DOLAR 32,5038 0.08%
EURO 34,7826 -0.12%
ALTIN 2.496,260,50
BIST 9.693,461,77%
BITCOIN 20829160,81%
Edirne

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

13:08

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

293 okunma

Gördüğüm lüzum üzerine: Amasya Bardağı (3)

ABONE OL
28 Şubat 2024 11:21
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Aslında iki bölümde mevzuyu toparlamıştık. Ancak, beklenmedik gelişmeler üçüncü yazıyı gerekli kıldı. Gerçi mevzu dallanıp budaklanmaya öyle müsait ki neresinden tutarsanız orası irdelenmeye muhtaç yeni bir boyut getiriyor önünüze.

Şükrü Ciravoğlu’nun aniden rahatsızlanması ve sonrasındaki hastane gerektiren müdahaleler, gelinen noktanın temelini teşkil etmektedir. Bu temel doğru okunmadan yapılan süreç değerlendirmeleri, durum analizleri eksik, hesaplı ya da duygusal mahiyettedir.

Diğer bir deyişle, Şükrü Ciravoğlu aniden ortaya çıkan bir sağlık sorunu yaşamasaydı, bugün sahada CHP belediye başkan adayı konumunda koşturuyor olacaktı.
Onun yerine Filiz Gencan, Edirne’de CHP bayrağını gönderde tutmak için yedek kulübesinden sahaya çıkarıldı.

Filmi geriye saralım, olan biteni, süreci sükûnetle tekrar değerlendirelim…

Ciravoğlu önseçimi nasıl kazandı? Recep Gürkan’ın belediye çalışanı kodlanmış parti üyeleriyle…

Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmişti anlayacağınız.

Sonrasında da gördük ki meclis listelerinde Ciravoğlu’nun belirleyiciliği zayıf kalmış yanlış iliklenen ilk düğmenin sonucu olarak…

Bu arada, Ciravoğlu, aniden ortaya çıkan kalp rahatsızlığı nedeniyle tedavi amaçlı birkaç kez hastaneye yattı.

En son kapsamlı tetkikler için Edirne Tıp Fakültesi’ndeyken, yine ani bir gelişme oldu. Ankara’dan telefonla arayan Özgür Özel’in telkin ve ısrarı sonucu adaylıktan çekilme kararını, hastaneye apar topar getirilen noter huzurunda ilçe seçim kuruluna sunulmak üzere hazırlanan ıslak imzalı dilekçesiyle resmileştirdi.

Önseçimden 2’nci sırada çıkan Filiz Gencan, CHP’nin yeni Edirne belediye başkan adayı yapıldı.

https://www.facebook.com/share/r/sPXuwt5TPF1uoBa6/?mibextid=0VwfS7

Gencan, topa hızlı girdi. Geçtiğimiz Pazar İmamoğlu’nun Silivri’den Edirnelilere seslenmesini sağladı. Hem İmamoğlu’nun desteğinin arkasına aldığını hem de seçimi kazandığında İBB’nin Edirne’ye vereceği katkıları duyurdu.

CHP’nin genç kadın adayı, Ciravoğlu’nun rahatsızlığından ötürü akamete uğramış seçim çalışmalarına hız verdi; yoğun bir tempo içinde kendini tanıtmaya/kanıtlamaya çalışıyor.

Ve fakat…

Ciravoğlu’nun adaylıktan çekilmesini sorunlu bulan, içine sindiremeyen bir kesim partili ve CHP seçmeni il binası önünde bir protesto gerçekleştirdi hafta başı.

Türkiye için “Hak/Hukuk/Adalet” peşinde Cumhuriyet Halk Partililerin, demokratik/saydam/dürüst bir parti yönetimi talebini parti içinde hak, hukuk, adalet eksikliği düzleminde dillendirmeleri dikkat çekti.

Şükrü Ciravoğlu’nun oğlu Berk’in, “Babam o gün narkozun etkisindeydi. Hasta yatağında bile seçimi kazanırdı” sözleri sürece beklenmedik bir boyut kattı.

Hatta imza sürecinde narkozun etkisinde olduğu iddia edilen Şükrü Ciravoğlu, yaşanan olayları bile tam hatırlayamamış; bilinci ve iradesi tam olarak yerinde değilken imza vermiş.

CHP Edirne il binası önündeki protestoculardan Avukat Cansın Çoğal’ın, “Ben bu süreci duyduğumda haksız ve hukuka aykırı bir süreç olduğunu düşündüğüm için, Atatürk ilkelerine bağlı bir avukat olarak bu karara itiraz etmek istedim. Şu an ilçe seçim kurulunda itirazımız.
Bu antidemokratik karara karşı çıkıyoruz. Bu şikâyetten sonra kanaatimce Şükrü Bey’in adaylığı düşmez süreç devam eder” ifadesinden de konunun yargıya taşındığını öğrendik.

Batı Ekspres’ten alıntıladığımız bu bilgiler üzerine Şükrü Ciravoğlu derhal bir açıklama yapmalı ve olan biten hakkında kamuoyunu aydınlatmalıdır. Çünkü ortada ciddi iddialar var ve istismara açıktır.

Nitekim Milliyet gazetesinin haberi veriş şeklinden anlaşılacağı üzere, CHP genel merkezi töhmet altında bırakılmıştır.

Evet, Şükrü Ciravoğlu sorumluluk altındadır ve iddiaların doğruluğu hakkında kamuoyunu bilgilendirmelidir.

Ayrıca Ciravoğlu, adaylıktan çekilme kararı resmiyet kazandıktan sonra, aynı gün içinde, “Onurumu korumak için istifa ettim” açıklamasının ne anlama geldiğine de netlik kazandırmalıdır.

Çünkü mevzu onur meselesi seviyesine taşınırsa, Ciravoğlu’nun adaylık sürecindeki çelişkili bazı tutum davranışları üzerinden bir değerlendirme elzem hale gelir.

Mesela kendisine haksızlık yapıldığını öne sürerek eleştirildiği genel merkez muktedirlerine herhangi bir karşı duruşu, itirazı olmuş mudur bugüne kadar?

Yaşananların sanki sadece kendiyle ilgili bir sorunmuş gibi davranmanın kifayetsiz kalacağını kestiremeyecek kadar CHP’nin yönetiliş tarzından bihaber olamaz Ciravoğlu.

Önseçim olmasaydı atama adaylığı kabul etmeyecek miydi?

İradenizi daha baştan genel merkeze teslim eder, oyunun kurallarını kabul ederseniz, sonrasındaki itirazların bir anlamı yoktur.

Partideki yapısal sorunlarla ilgilenmez; “böyle gelmiş böyle gider” anlayışında davranır,
yönetsel/örgütsel sorunları kendinize dert etmezseniz, ortaya çıkan sonuçlara da katlanmak zorunda kalırsınız. ‘Onur’ meselesi hiç yapamazsınız.
Kaldı ki ‘onur’, genel merkez baskısına boyun eğmekle değil direnmekle, notere adaylıktan çekilme imzası vermeyerek korunabilirdi ancak.

Yapısal sorunlar çözüm bulmadan, CHP’de demokratik/saydam/dürüst bir yönetim tesis edilmeden; parti yönetim ve temsil görevleri üstleneceklerin belirlenmesinde arızalar hep olacaktır.

Evet, CHP’de bir türlü değişmeyen/değiştirilemeyen bir zümrenin hâkimiyetinde, oligarşik yönetim tarzı sona ermelidir. Sözde değil özde demokrasiyi parti yönetiminde ve örgüt işleyişinde görünür kılacak, siyasi etik değerlerin yaşam bulduğu bir yeni yapılanma CHP’nin olmazsa olmazıdır.

Partililerin önceliği, CHP’nin demokratik bir merkez yönetime kavuşmasına yönelik kararlı, sürdürülebilir bir mücadeledir.
CHP üyesi, parti içi hak/ hukuk/adalet arayışını özel/lokal beklentiler cevap bulmadığında hatırlamak yerine, sorunun yapısal olduğunu kavrayıp Cumhuriyet Halk Partisi’nin demokratikleşmesine zaman harcamalıdır; çünkü ülkenin demokratik bir yönetime kavuşmasının yolu buradan geçmektedir.

Demokratik yönetilen bir CHP ancak ülkeyi demokratik yönetme iddiası taşıyabilir!

Bundan böyle, yaşadıklarından ders çıkararak 31 Mart sonrası Ciravoğlu’nun CHP’deki kök sorunlarla ilgileneceğini, demokratik bir merkez yönetim, siyasi etik değerler çerçevesinde bir parti işleyişi için çaba harcayacağını düşünüyoruz.
Velhasıl, “Bir musibet bin nasihatten evladır”.

Dahası şudur: 31 Mart öncesi, derhal yapması gerekenler de vardır Ciravoğlu’nun.

Hastaneden çıktıktan sonra Filiz Gencan’a desteğini açıklamalı, mümkün olduğunca seçim çalışmalarına katılmalıdır.

Parti aidiyeti köklü Ciravoğlu’nun CHP bayrağını Edirne’de dalgalandırmaya devam edeceği sözünün gereğidir bu aynı zamanda.

Elbette bu gerek şart ama yeter şart değildir.
Yaşananların CHP seçmenine olumsuz yansıdığı tartışma götürmez.

Edirnelilerin “Persona non grata” (istenmeyen kişi) gördükleri Recep Gürkan’ın halen sahnede olması ve yarattığı perde arkasından belediyeyi yöneteceği izlenimi yani hiçbir şeyin değişmeyeceği kanaati, CHP seçmeninde tereddüde yol açıyor güven sorunu oluşturuyor.

En son Atatürk heykeli önünde yeni aday ile eller havaya (Birlik beraberlik görüntüsü olsa gerek, yoksa zafer işareti mi?) pozundan da anlaşılacağı üzere halen başrollerde Reis bey.

Koltuğu kaybetmenin ezikliğini mi içinden çıkarmaya çalışıyor, güç gösterisinde mi bulunuyor kestirmek zor; fakat her halükârda bayrağın ihtiyaç duyduğu rüzgârı kesiyor.

CHP’nin yeni genç kadın adayına gölge etmemesinde yarar olduğunu hem partililerden hem de seçmenden duyar olduk.

31 Mart akşamı sandıktan çıkacak sonucu çok merak ediyorsunuz değil mi?

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    SON DAKİKA HABERLERİ