DOLAR 31,2256 0.07%
EURO 33,9408 0.23%
ALTIN 2.039,34-0,05
BIST 9.125,830,70%
BITCOIN 19725336,72%
Edirne
18°

KAPALI

16:27

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

134 okunma

PIRASA, PİZZA VE PISA

ABONE OL
20 Aralık 2023 12:44
2

BEĞENDİM

ABONE OL

PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) ile pırasanın ve pizzanın ne ilgisi var diyeceksiniz? Yoksullaştırılan ailelerde eve pırasa girmiyor ise, yanlış beslenme yönetimi sonucunda çocuklar pizza türü fast fuud ile besleniyor ise PISA ölçümlerinde iyi derece almanız mümkün olmaz. O nedenle ilgisi var.

Gıda enflasyonu OECD ortalamasında yıllık % 7 artarken, Türkiye’de % 72 arttı. Artık inandırıcılığını kaybetmiş olan TÜİK bile 2022 verilerinde çocukların yüzde 35.3’ünün yoksulluk yaşadığını belirtmiş. En az üç çocuktan biri açlıkla karşı karşıya imiş. Öte yandan; hazır yemek ya da ayaküstü yemek, kısa sürede hazırlanan ve seyyar satıcılarda, büfelerde ve restoranlarda hemen tüketmek veya paket yapılmak üzere satışa sunulan yiyecek, pizza türü fast-fuud beslenme de artıyor.

Oluşturulan bu durum sonucunda PISA ölçümlerinde düşük dereceleri yükseltmek için olsa gerek ‘Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES)projesi uygulanmaya başladı! Bu kapsamda okullara ‘Manevi Danışman’ atanıyor.

Bazı illerde başlatılan bu proje ilimizde de başlayacakmış. ‘ÇEDES Projesi Manevi Danışman Listesi’ hazırlanmış. 62 okulda görev alması planlanan Manevi Danışmanlarla veli olmadığım için ben tanışamam ama velilerin tanışmasını isterim. Ki öğretmenlerden üstün manevi değerlerini görüp sezebileyim!

Manevi danışmanlık; ‘danışanların inanç dünyalarının hayatlarına etkilerini fark etmelerine destek olan ve onların din veya maneviyatla ilişkilendirdiği sorunlarıyla başa çıkmalarında modern danışma teknikleri ile dinî ve manevi yöntemleri birlikte kullanan bir meslek alanı’ imiş.

Manevi danışman olmak için bir lisans veya yüksek lisans düzeyinde eğitim gerekliymiş. Ancak bu yoksa özel eğitim kurumlarında sertifika programından geçmek de yeterli olabiliyor ve bu tür yerleri de başta Diyanet İşleri olmak üzere dini vakıflar verebiliyormuş.

Oysa diplomasını almış bir milyon dolayında öğretmen boşlukta. İyi niyet ve amaç eğitim olsa bu öğretmenlerimiz bu işi en iyi yapabilecek durumdadır.

Hiç bir mesleğe karşı önyargımız olmamalı ki Manevi Danışmanlık da bir meslek ise sorun olmaz. Bu nedenle öğretmenlerimizin okula gelen Manevi Danışman ile tanışmasını isterim. Ki “memur” olan öğretmenlerin “memur” olmayan vakıf görevlisi ile arasındaki farkı görebilsinler!

Biliyoruz ki öğretmenleri “memur” olmak için mesleği tercih ettiğini iddia eden bir etkili oldu bu ülkede. Meslekleri değersizleştiren siyasi iktidar ve beslediği vakıfların ceo’su(!) konumundaki bu yetkili ne demişti; “Öğretmenlerin birçoğu sadece memur olmak için öğretmen oluyor.”

Oysa o zat-ı muhterem; öğretmenlerin ‘memur’ tanımı yerine kendilerine kamu emekçisi, kamu iş göreni, kamu çalışanı gibi tanımları tercih ettiğini bilmiyor. Onun memur dediği öğretmenler sendikalarına bile Memur-Sen dediler.

ÇEDES toplumu kul etme projesidir. Derhal durdurulması gerekirken, Sayın bakan 2024 bütçe görüşmelerinde bu projelerin artarak devam edeceğini, bunların STK olduğunu ve bu protokollerle çocuklarımızın dağa çıkmalarının önlendiğini bile söyleyebildi. Oysa biliyoruz ki fetöcüler, ışidliler veya talibancılar dağdan gelmediler. Hepsi tarikatlardan türediler.

Devletin görevini yapmadığını, yoksullaştırdığı ailenin çocuklarını vakıflara muhtaç bıraktığını hepimiz biliyoruz. Dini kullanıp sermaye birikimi yaparak yaşayan vakıflar mürit yetiştirmekte ve ‘dindar ve kindar nesiller’ şiarı ile geleceğin karanlık toplumunun temellerini atmaktadır.

Eğitime gerekli özeni göstermeyen iktidar din eğitimi için tüm kapıları açmakta ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na 3-5 bakanlık bütçesinden fazla para ayırmaktadır.

İlimizde de benzeri durum yaşanmaktadır. Bazı okullar depreme dayanıksız gerekçesi ile yıkılırken yerine yenileri yapılmadı. Nüfusu her gün artan Şükrüpaşa ve Fatih mahallelerinde öğrenciler ya çift öğretime ya da kalabalık sınıflarda ders görmeye zorlanıyor.

Ama öte yandan maalesef yeni yerleşim yeri olan Hastane karşısına 1000 kişi kapasiteli cami ve 100 kişi kapasiteli ‘Yatılı Hafızlık Erkek Kur’an Kursu’ açılabiliyor. Denecektir ki ‘bunları halkımız yapıyor’. Oysa o iyiliksever vatandaşımız okul yapmaya yönlendirilebilir.

Önümüzde seçim var. Sokakta olmasak da hiç olmazsa ‘sandık demokrasimizde’ oy kullanırken partilerin ve adayların eğitime dair düşüncelerini, merkezi iktidara karşı yerelde neler yapabileceklerini sorgulayalım.

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    SON DAKİKA HABERLERİ