DOLAR 46,8269 0.02%
EURO 53,5860 -0.01%
ALTIN 6.266,13-0,19
BIST 14.417,91-0,26%
BITCOIN 29610890,91%
Edirne
23°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

33 okunma

TÜRKİYE’DE TİYATRONUN ORTAYA ÇIKIŞI

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Tiyatronun Toplumsal Dönüşümündeki Rolü... -3-

ABONE OL
5 Temmuz 2026 15:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: hakan.jpg

Salih Hakan COŞKUNTUNA

Nisan 2026

DARÜLBEDAYİ’NİN KURULUŞ FELSEFESİ
VE ERKEN DÖNEM ESTETİK KRİZLERİ

Bir modernleşme pratiği olarak Darülbedayi’nin temel amacı, Batılılaşma doktrinlerini sanat ile somutlaştırmak, bu yolla bireyi ve toplumu dönüştürmektir (Nutku 2018, s. 53-54). Tanzimat Fermanı ile ivme kazanan Batı merkezli değişim düşüncesi, toplumsal yapıyı ve kurumsal işleyişleri derinden etkilemiştir. “Yeni toplum” inşa etme adına, sanat ve tiyatro merkeze alınmış; Tanzimat aydınları, entelektüel kesim ve Saray’ın “Batılılaşma İdeolojisi”, Osmanlı toplumsal dokusunu daha modern bir yapıya kavuşturma hedefinde birleşmiştir (Temel, 2016, s. 1769-1770). Darülbedayi’nin kuruluşu, bu makro-politik hedeflerin sanatsal bir izdüşümü olması nedeniyle tarihsel bir değere sahiptir. I’nçi Dünya Savaşıyla programlanan kurumsallaşma süreci sekteye uğramış ve bir bocalama dönemi başlamıştır. Savaş döneminde, Darülbedayi bünyesindeki mevcut kadro ile çalışmalar sürdürülmüş ve 13 Ocak 1915 gecesi için sembolik bir açılış programı hazırlanmıştır. Bu temsil kapsamında; Salih Fuad Bey’in denetiminde Victor Hugo’nun Ruy Blas (1838) dramında yer alan “Bon Appétit, Monsieur le Grand Inquisiteur!” (Afiyet Olsun Sayın Başengizisyoncu!) parçası, Rosa Hanım’dan bir neşide (şiir), Ahmet Fehim Efendi yönetiminde bir monolog ile tek perdelik bir komedi ve Mınıkyan Efendi’nin denetiminde Altı Aydan Beri adlı oyun sahnelenmiştir (Nutku, 2014, s. 54).
Darülbedayi’nin bu erken dönem tiyatro çalışmalarını sert bir dille eleştiren Ertuğrul, Fransızcadan çevrilen “bulvar komedilerini” estetik açıdan sığ bulmuş, vodvillerin adaptasyonuna ve hafif içerikli çevirilere, sanatın ciddiyeti ve toplumsal işlevi adına karşı çıkmıştır. Bu eleştiri, Türk tiyatrosunda “eğlence odaklı temsil” ile “sanat odaklı dramaturji” arasındaki ilk köklü estetik ayrışmadır. Ertuğrul bu ayrışmayı şu şekilde vurgular:
“Aslına bakılırsa, Darülbedayi topluluğu içinde huysuzluk, baş kaldırıcılık eden bir ben vardım… Ara sıra oyunbozanlık edişimin başlıca nedeni, oynanmak üzere seçilen Fransız sahnesinin hafif bulvar komedilerinin Türkçe’ye uyarlanmış kötü örneklerini kapsayan repertuarımızdı. Repertuar konusunda şöyle diyordum: yeni kurulmuş ve Belediye’den ödenek alan bir yarı kamusal kuruluş olan Darülbedayi’de adi vodvillere öncelik tanımamalı, seyirciye bir şeyler veren ciddi yapıtlar oynanmalıdır Edebi Kurul ise, bu kanıdaydı”. (Ertuğrul, 1989, s. 229)
Darülbedayi I’nci Dünya savaşı döneminde çalışmalarına devam etmiş ve temsiller vermiştir Ancak savaş sonunda Darülbedayi okul niteliğini yitirmiştir. 01 Kasım 1920 İstanbul Belediyesi Darülbedayi için yeni bir yönetmelik hazırlamış ve Darülbedayi sadece “Tiyatro Topluluğu” olarak kabul edilmiştir. “Önce Okul Sonra Tiyatro” düşüncesi tersyüz edilmiş ve eğitim-öğretim “Önce Tiyatro Sonra Okul” kavramına bürünmüştür (Nutku 2018: 55). Akabinde Darülbedayi’nin diğer sanat bölümleri kapatılmış ve kurumsal Tiyatro işleyişinde dağılma dönemi başlamıştır. Tiyatro adına yapılan diğer çalışmalarda Batı eğilimi hissedilse de yansıması gerçekleşmemiştir. 1921 yılında Darülbedayi’nin başına getirilen Ertuğrul, Avrupa’daki güncel estetik akımları ve tiyatro sanatındaki yenilikleri dönemin tiyatro pratiklerine entegre etmeyi hedeflemiştir. Ancak kurum bünyesindeki yapısal zafiyetler ve finansal yetersizlikler, sanatsal üretimi ve prova süreçlerini sekteye uğratmıştır. Bu kriz ortamında sanatçılar, kendi aralarında aldıkları bir kararla yönetimsel özerklik talebinde bulunmuşlardır. Darülbedayi Yönetim Kurulu ise bu karara kesin bir dille karşı çıkmış; sürecin sonunda Ertuğrul ile beraber olan sanatçıların kurumla ilişiği kesilmiştir (Nutku, 2018, s. 56).
Darülbedayi yönetimindeki yapısal eksiklikler nedeniyle, sahne çalışmaları sekteye uğramış; geleneksel meddah ve ortaoyunu tiplemeleri, niteliksiz Fransız ve İtalyan vodvillerine eklemlenerek estetik bir gerileme yaşanmıştır. Kurumdan ayrılan Muhsin Ertuğrul ve beraberindeki sanatçılar, modern tiyatro anlayışlarını muhafaza ederek yenilikçi üsluplarını sürdürmüşlerdir (Nutku, 2018, s. 56). Ertuğrul’un bu direnci, tiyatronun “estetik bir anlayışla ideolojik bir müdahale aracı” (And, 2014, s. 115-132) olduğu ilkesine dayanmaktadır. Cumhuriyet öncesi statükocu yönetim kültürünün engellerini aşmak adına sahneyi “siyasal bir kürsü” olarak konumlandıran Ertuğrul; “akıl” ve “vatan” kavramlarını, sahnenin sunduğu o melez ama dirençli alan üzerinden kolektif bilince aktarmıştır. Tanzimat’tan gelen bu mücadele sahası, tahayyül gücünü maddi gerçeklikle disipline eden entelektüel bir zeminin inşasını sağlamıştır. Bu evrede tiyatro, toplumsal meselelerin konuşulduğu platforma dönüşerek modern kamusal alanın teşekkülüne doğrudan katkı sunmuştur. Ertuğrul bu süreçte; tiyatronun akademik bir disiplin ve pedagojik anlayış olmaksızın icra edilemeyeceğine dair sarsılmaz inancını korumuştur.
(SÜRECEK)

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya