılan terimlere karşılık kavramlar ya aynı olmalı ya da tanımlanmalı…
(2) TUTARLILIK İLKESİ: Söylenen veya yazılan çelişki içermemeli. Yararlanan çelişkiye düşerse kusuru kendinde aramamalı.
(3) UYGUNLUK İLKESİ: Bulunulan bildiri hem yararlanana, hem zamana uygun olmalı.
(4) SOMUTLUK İLKESİ: Bildirinin somut bir amacı olmalı ve amaçlanan kişiler bildiriden yararlanabilmeli.
(5) YALINLIK İLKESİ: Anlatım eksiksiz ama aynı zamanda fazlasız olmalı; gereksiz açıklamalar içermemeli.
(6) AMAÇLILIK İLKESİ: Konuşan veya yazan kime, ne anlattığını bilmeli ve bunu daha başlangıçta belirtmeli. Dinleyen veya okuyan bunu neden yaptığını belirlememiş olmalı ve anlatılan amacına uygun değilse vazgeçmeli.
Sağlıcakla,