
Fidanlık diye Karaağaç yolunda, Söğütlük ormanının karşısında, fidan ve meyve yetiştirmek üzere Tarım Bakanlığına bağlı tarımsal bir devlet işletmesi vardı.
Yıl 1949, ilk okulu yeni bitirmiştim, yaz tatillerini boşa geçirmek istemiyordum. İdealim Sanat Okuluna gitmekti. Biraz harçlık için fidanlıktan iş istedim, ‘olur’ dediler. Ertesi gün işe başladım. Yaptığım iş meyve toplamak. Meyve toplamak çoluk çocuk işidir, büyüklerin ücretleri pahalıdır ve ağaçlara tırmanamazlar, çocuklar daha verimlidir.
Üç aydan fazla çalışmam oldu, sonrası okul tabi. Çalıştığım zamanlarda fidanlık düzgün verimli bir işletmeydi, epey insan çalışırdı, öğle yemeği verilirdi. Çeşitli üretim birimleri vardı; meyvecilik, fidancılık, bağcılık, pancar yetiştirmek, bazen aşçılık kursu açarlardı. Narenciye hariç bütün meyveler yetişirdi. Yetişen meyveler her hafta iki kamyona yüklenir, İstanbul haline satışa götürülürdü. Erikler fırında kurutulur, kuru erik olarak satılırdı. Edirne halkıda bundan istifade eder fidanlıktan meyveler alır, ihtiyacını karşılar. İlkbaharda da fidan alır, bağına bahçesine ekerdi. O zamanlar Edirne bağlık bir şehirdi, çök güzel üzümler yetişirdi.
Yıllar geçe dursun altmışlı, yetmişli yıllara kadar iyi kötü bu böyle devam etti. Yıllar geçtikçe tabiat düşkünü insanlar azalmaya başladı, işletme eski ihtişamını kaybetti.
Peki Fidanlık bugün ne durumda? Artık meyvecilik, fidancılık hiç yok. Sözde bu arazi araştırma arazisi olmuş, ne araştırılır bilemem. Karaağaç yol boyunca lavanta çiçeği ekiliyor. Böyle bir faaliyet ne kazandırır bilemem. Bugünkü halini sorarsanız kala kala demirden yapılmış mavi boyalı kapısından başka bir şey yok. Böyle mi olmalı idi. Elbette hayır.
Fidanlığın arazisi çok güzel bir Tarım Okulu olur. Edirne’mizde her çeşit okul var, yöremiz tarım içerikli olmasına rağmen bir Tarım Okulumuz yok.
Osmanlı zamanında böyle bir okul varmış — Ziraat Mektebi – derlermiş. Yatılı kısmı da varmış. Artık devrimiz değişti, TEKNOLOJİ ÇAĞINI yaşıyoruz. Babadan, dededen kalma usullerle tarım yapamayız. Suni gübreler, fenni tohumlar kullanılıyor. Bunların kullanımını bilmek gerekir. Bunun yeri de okuldur. İşte eski Fidanlık arazisi bu konu için en iyi alandır. Bir an önce böyle bir Tarım Okulu kurulmalıdır. Bu bir ihtiyaçtır. Sayın Valimizden bu konuyu ele almasını bekliyoruz…
Bundan otuz yıl önce Karaağaç taze, kuru fasulye üretim sahası idi, mevsimi geldiğinde üç beş kamyon taze fasulye İstanbul haline satışa götürülürdü. Şimdi artık yok böyle bir şey. Bahçıvanlara sorduğumuzda cevap girdiler, işçi yevmiyesi çok pahalı, kurtarmıyor. Peki Çanakkale’den her hafta sebze, meyve Edirne pazarına gelip satılıyor. Çanakkale’yi nasıl kurtarıyor?
Uzun lafın kısası tembelleştik. Yapılacak olan uyuşukluktan kurtulup yeni alternatifler arayıp, bulup elmas gibi arazi gerekirse kiraya verilmeli, heba olmamalı yani, FİDANLIK…