DOLAR 45,4028 0.09%
EURO 53,3236 -0.28%
ALTIN 6.813,46-1,33
BIST 14.779,93-2,34%
BITCOIN 3645687-1,65%
Edirne
17°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

332 okunma

DEĞİŞİM

ABONE OL
5 Haziran 2024 13:46
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İkilemimiz, değişimden nefret etmemiz ve aynı zamanda onu sevmemiz.
Asıl istediğimiz; her şeyin aynı kalması ama daha iyiye gitmesi.
Sydney j. HARRİS

Geçen hafta yeğenimizin söz kesme törenine katıldık. Toplumumuzda eski geleneklerden söz kesme ve kız isteme merasimleri, törenleri, ya da töresi. Gençliğimden hatırlıyorum, eşimle aynı köyün fertleriyiz. Biz aramızda konuştuk, anlaştık. Büyükler sadece adetleri, töreyi yani geleneği uygulayıp ‘Allahın emriyle kızınızı istemeye geldik’ diyecekler. Onlarda; ‘nasipse olur inşallah’ deyip konuyu bağlayacaklar. Lakin bizim kalplerimiz yerinden çıkacak gibi atıyor. Aman bir aksilik olmasın. ‘Kız evi naz evi’ diye endişe içindeyiz. En önemlisi babam; çok sert bir adam, her an patlamaya hazır bir yanardağ gibi. Bana tembihledi; ‘öyle yapağı, yorgan, döşek istemesinler, sayfalarca yazı yazıp, zapta dökmesinler, kalkar giderim, işte bozulur’ dedi. Bende eşime, rahmetli kayınvalideme, dilimin döndüğünce anlattım. Elimizden ne gelirse yapacağız, aman babam kükremesin, ne olur abes bir durum yaşanmasın dedim. Olay sakin atlatıldı. Yapak, yorgan, döşekten bahsedilmedi. Usulünce her şeyi hallettik ve elli yıllık evliliğimiz iyi günde kötü günde devam etti.
Ne sevdalar bilirim ki sırf lüzumsuz istekler yüzünden sonuca varmadan bitmiştir. Ailelerin lüzumsuz istekleri, kız tarafının bitmek bilmeyen istek listeleri yüzünden gençlerin perişan olduklarını hatırlarım. O zamanlar kız istemeye gidenlere öyle şeyler dayatılıyordu ki; şaşar kalırsınız. 200 kg yapağı, dört tane saten yorgan, 2 döşek, 10 tane burma bilezik, kurbanlık koç, cevizden çeyiz sandığı, 2 tane sarı lira vs. Liste böyle akla hayale sığmayan abes isteklerle doldurulur, oğlan tarafı da biraz yoksulsa yandı gülüm keten helva. İşler bozuluverirdi.
Tarla satıp oğlunu everen babalar vardı. Bütün bunları göze alamayan daha doğrusu bu istekleri yerine getiremeyecek durumda olan ve dört beş oğul sahibi babalar da evlatlarına tembihlerde bulunur, ‘bu kız; madem seni çok seviyor alsın bohçasını kaçıp gelsin, kızın babasını ikna etme gücümüz yok’ derdi. Kız kaçırmalar bizim gençliğimizde çok yaşanırdı. Böyle bir kız kaçırma işinin içinde bulunmuşluğum bile vardı.
Komşu köyden çocukluk arkadaşıma, kızın babasını razı edemedikleri için, kız kaçırmaya gittik. Bu iş için silah bile kuşanılır, gençler büyüklerin her ihtimale karşı tabanca tüfeğini alır, biri gözcü olur, biri arabayı hazır tutar, oğlan da gece yarısı hazırlıklı olan kızı bohçasıyla elinden tutup arabaya atar. Önceden belirlenen akraba evine gidilir. Sulh olana kadar saklanırlardı.
Şimdi aradan elli yıl geçti çocukları ve torunları oldu. Bazen bu yüzden kız ve oğlan tarafı dargın hale gelirler, bu dargınlık yeni evlilerin ilk çocuğu olana kadar sürer, ya da anneler arayı bulur, çabuk barış sağlanırdı. Bazen kızın yaşı küçükken kaçırma işi olursa büyükler araya girer damadın ceza almaması için kız babasının istekleri yerine getirilirdi. Benim babam da bunları bildiğinden olsa gerek önceden önlem alıp aşırı isteklerin önünü kesip işi sağlama bağlamıştı.
Ve bizim gençliğimizin üzerinden 50 yıl geçti. Türkiye değişti, toplum değişti, geleneklerde değişti. Artık ne yün isteniyor ne de yapağı. İki taraf zaten serbestçe gezip tozuyor, aralarında anlaşıyorlar, geriye ailelerin birlikte masrafları karşılaması kalıyor.
Merkeze bağlı bir köyümüzdeki etkinliği, belli ki profesyonel bir ekip organize etmiş. İkramlardan, sandalye dizimine her şey hazırdı. Gelinimiz zaten bir evin bir kızı. Toplumumuzda bu da değişti artık, beş çocuk altı çocuk yapılmıyor, bir, en fazla iki çocuk ortalaması var Trakya’da. Yani bu konularda modern toplumları yakaladık.
İmkanlar el veriyorsa gösterişte de herkesten ileriyiz. Kıyafetlere baktım ve eşimle aramızdaki konuşmada, ‘fazla dekolte’ diye konuştuk. Köy yerinde bir tek çarşaflı kadın göremedim. Bu da başka bir gösterge. Kıyafetleri ne kadar zorlarsan zorla günü gelmeden meyve olgunlaşmıyor, süreç hızlanmıyor. Trakya halkı her konuda muasır medeniyeti yakaladı. Köyde harman yerlerine baktım, harman dövülmüyor ama dört çeker traktörler her evin önünde birer ikişer yerlerini almışlar, köylü ekmek yapmıyor, tavuk beslemiyor, hatta domates, biber ekmeyenleri tanıyorum. ‘Ne uğraşacağım onunla, patlıcan harcadığımız sudan daha ucuz’ diyor.
Kim haklı hangisi doğru bilmiyorum ama zamanın önüne kimse duramıyor. Hayvancılık artık daha profesyonelce yapılıyor, yapamayan zarar ediyor yani hayvancılık yapacak kişi yemini de, otunu da, yoncasını da kendi ekip karşılamalı. Aksi halde karlı olmuyor. İşi layıkıyla yapanlar da güzel para kazanıyor ve 20 dana ile bir otomobil almak, 30 danayla veya 150 kurbanlıkla koçla ev almak mümkün artık. Bunun ardında esasında emeğin artık bizim toplumumuzda da değerini bulduğunu ve hatta daha da pahalı hale geldiği kesin. Bir işçinin yevmiyesi üç bin lirayı geçti. Bu işçi inşaata çalışıyorsa üç bini de geçen yevmiye alabiliyor, iyi usta bulmak ta çabası. İyi usta boş kalmıyor, profesörden randevu almak, ustadan randevu almaktan ve işini yaptırmaktan kolay.
Kısaca hiçbir meyve zamanı gelmeden olgunlaşmıyor ve olgunlaşırken de kimseyi dinlemiyor, kimseyi beklemiyor.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya