DOLAR 45,5505 0.25%
EURO 53,0459 -0.21%
ALTIN 6.656,11-2,02
BIST 14.371,81-1,86%
BITCOIN 36631131,28%
Edirne
14°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

145 okunma

‘Kaynaklar bir avuç rantiyeye’

Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, sosyal güvenliğin bir ‘lütuf’ ya da ‘yük’ değil; anayasal bir hak ve iktisadi istikrarın sigortası olduğunu belirtti…

ABONE OL
14 Mayıs 2026 18:06
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: zafer1.jpg

Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, sosyal güvenliğin bir ‘lütuf’ ya da ‘yük’ değil; anayasal bir hak ve iktisadi istikrarın sigortası olduğunu belirtti.

Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “Emekliyi yoksullukta eşitleyen düzenin sonu: Zafer ekonomisi ile hak temelli sosyal güvenlik” başlıklı yazıyı açıklamasında,”Her yıl 16 Mayıs’ı içine alan haftada kutlanan Sosyal Güvenlik Haftası vesilesiyle, öncelikle büyük bir özveriyle görev yapan SGK çalışanlarımızın haftasını kutlarım. Ancak bu anlamlı hafta, aynı zamanda Türkiye’nin sürüklendiği ekonomik dar boğazın ve derinleşen toplumsal sorunların en somut yansıması haline gelen sosyal güvenlik sistemimizi; halkımızın ve özellikle emeklilerimizin giderek ağırlaşan sorunlarıyla birlikte yeniden ve ciddiyetle ele alma zorunluluğunu da ortaya koymaktadır” diyerek şunları kaydetti:

Mevcut Durumun İktisadi ve Sosyolojik Teşhisi: ‘Bir Bölüşüm Şoku’

Türkiye bugün, dünya ekonomi tarihinin gördüğü en büyük “bölüşüm şoklarından” birini yaşamaktadır.

Uygulanan neoliberal model ve ‘yolsuzluk kapitalizmi’ yani, kamu gücünün ve kaynaklarının özel çıkarlar ve kayırmacılık (nepotizm) amacıyla kullanılarak sermaye birikimi sağlanması, iktidar yanlısı şirketlere verilen haklar kapitalizmin kar odaklı yapısının, haksız rekabet ve yasa dışı yöntemlerle birleştiği, yolsuzluğun sistemin işleyişine entegre olduğu bir ekonomik yapı olarak tanımlanmasına sebep olmaktadır.

Kaynaklarımızı halkın sosyal güvenliği yerine bir avuç rantiyeye, özel çıkar amaçlı iktidar gruplarının işletmelerine aktarılmaktadır.

Sosyolojik Çürüme:

Emeklimiz bugün sadece yoksul değildir. Emeklimiz ‘sosyal dışlanmaya’ m aruz bırakılmıştır. Ömrünü bu vatana adamış büyüklerimizin yaşadığı sorunlar, ay sonunu dahi getirememeleri, çarşıda pazarda filesini dolduramamaları, Kurban Bayramı öncesinde değil kurbanlık almalarını bayramda torununa harçlık veremeyecek durumda olmaları toplumun kültürel dokusunun ve aile yapısının (mikro-sosyolojisinin) çöküşüdür.

İktisadi Paradoks:

SGK sistemi bugün bir ‘zombi kurum’ haline getirilmiştir. İnsan merkezli ekonomi yerine iktidarın ‘beton -rant ekonomisi’ tercih edildiği için istihdam yaratılamamakta, sisteme taze prim girişi sağlanamamaktadır. Zira primler çalışma hayatımız süreci içerisinde aylıklarımızdan yapılan kesintiler ile oluşturulan havuza aktarılmaktadır. Bu havuzda biriken ücretler ise emekli olduğumuz anda emekli aylığı olarak bağlanmaktadır. Ne var ki sermayeye aktarılan, bütçe uygulamaları, söz konusu emekli olunca bütçe yok denilerek göz ardı edilmektedir. Bu durum daha önce de ifade ettiğimiz gibi ekonominin politik olduğu gerçeğini ve iktidarın emekten, işçiden yana değil de sermayeden yana olduğunu en acı bir biçimde ortaya koymaktadır.

Sosyal Güvenlik Sistemi Nasıl Olmalıdır?

Sosyal güvenlik bir ‘lütuf’ ya da ‘yük’ değil; anayasal bir hak ve iktisadi istikrarın sigortasıdır. Zafer Partisi Ekonomi doktrinine göre sistem şu sac ayakları üzerine kurulmalıdır:

Primli ve Primsiz Hizmetlerin Yeniden Tanımı:

Devlet, yoksulluk sınırı altındaki Türk vatandaşlarına ‘Ayyıldız Kart’ aracılığıyla aracısız sosyal destek sunarken; çalışanların primlerini sadece ve sadece üretim yatırımlarında değerlendirecek bir ‘Adalet Fonu’ mantığıyla yönetmelidir.

İstihdam Odaklı Aktüeryal Denge:

SGK’nın açığını kapatmanın yolu emekli maaşını kısmak değil, ‘4 Bölge 4 Deniz’  projesiyle sanayiyi ve tam istihdam hedeflemesini Anadolu’ya ve ülke sathına yayarak gençlere sigortalı iş sahaları açmak olacaktır.

Refah Payı ve İntibak Yasası:

Emekli maaşları sadece enflasyona (ki o da sahte rakamlarla) değil, milli gelirdeki artışa (refah payı) endekslenmelidir. Maaşlar arasındaki adaletsizliği giderecek ‘İntibak Yasası’ derhal çıkarılmalı, 3600 ek gösterge tüm mağdurları kapsayacak şekilde genişletilmelidir.

Zafer Partisi’nin Radikal Çözüm Planı

Bizim modelimiz, saray rejiminin ‘sadaka kültürüne’ karşı, Türk Milleti’nin ‘hak temelli’ planlı kalkınma modelidir.

1. İsrafın Tasfiyesi: Kamudaki makam araçlarını, saray harcamalarını ve yandaş vakıflara aktarılan kaynakları kestiğimizde, SGK’nın yıllık açığının önemli bir kısmını tek kalemde karşılandığı unutulmamalıdır. Bu kaynakların planlı bir model ile tekrar üretime kazandırılması ve neticesinde emeklilerimiz başta olmak üzere Türk halkı hak ettiği müreffeh yaşama istikrarlı bir şekilde kavuşacaktır.

2. Anadolu Kalesi: Sığınmacıları ülkelerine göndererek, sağlık sistemimiz üzerindeki milyarlarca dolarlık yükü bitireceğiz. Kendi vatandaşımız eczanede ilaç farkı öderken, sığınmacının bedava ilaç aldığı bu ‘tersine ırkçılığa’ son vereceğiz.

Açıklamamın sonlarına gelirken, bir kez daha değinmek istediğim bir husus var; kaynak yok değil, niyet kötü! Türkiye, ‘savrulan ekonomiden’ kurtulup ‘devlet planlama’ disiplinine döndüğünde, emeklisiyle, işçisiyle ve esnafıyla beraber zenginleşecektir.

Zafer Partisi, Türk Milleti’nin ‘son savunma hattı’ olduğu kadar, ekonomik kurtuluşunun da tek adresidir. Bilimle, birlik içinde, mutlak zafere! Zafer, Türk Milleti’nin ve Türk ekonomisinin olacaktır!”

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya