3. Lig Müsabakaları Statüsü’nde değişiklik

2025-2026 Sezonu TFF 2. Lig ve TFF 3. Lig Müsabakaları Statüsünde değişiklik yapıldı. Amatör futbolcular için belirlenen birinci transfer ve tescil dönemi, yurt içi transfer ile sınırlı olmak üzere 19 Aralık 2025 tarihine kadar uzatıldı.
Bahis skandalı ile oyuncuları ceza alan takımlar kadro kurmada zorluk yaşarken Türkiye Futbol Federasyonu’ndan yönetmelik değişikliği kararı geldi.
TFF Yönetim Kurulu’nun 25.11.2025 tarih ve 61 sayılı toplantısında 2025-2026 Sezonu TFF 2. Lig Müsabakaları Statüsü’nde ve 2025-2026 Sezonu TFF 3. Lig Müsabakaları Statüsü’nde değişiklik yapılmasına karar verildi.
Amatör futbolcular için belirlenen birinci transfer ve tescil dönemi, yurt içi transfer ile sınırlı olmak üzere 19 Aralık 2025 tarihine kadar uzatıldı.
Bu doğrultuda statülerde belirlenen oyuncu uygunlukları ve yaş kontenjanlarına uygun olarak transfer ettikleri amatör futbolcuları müsabakalarda oynatabilmek için TFF 2. Lig ve TFF 3. Lig kulüplerine A Takım Listelerini revize etme hakkı sağlandı.
Bununla birlikte TFF 3. Lig’de olduğu gibi TFF 2. Lig de de amatör futbolcuların müsabakalarda oynatılmasına izin verildi.
TFF’nin yönetmelik değişikliğinde konuyla ilgili değişiklikleri içeren maddeler şunlar:
GEÇİCİ MADDE 1:
Kulüpler işbu Statü’nün Ek-2’sinde belirtilen ve A Takım Listesi başlıklı Madde 2’de yer alan koşullara uygun olarak, A Takım Listesinde olmayan veya 2025 – 2026 Sezonu amatör futbolcular için belirlenen transfer ve tescil dönemi içerisinde transfer edilen amatör futbolcularını dahil etmek üzere A Takım Listesini revize edebilirler ve Müsabaka İsim Listesi başlıklı Madde 4’te belirtilen koşullar çerçevesinde müsabakalarda oynatabilirler.
MADDE 2 – A TAKIM LİSTESİ
(1) Kulüpler aşağıda belirtilen esaslar çerçevesinde resmi müsabakalara iştirak edecek futbolcularının A Takım Listesini Federasyona ibraz etmek zorundadır:
a) A Takım Listesi en fazla 25 amatör veya profesyonel futbolcudan oluşur. 25 Kişilik A Takım Listesinde 01.01.2000 ve daha sonra doğmuş en az 20 amatör veya profesyonel futbolcunun yazılması zorunludur.
Önceki sezonlarda sözleşme imzalayan ve TFF 3. Ligde bulunan kulüplere tescil edilen 01.01.2000 öncesinde doğmuş futbolcu sayısının 5’ten fazla olması halinde bu futbolcular sözleşme sürelerinin sonuna kadar müktesep hakları sebebiyle 25 kişilik A Takım listesi artırılmak suretiyle yazılabilirler.
b) Kulüpler, A Takım Listesinde en fazla 3 kaleci bulundurabilir. Bu kalecilerden en az birinin 01.01.2003 ve sonrasında doğmuş futbolcu olması zorunludur.
c) Kulübün “a” ve “b” bendinde öngörülen kriterlere uygun futbolcuları bildirmemesi durumunda A Takım Listesi, bildirilmeyen futbolcu sayısı kadar eksik oluşturulur;
Ayrıca ilgili kulüpler hakkında talimatlara aykırılık sebebiyle disiplin işlemi yapılır.

YEREL YÖNETİMLER VE ÇEVRE

En basit tekrardan başlayalım; herkes evinin önünü temizlerse her yer temiz olur. Geçmişte tek katlı evlerde bu söz doğru idi ama kentleşme gerçeğinde bu olmuyor. Temizlemek yerine kirletmemeyi başarmalıyız. Kentlerin kirlilik sorunları toplumun tehlikeleri görüp farkında olarak örgütlenmesi ve müdahalesi ile çözülecek. Oysa bu evreleri yaşayan ülkelerden ders alabilmeliyiz. Maalesef her toplum yaparak, yaşayarak, batarak, çıkarak öğreniyor.

Kirlenmenin tarihi insanlığın tarihidir aslında. Kayıtlardaki ilk kirlenme gürültüde görülmüş. Julius Sezar’ın MÖ. 44’te Sezar Belediyeler Yasası ile gürültülü vagonların geceleri başkentin sokaklarında dolaşmasını yasakladığı antik Roma dönemine kadar uzanır. Ayrıca İsa’nın doğumundan 600 yıl öncesinde İtalya’da bakır dövenlerdeki gürültünün işitme yitiğine yol açtığı ve gürültüye karşı önlemler alınarak da yasalar çıkarıldığı bilinmektedir.

Bu günkü anlamda kirlenme ise sanayileşme sürecinde yaşamımıza girmiştir. Her türlü kirlenmenin ana kaynağı daha çok tüketim için doğa ve insanın sömürülmesi ve ekolojik durumun bozulmasıdır. Kentimizde de bugün gürültü kirliliği vardır.

Bu çerçevede kentimizdeki kirlilikleri sayabiliriz.

Hava kirliliği; aşırı araç kullanımı ve bunun temel sebebi de toplu ulaşımın plansız ve yetersiz olması. Ayrıca kirlilik üretmeyen ulaşım modelinin de yok sayılması.

Su kirliliği; geçmişte yapılan altyapının plansızlığı, yenilemenin henüz tamamlanmaması ve kente gelen su kaynaklarının sağlıksız olması ilgili toplantılardan çıkardığım sonuçlar. Uzmanların bir talebi de binaların kendi su depolarının bakımsızlığıdır. Ayrıca kent akarsularının kirliliği de önemli bir konu. Bu ise ilgili kurumun (DSİ) denetimi, ekolojik düzenleme yapmaması ve bizlerin de nehir kenarında oturup, bir şeyler yemesi ve dinlenip kalkarken de atıklarımızı olduğu gibi bırakmamızdan kaynaklanıyor.

Atık kirliliği; yerel idarenin plansızlığı ve henüz evsel ayrıştırmaya geçememesi temel neden. Ayrıca atık toplama konteynırlarının bakımsızlığı da çirkin ve sağlıksız sonuçları getiriyor. Burada biz kentlilerin de hatası çoktur. Konteynırın açık bırakılması, evimizden çıkan her tür atığın buraya yığılması, konteynıra asla bırakılmaması gereken moloz, hurda, ağaç dalları gibi atıkların maalesef bizler tarafından buralara bırakılması kirli kent algısını büyütüyor.

Kente dair başka kirlenmeleri de kısaca sayarsak; yazları sineklerin baskını. Plansız ve yerinde olmayan çeltik tarlaları üreme alanı ve merkezi idare yetkisinde. Ancak zamanında ilaçlama yapılmaması da bir sebeptir.

Kentte gezen kedi köpeklerin dışkıları da bir kirlenmedir. Ayrıca evinde hayvan besleyenlerin hayvanlarını gezdirirken dışkılarını toplamaması da kirlenmedir. Sokak hayvanlarının beslenmesine katkı yapalım derken her yere yem veya yemek atıkları bırakmak da plansızlık örneği ve sokak kirlenmesine neden oluyor.

Kent içi hafriyatların çevreye kötü görüntü ve koku saldığı görülmektedir. Bu atıkların konteynır yanında veya kamusal alanlara bırakılması yanlıştır. Bu tür atıklar için Belediye aranabiliyor ama bunun farkında değiliz sanırım. Daha ulaşılabilir bir tanıtım olabilir.

Öncelikle kentlerin sağlıklı olması ve doğanın ekolojik dengelerinin bozulmaması konusunda uzun soluklu bir mücadele gerekmektedir. İdarelerin kararlı ve kamusal çıkar doğrultusunda tarafsız, bilimsel hizmeti ile hızlanabilir.

Sanırım Belediyemiz farklı deneyimleri görmek için ‘Çevreci Belediyeler Birliği’ne üye oldu.  Bu tür örgütlenmeler amacına uygun çalışırsa her yerele artı puan getirir. Etkili olması ise taleplerimizdir.

Edirne kent içi ve çevre sorunları maalesef çoktur ve her gün artmaktadır. Kent içi sorunların bir sebebi de Trakya sorunlarıdır. Bunların çözümünde etkin olabilecek Trakya Belediyeler Birliği oluşturulmalıdır. Trakya yaşam savunucuları bölgenin ekolojik yapısını korumak adına onlarca yıldır bir arada. Bu birliktelik bugün hukuk ve bilim kurullarının, kent konseylerinin, oda ve derneklerin de içinde olduğu Trakya Platformu olarak Trakya’yı savunurken Trakyalı yerel idareler bir araya gelip ortak çareler bulmuyorlar. Acilen kurulması gereken Trakya Belediyeler Birliği sivil demokratik örgütler ile birlikte ortak ve kalıcı tavır alınmalıdır. Daha sonrasında da bugüne kadar bölge sorunlarına dair hiçbir şey yapmayan Marmara Belediyeler Birliği, Ege ve Marmara Çevre Belediyeler Birliği ve Türkiye Belediyeler Birliği olarak büyütülebilir. Bu örgütlenmeler aynı zamanda demokratik ilişkilerin gelişmesini de geliştirir.

HEVES İSRAFI

Türkiye’de, ARABA VE EV, HESAPSIZ, KİTAPSIZ ALGILARIN İSRAFINDA ALINIYOR!..
“Büyük ev, büyük araba ferahtır, rahattır, huzurludur!..” diye bir algı yaygın. Ama bakımına, temizliğine, harcanan, MASRAF VE EMEĞİ, KİMSE HESAP ETMİYOR?!..
Bir de evin, arabanın MANTIKLI ARAÇSAL KULLANIŞLILIĞI VAR!..
Araba da, ev de bizim ulaşım ve barınma ihtiyacımızı gören, geçici, bitici, ARAÇLARDIR, BE KARDEŞİM!..
BUNLARI, PUTLAŞTIRIP, GEREKSİZ, KOCAMAN, LÜKS VE İSRAFA GİRMENİN NE ALEMİ VAR?..
Bakıyoruz; “KOCAMAN” denen arabalar da 4-5 kişilik, küçük dediğimiz arabalar da 4-5 kişi taşıyor!..
O “KÜÇÜK” denilen arabaların, “Küçük” denilen lastikleri de gerektiğinde, 4-5 kişi taşıyabiliyor, istenen yerlere hiç sorunsuz götürüyor!..
Kocaman arabanın, kamyon lastikleri gibi kocaman tekerlekleri de, aynı yerlere getirip götürüyor!..
ARACIN KOCAMANI DA, KÜÇÜĞÜ DE aynı işi yapıyorlar!..
“KÜÇÜĞÜ DE, GETİRİP GÖTÜRÜYOR, KOCAMANI DA!..”
Ama nasıl taşıyorlar!..
KOCAMANI KOCAMAN MASRAFLARLA, KÜÇÜĞÜ İSE KÜÇÜK MASRAFLARLA!..
Çamurun, yağmurun, güneşin altında, bizim ihtiyacımızı gören, GEÇİCİ, BİTİCİ ARAÇLAR İÇİN, GÖSTERİŞE, LÜKSE, İSARAFA, ÇOK BÜYÜK MASRAFLAR YAPMAYA DEĞER Mİ?..
TÜRKİYE’DE, milyonlarca araç, MİLYONLARCA, gereksiz israf, ne uğruna?..
Yazık değil mi?..
TÜRKİYEMİZİN ekonomisine, gelecek nesillerin hakkını yemeye, yurdumuzun ve doğanın daha çok kirlenmesine..
Yani geleceğimize YAZIK ETMİYOR MUYUZ?..
İhtiyacımızı gören, yaşamsal araçlarımızı putlaştırıyor muyuz yoksa?..
BU KOCAMANLIK, GÖSTERİŞ, İSRAF TUTKUSU NEYİN GÖSTERGESİ SİZCE?..

Bu konu da Rabbimiz bizleri nasıl uyarmış, bakalım?..

Kuran’ı Kerim. Sure 23/Ayet 55—56:
Onlara dünyada verdiğimiz malla, evlatla, kendilerinin hayrına mı müsaade ediyoruz sanıyorlar. Hayır, o nimet değildir; belki derece derece onları azaba yaklaştırıyoruz.

‘Çocuklarımız sizin kobayınız değildir’

Eğitim-İş Edirne Şubesi tarafından, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in okullardaki ‘ara tatil’ uygulamasının önümüzdeki yıldan itibaren kalkabileceği yönündeki söylemine yönelik yapılan açıklamda; söz konusu uygulamanın başından beri hatalı olduğunu belirtildi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Mardin programında, ara tatillerle ilgili açıklaması gündeme oturdu. Tekin’in, öğrencilerin tatil dönüşü adaptasyon sorununa dikkat çekip, önümüzdeki yıl bu uygulamanın kaldırılabileceği yönündeki açıklaması, meslek kuruluşlarının tepkisine yol açtı. Eğitim-İş Edirne Şubesi tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, uygulamanın başından itibaren hatalı olduğu belirtildi.
Eğitimin, bir ülkenin geleceğini şekillendiren en temel kamusal hizmet olduğu belirtilen açıklamada; günübirlik kararlarla yönlendirilecek bir deneme-yanılma alanı olmadığı ifade edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Ne ara tatili getiren anlayış, ne de bugün “Beş yıl sonra analiz edeceğiz” diyerek belirsizliği derinleştiren yaklaşım, eğitim biliminin gerekleriyle örtüşmektedir. Ara tatil uygulaması, ilk günden beri bilimsel zeminden yoksun; öğrencinin öğrenme akışını bozan, öğretim bütünlüğünü parçalayan ve velilerin hayat koşullarını hesaba katmayan plansız bir karardı. Bugün o kararı yeniden değerlendirme iddiasında olanlar, o hatalı sistemi bizzat hayata geçirenlerdir. Eğitim politikası tutarlılık, öngörü ve bilimsel rehberlik gerektirir. Ancak yıllardır yapılan uygulamalar, aynı konuda birbirine zıt kararların alınabildiği; açıklamanın, savunmanın ve hesap vermenin olmadığı bir yönetim anlayışını gözler önüne sermektedir. Çocuklarımızın geleceği bu gelgitli politikaların insafına bırakılamaz.

  1. Öğrenme düzenini parçalıyor
    Pedagojik karşılığı olmayan her kesinti, öğrencinin adaptasyonunu bozuyor; öğrenme sürecine doğrudan zarar veriyor.
  2. Velilerin çalışma hayatıyla hiçbir uyum taşımıyor
    Türkiye’de çalışan velilerin izin imkanı sınırlı. Ara tatil; çocuk bakımını, güvenlik kaygısını ve ek masrafları velinin sırtına yükleyen plansız bir uygulamadır.
  3. Öğretmenlerin program bütünlüğünü bozuyor
    Üniteler bölünüyor, takvim sıkışıyor; ölçme-değerlendirme sağlıklı yapılamıyor. Öğretmen sürekli yamayla, idare sürekli telafiyle uğraşıyor.
  4. Eğitim değil, turizm takvimine göre alınmış bir karar
    Bu uygulamanın arkasında bilimsel raporlar değil; sezon hesabı yapanlar vardı. Eğitim politikası ticarete göre şekillenmez; şekillenirse bunun bedelini öğrenci öder.
    ‘SİSTEMSİZLİĞİN KURBANI ÖĞRETMEN, ÖĞRENCİ VE VELİLER OLAMAZ’
    Ve bugün geldiğimiz noktada tablo nettir: aynı konuda, aynı gerekçelerle taban tabana zıt kararlar alınıyor; hiçbir açıklama yok, hesap veren yok. Çocuklarımız sizin kobayınız değildir. Eğitim bir sistemdir; sistemsizliğinizin kurbanı öğretmen, öğrenci ve veliler olamaz. Bu kadar sık değişiklik, bu kadar çelişkili uygulama; iktidarın eğitimi yönetme ehliyeti olmadığının, liyakatsizliğin net kanıtıdır. Bir kere de çıkın, halka hesap verin. Maarif Modeli’niz de, ÖMK’nız da, eğitime verdiğiniz tüm zararlar da, bu ülkenin çocuklarına reva gördüğünüz bilim dışı politikalar da en kısa zamanda tarihe karışacak.”

Gencan’dan ‘kurtuluş’ dansı!

Olgay GÜLER
Edirne Belediyesi tarafından, kentin kurtuluşunun 103’üncü yıl anısına resepsiyon düzenlenirken, Tekirdağ Büyükşehir belediyesi Kent Orkestrası konser verdi.


Edirne’de 103. yıl kutlamaları; belediyenin akşam saatlerinde düzenlediği resepsiyon ve konser etkinliğiyle devam etti. Edirne Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen kurtuluş resepsiyonunda il protokolü bir araya geldi. Belediye Başkanı Gencan, Edirne Valisi Yunus Sezer, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Yüksel Kolcu ve çok sayıda katılım olduğu gecede davetlileri karşıladı.


Resepsiyonda konuşan Belediye Başkanı Gencan, 25 Kasım’ın Edirne’nin karanlıktan aydınlığa, baskıdan özgürlüğe yürüdüğü gün olduğunu söyledi.
Gencan, “Bu şehir tarih boyunca defalarca sınanmış fakat her seferinde kendini yeniden ayağa kaldırmayı başarmıştır. 1913 Balkan Savaşı’nın ağır şartları, ardından 1920’de başlayan ikinci işgal dönemi. Edirne bu iki büyük sınavda da iradesini ve onurunu korumuştur. 25 Kasım 1922’de Edirne’nin özgürlüğüne kavuşması sadece askeri bir başarı değil, milletimizin karakterinin en güçlü örneklerinden biridir. Bu akşam burada buluşmamız, işte o karaktere duyulan saygının göstergesidir. Bu şehrin bize duyduğu güveni hizmete dönüştürmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Tarihine sahip çıkan, kültürü ve turizmiyle gelişen, kadın emeğiyle güçlenen, gençliğiyle yenilenen; bilim, sanat ve üretimiyle değer kazanan bir Edirne hedefiyle yolumuza devam ediyoruz. Bu büyük yürüyüşün en temel gücü iş birliğidir. Tüm kurumlarımız ve hemşerilerimiz, Edirne’nin geleceğini birlikte inşa eden kıymetli paydaşlardır” dedi.


TEKİRDAĞ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ORKESTRASI’NDAN KONSER
Kurtuluş etkinlikleri kapsamında Edirne Belediyesi Konservatuvarı’nda Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası sahne aldı.

Programda katılımcılar konserin repertuvarına büyük ilgi gösterdi.


Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, konser sırasında sahneye çıkarak “Yiğidim Aslanım” eserine eşlik etti ederken, dansçıların teklifini de kırmayarak kısa süreli dans etti.


Çelenk Sunma Töreni: “Edirne, Direnişin ve Mücadelenin Şehridir”
Öte yandan etkinlikler kapsamında, Kurtuluşun 100. Yıl Anıtı’nda çelenk sunma töreni gerçekleştirildi.
Törende konuşan Başkan Gencan, Edirnelilerin katılımıyla “eski bayramlar tadında” bir 25 Kasım yaşandığını belirterek şunları söyledi:


“Edirne, direnişin ve mücadelenin şehridir. İşgal günlerinde pes etmeyen tüm kahramanlarımızı minnet ve saygıyla anıyorum. Bugün bizler de, Cumhuriyet’in değerlerini ve şehrimizin mirasını korumak adına aynı kararlılıkla ayaktayız. Bu mücadelemizi kadınlarımızla, gençlerimizle, tüm hemşehrilerimizle birlikte sürdürüyoruz.”

Sinan Engin’den öğrencilere ‘spor’ tavsiyesi

Olgay GÜLER
Televizyonun tanınan spor yorumcularından, eski futbolcu Sinan Engin, Edirne Koleji’nde düzenlenen etkinlikte öğrencilerle buluştu.


Türk futbol milli takımının eski futbolcularından, spor yorumcusu Sinan Engin, Edirne’de özel bir kolejin düzenlediği etkinlikte öğrencilerle buluştu. Okulun kurucularından, 643’üncü Kırkpınar ağası Edirneli iş insanı Mustafa Altunhan’ın da katıldığı programda, öğrencilere tavsiyelerde bulunan Engin, sorularını da yanıtladı.


‘SPOR YAPIN AMA OKULUNUZU İHMAL ETMEYİN’
Engin, futbola küçük yaşlarda mahallede taştan kaleler kurarak başladığını belirterek, “Ben futbolcu olduğum için okuyamadım. O zamanlar imkanlar daha kısıtlıydı ve futbol ya da okuldan birisini tercih etmek gerekiyordu. Yeteneğim olduğu için küçük yaşta Beşiktaş alt yapısında futbola başladım. Şimdi çocuklar için çok imkan var. Ben çocuklara mutlaka spor yapmalarını tavsiye ediyorum. Mutlaka spor yapın çocuklar. Her gün spor yapın. Bunun yanında okulunuzu da ihmal etmeyin. Kendimde gördüğüm en büyük eksiklik İngilizce bilmemek. Yurt dışına çıktığımızda taksici bize İngilizce konuşuyor ama ona cevap veremiyoruz. Siz İngilizce, İspanyolca, Fransızca, Almanca öğrenin” dedi.


Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Sinan Engin, yeni nesil Türk futbolculardan en çok Juventus forması giyen, Kenan Yıldız’ı beğendiğini ifade etti.

Şeffaflık ve Düzenin Simgesi: Ofis Bölme Sistemleri

Modern ofisler, açık iletişimi destekleyen ama mahremiyeti de koruyan çözümler arar. Ofis bölme sistemleri, bu dengenin en iyi örneğidir.

Net Mimarlık, ofis alanlarına hem estetik hem fonksiyonel çözümler getirir. Cam bölmeler, ışığı kesmeden alanları ayırır. Metal ve ahşap detaylar ise tasarıma sıcaklık katar.

Ofis bölme sistemleriyle çalışanlar odaklanabilir, ekipler ise gerektiğinde birlikte çalışabilir.
“Düzenli alan, üretken düşüncelerin doğduğu yerdir.” Net Mimarlık’ın ofis bölme tasarımları, konforlu ve modern bir çalışma kültürü oluşturur.

https://netamimarlik.com

Emekliler Derneği’nden CHP’ye ziyaret

Olgay GÜLER
Edirne Emekliler Derneği’nde, genel kurulla belirlenen yeni yönetim, Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) ziyaret etti.
Kentte, geçtiğimiz hafta sonu ilk genel kurullarını yapan Edirne Emekliler Derneği, yeni yönetimle ilk ziyaretlerini CHP’ye gerçekleştirdi. Ziyarette derneğin başkanı Ahmet Ziya Yaz ve yönetim kurulu üyelerini, CHP İl Başkanı Yücel Balkanlı ve Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör karşıladı.


‘EMEKLİLERİN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
Ziyaretle ilgili konuşan il başkanı Balkanlı, parti olarak emeklilerin sorunlarını yakından takip ettiklerini söyledi.

Balkanlı, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz emeklilerin sorunlarını çok yakından biliyoruz ve bunlar ilgili çözüm önerilerimiz var. Bu çözüm önerilerimizi bu hafta kurultaydan sonra emekliler ve diğer çalışanlarla ilgili sosyal politikalarımızı program halinde açıklayacağız. Burada da görülecek ki emeklilerin, ezilenlerin her zaman Cumhuriyet Halk Partisi olarak yanlarındayız. Onların sesi, onların kulağı olmaya devam edeceğiz” dedi.


‘HER OLAYDA YANLARINDAYIZ’
CHP Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör de, her zaman emeklilerin yanında olduklarını belirterek, “Bu ziyaretten gayet memnunuz. Çok teşekkür ediyorum kendilerine. Görevlerinde başarılar diliyorum. Bundan sonraki süreçte irtibatlarımız devamlı sürecektir. Emeklilerimizin şu an Türkiye’deki durumu bellidir. Bizim onlara bakış açımız da bellidir. Bu süreçte bizim kendilerine sağlayabileceğimiz her olayla yanlarında olduğumuzu bilmelerini isterim” diye konuştu.
‘DERNEĞİMİZ SİYASET ÜSTÜDÜR’
Edirne Emekliler Derneği Başkanı Ahmet Ziya Yaz, derneğin siyaset üstü olduğunu belirterek, “Edirne Emeklileri Derneği siyaset üstüdür. Her emekli olan arkadaşın sorunu var nihayetinde. Herkes bu dernekte çalışabilecek, üye olabilecek. Tüm siyasi partilerimizi ziyaret edeceğiz. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ni ziyaret ettik. Sahada olsun, çalışmalarda olsun, görüşlerimizde olsun hep birlikte çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamda da kendisine bizi güzel bir şekilde karşıladığı için teşekkür ediyoruz. Hep birlikte mücadeleye devam” ifadelerini kullandı.

Süloğlu hattı tam gaz!

Olgay GÜLER
Edirne Valisi Yunus Sezer, Kırklareli’deki Kayalıköy Barajı’nda seviyenin ölü hacme ulaşmasıyla su alınmaya başlanan Süloğlu Barajı’ndaki 7 kilometrelik iletim hattında, yenileme çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.


Kentte, aşırı sıcaklar ve yağışsız hava nedeniyle meydana gelen kuraklık, içme suyunun sağlandığı Kırklareli’ye bağlı Kayalıköy Barajı’nda su seviyesinin ölü hacme ulaşmasına neden oldu. Edirne Belediyesi bunun üzerine, alternatif su kaynağı olarak eski hatla iletimin sağlandığı Süloğlu Barajı’ndan su almaya başladı. Hatta sık sık patlak yaşanması nedeniyle, Devlet Su İşleri 11’inci Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan ihaleyle yenileme çalışmaları başlatıldı. Edirne Valisi Yunus Sezer, iletim hattındaki yenileme çalışmalarını yerinde inceleyerek bilgi aldı.


‘ÇALIŞMALAR HIZLI ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR’
Çalışmalarla ilgili bilgi veren Sezer, DSİ’nin 2 ay gibi kısa sürede ihaleleri tamamlayıp çalışmalara başladığını belirterek, “Edirne’miz biliyorsunuz yaz aylarında yoğun bir kuraklık yaşadı ve ciddi su sıkıntısıyla karşı karşıya kaldık. Bu su sıkıntısını gidermek adına da Kayalı’dan alım devam ediyor. Bir taraftan kuyular açılma gayreti içerisinde olundu. Ama özellikle Süloğlu’ndan Edirne arıtmaya bağlantı daha önce İller Bankası kanalıyla belediye imkanlarıyla yaptırılan bir hat var. Uzun zamandır kullanılmadığı için ve hat, asbest borularla yapıldığı için orada belediye tarafından onarım çalışmaları yapıldı. Su verildi, patlaklar oldu, verim alınamadı. Edirne’nin yaşadığı su sıkıntısından dolayı Tarım Bakanımıza durumu aktardık. DSİ Genel Müdürümüz gelerek burada incelemelerde bulundular. Tarım Bakanlığımız DSİ Genel Müdürlüğümüz bu işi kendi üzerine aldı. Kısa bir sürede ihaleleri yapıldı. Başka bir projedeki borular da buraya aktarılarak 2 kilometrelik yerin borusu geldi. 10 gün içerisinde de 7 kilometrenin tamamının borusu gelerek burayı, bu ay içerisinde büyük bir kısmını tamamlamış olacağız. Ekipler çoğaltılmış durumda. Şimdi hızlı bir çalışma devam ediyor” dedi.


‘1 AYDA BİTİRECEĞİZ’
Hat yenileme çalışmalarını 1 ay içerisinde bitirmeyi hedeflediklerini söyleyen Vali Sezer, “Buradaki amacımız Süloğlu barajında bulunan 8 milyon metreküp kadar su var. Bu suyun arıtmaya aktarılması ve oradan da şehre verilmesi. İnşallah bu işi kısa sürede tamamlayarak şehrimizin içme suyu noktasında daha rahat bir nefes almasına destek olmaya çalışacak DSİ kanalıyla. 1 aylık bir zaman zarfında da inşallah bitireceğiz. Yatırım programında olmamasına rağmen buraya ödenek sağlandı. Yaklaşık 250 milyona yakın buranın maliyeti var. Şimdiden bitmiş sayıyoruz. DSİ’nin de şu ana kadar yapmış olduğu en hızlı iş olacak” diye konuştu.

Lalapaşa’da ‘Üç Şehitler Anıtı’ yenilendi!

Olgay GÜLER
Edirne’nin Lalapaşa ilçesinde, 43 yıl önce şehit düşen üç şehit anısına yaptırılıp, zamanla eskiyen Üç Şehitler Anıtı, yenilenerek yeniden açıldı.


Lalapaşa’da, 1982 yılında obüs tankının devrilmesi sonucu Çavuş Hacı İbrahim Sezgin Kahramanmaraş, Onbaşı Yılmaz Ersoy Tunceli ve Er İbrahim Yıldırım Malatya şehit düştü. Olayın ardından şehitler anısına, ilçede yapılan Üç Şehitler Anıtı, zamanla eskiyerek tahribata uğradı. Edirne Valiliği, Lalapaşa Kaymakamlığı ve Lalapaşa Belediyesi işbirliğinde yenilenen anıt yeniden ziyarete açıldı. Açılış törenine Edirne Valisi Yunus Sezer, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Yüksel Kolcu, Lalapaşa Kaymakamı Bahadır Yılmaz, Lalapaşa Belediye Başkanı Zafer Sezgin Geldi, şehitlerin aileleri ve vatandaşlar katıldı.


‘AZİZ HATIRALARI SONSUZA KADAR YAŞAYACAK’
Törende konuşan Vali Sezer, şehitlerinin anısının, anıtla birlikte yaşayacağını belirterek, “Burada sadece bir anıtı açmıyoruz. Aynı zamanda şehitlerimizin şehit oldukları her yeri bizim bir şekilde gelecek nesillere bırakmamız lazım, unutturmamamız lazım. Hayat fani, hepimiz buradan göçüp gideceğiz. Şehitlerimizin geride bıraktıkları aileleri de Allah uzun ömür versin, sağlık versin, onlar da aynı şekilde gidecekler. Ama burada bu anıt bu şehitlerimizin manevi ruhaniyetleri ebediyen bu topraklarda yaşayacaktır. Tıpkı Balkan Şehitliğimizde olduğu gibi, tıpkı hemen yanı başımızda Çanakkale’de olduğu gibi, burada da, bu vatanın her köşesinde de şehitlerimiz ve onların geride bıraktıkları aziz hatıraları sonuna kadar, sonsuza kadar yaşayacaktır. Bu anıtla beraber, üç şehidimizin de aziz hatıralarının bundan sonra da devam edeceğine ve burada Lalapaşa’ya emanet bir şekilde devam edeceğini bilmelerini isterim” diye konuştu.

Lalapaşa Kaymakamı Bahadır Yılmaz da, vatan uğruna şehit olan tüm şehitleri minnet ve şükranla andıklarını söyledi. Yılmaz, “Bundan tam 43 yıl önce burada bir OBÜS tankımızın köprüden aşağı devrilmesi sonucu elim kazada üç vatan evladımızı şehit verdik. Şehitlerimizin anısına buraya yıllar evvel bir anıt yaptırıldı. Geldiğimiz anda anıtın tadilat görmesi hasıl oldu. Sizlerin talimatı ve desteği, belediye başkanımızın gayreti ve çalışması ile üç şehitleri anıtımız yeniden ihya edildi. Bugün burada hep birlikte açılışını gerçekleştireceğiz. Vatanı, bayrağı ve namusu uğruna gözünü kırpmadan şehit düşen aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor, üç şehitler anıtımızın ihya edilmesinde başta sayın valimize ve emeği geçen herkese şükranlarımı arz ediyorum” dedi.


‘HATIRALARA ASLA YIPRANMADI’
Lalapaşa Belediye Başkanı Zafer Sezgin Geldi de, anıtı yenileyerek şehitlerin hatırasına olan vefayı gösterdiklerini kaydetti. Geldi, “Bugün burada Üç Şehitler anıtının yalnızca yenilenmiş haliyle açmak için değil şehitlerimizin hatırasına olan vefamızı göstermek için toplanmış bulunmaktayız. 1982 yılında yapılan bu anıt yıllar içerisinde yıpransa da şehitlerimizin aziz ve hatıraları asla yıpranmadı. Biz ise bugün bu hatıraya layık bir çalışmayı ortaya koymanın gururunu yaşıyoruz. Bu süreçte ve öncesinde ilçemize her zaman destek olan ve her ortamda gururla; ‘Lalapaşa benim ilçem’ diyen sayın valimize en içten teşekkürlerimi ve şükranlarımızı arz ediyorum. Anıtın yeniden hayatta bulunmasında emeği ve alın teri olan heykeltıraşımız Müslüm Özcan’a da ayrıca şükranlarımızı borçluyuz. En büyük teşekkürü ise evlatlarını bu vatana emanet eden şehit ailelerimize, bizlere sabrı ve taşıdığı büyük acıyı milletimizin baştacı yapmıştır, bu anıt sizin emanetinizi yaşatmak için burada duruyor. Vatan uğruna can veren kahraman Mehmetçiklerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum” şeklinde konuştu.


‘BIRAKTIĞI EMANETİN GURURU VE ACISINI YÜREĞİMDE TAŞIYORUM’
Şehit Çavuş İbrahim Sezgin’in yeğeni Gökhan Karakaş, şehitlerin hatırasını yaşatmak ve sahip çıkmanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirtti. Karakaş, “Şehidimizin yakınlarından biri olarak öncelikle şehidimizin bıraktığı emanetin gururunu ve acısını yüreğimde taşıdığımı ifade etmek istiyorum. Şehitlerimizin hatırasını yaşatmak ve bize bırakılan bu kutsal emanetlere sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Şehitlerimize, şehitlerimizin emanetlerine ve hatıralarına en fazla sahip çıkılması gereken bu süreçte bizlerin gururlandırdığı için sayın valim, sayın kaymakamım başta olmak üzere bizlere ulaşarak böyle anlamlı bir günde bizleri onore ederek acımızı paylaşan belediye başkanımıza ayrıca teşekkür ederim. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin. Tüm şehitlerimize rahmet, gazilerimize uzun ömürler diliyorum” ifadelerini kullandı.


Konuşmaların ardından, anıtın açılışı gerçekleştirilirken, şehitlerin aileleri de duygusal anlar yaşadı.