DOLAR 31,2293 0.08%
EURO 33,9632 0.3%
ALTIN 2.039,08-0,06
BIST 9.121,760,66%
BITCOIN 19611085,91%
Edirne
18°

KAPALI

16:27

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

118 okunma

DEĞİRMENDEN MEKTUPLAR

ABONE OL
20 Aralık 2023 12:44
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Yüzde ısrar etme doksan da olur
İnsan dediğinde noksan da olur
Sakın büyüklenme ”elde neler var”
Bir ben varım deme, yoksan da olur.
Hatasız dost arayan dosttan da olur.

Değirmenden mektuplar Alphonse DAUDET’nin 1869 yılında yazdığı ve ilk meşhur olduğu hikaye kitabı. Aşağıdaki paragraf bu hikaye kitabının yerleşme adlı hikayesinden bir paragraf;
Yalnızca uzaklardan gelen hoş bir kaval sesi, lavanta çiçekleri arasında bir çalı kuşunun ötüşü, çıngırak sesi ….. Bu güzel provense manzarası sadece ışıkla canlanıyor.
Yukarıda tasvir edilen manzara benim çocukluğumda yaşadığım, kuzularımı güttüğüm yıllardaki köyümü anlatıyor sanki. Benim yaşımdakilerin de yabancı olmadığı bir manzara, çok tanıdık iç ısıtan özlem duyduğumuz birçoğumuza yabancı olmayan bir tasvir. Sadece lavantalar fazla bizim çocukluğumuzun köylerinden.
Fransa bizim ülkemiz gibi Akdeniz kuşağı ülkesi ve yeryüzünde kendi ürettikleriyle kendine yetebilen dünyanın 7 ülkesinden biri. Asıl varmak istediğim ve vurgulamak istediğim, topraklarımız aynı toprak ama herkesin bir yükselme devri oluyor, ardından gerileme devri geliyor. Biz gerileme devrine hızla girerken, Fransa ortaçağ karanlığından çıkmak için Rönesans’ı, reformu yaşamış, Wittenberg şatosunun kilise kapısına 95 maddelik iddialar asılmıştır. Ardından Fransız devrimi yapılmış, cumhuriyet kurulmuş, katolik kilisesi ciddi reformlara gitmeye zorlanmıştır.
Fransa yoksulluğu yenme yolunda kafa yormuş, 1869 da tarlalarına çoktan lavantaları ekmiş, katma değeri yüksek ürünler elde etmek için projelerini masaya koymuştur. 100 mg Fransız parfümünü 150 Euro’ya satmaya başlamıştır.
Biz katma değeri yüksek ürünleri ekmede neden geç kaldık? Kimler, hangi olaylar önümüzü tıkadı? Cumhuriyetin kuruluşundan sonra; Rize’ye çay, Ordu, Giresun’a fındık, Akdeniz’e narenciye, Trakya’ya ayçiçeği, Güneydoğu Anadolu’ya antep fıstığı, Osmaniye’ye yer fıstığı ekimine öncülük edildiği halde neden hiçbir yere aromatik bitki ekimi yapılmadı, ekilmesi desteklenmedi, ekilmesi akıl edilmedi.
1972 yılında İzmit’te öğrenciydim. Edirne’nin nüfusu yaklaşık 60 bin, İzmit’in 180 bin ve Adapazarı’nın nüfusu hatırladığım kadarıyla 45 binlerdeydi. Şimdi Edirne 173 bin, Adapazarı bir milyondan fazla oldu. 14 Aralık’ta Sakarya arıcılık paneline davetliydim, sektörün bütün ağır abileri, arıcılık sektöründe duayen ne kadar kurum varsa, ne kadar üretici firma varsa davet edilmiş. En önemlisi ülkemizin arı konusunda kariyer sahibi başta Prf. Dr. Aslı ÖZKIRIMLI olmak üzere, neredeyse bütün akademisyenler oradaydı. 14. sü yapılan panelin gelenekselleşmesi boşuna değil.
Biz Edirne’de kabak festivalinin ikincisini yapamazken Sakarya ondördüncü yılını devirmiş. Çok başarılı Arıcılar Birliği başkanları var, Mustafa OR 20 yıldır birlik başkanı, bilgili, sempatik, çevresinde çok sevilen bir insan. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem YÜCE her konuda Arıcılar Birliğini desteklemiş, 3000 dönüm aromatik bitki ekili alanları mevcut. Arıcıların ürünlerini satın alıp belediyenin yapmış olduğu yerlerde satış yapıyorlar. Modern bal dolum tesislerine bayıldım. Aromatik yağ üretim tesisleri mükemmel. Laboratuvarları, kimyagerleri, yaptıkları işler bende hayranlık uyandırdı. İşi daha da ileri götürmek için dünyanın en iyisi Hollandalılarla yeni tesisler için anlaşma yapmışlar. Tesislerini, arı konusunda ülkemizin en iyisi Prf. Dr Aslı ÖZKIRIM ile birlikte bir gurup oluşturan Birlik Başkanı Mustafa OR ‘un öncülüğünde gezdik.
Ülkemiz bal üretiminde Çin’den sonra ikinci sırada ama ürettiğimiz balı yurt dışına satışta ne yazık ki aynı başarıyı gösterememişiz. Mustafa OR, Amerika’dan Moğalistan’a bir çok ülkeye bal ihracatını gerçekleştiren örnek bir insan.
Prf. Dr. Aslı KIRIMLI arıcılık konusunda ülkemizin yetiştirdiği en değerli akademisyenlerinin başında geliyor. Sempatik ve mütevazi kişiliği yanında arıyı arıcıdan iyi bilen, çok genç yaşta profesör olmuş bir insan. Kahramanmaraş’tan Orta Anadolu’ya, Karadeniz’den Sakarya’ya harika projelere imza atmış, sonuca ulaştırmış. Konuşmalarını hayranlıkla izledim, neredeyse hiç duymadığım bilgileri, konusundaki yol gösterdiği işlemleri hemen herkes her arıcıyım diyen insan dinlemeli ve uygulamalı. İnşallah en kısa zamanda ilçemiz Lalapaşa’da da beraber olup, bilgilerinden yararlanacağız.
Türkiye artık üniversitelerle akademisyenlerle beraber olmayı, beraber çalışmayı, ortak projeler yapmayı öğrenmeli, hazmetmeli. Yoksulluğu daha çok üreterek, daha iyiyi üreterek, katma değeri daha yüksek ürünleri üreterek aşabiliriz. Yoksa birilerini suçlayarak, bağırıp çağırarak aşmamız söz konusu değil.
Türk halkı yoksulluğu yenmede çok kararlı ve istekli.
Çevremizde gördüğümüz kötü yönetim örnekleri bizi yolumuzdan döndürmemeli.

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    SON DAKİKA HABERLERİ