DOLAR 32,5038 0.08%
EURO 34,7826 -0.12%
ALTIN 2.496,260,50
BIST 9.693,461,77%
BITCOIN 21105780,79%
Edirne

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

149 okunma

Trakya’da sanayi tahribatı!

Prof.Dr. İlber Ortaylı, Edirne'de düzenlenen 1'nci Uluslararası Balkan Sempozyumu'nda Trakya'daki yanlış sanayileşmenin çevre yıkımını beraberinde getirip, Balkan coğrafyasını bozduğunu söyledi... Ortaylı, "Sanayi kurulduğu anda o yıllarda, ondan sonraki bir kaç 10 yıl içerisinde bir refah, canlılık getirebilir ama yarattığı sorunlar vardır. Bir müddet sonra ise lüzumsuz çöptür. İstanbul maalesef çevresi itibariyle bunu yaşamaktadır. Böyle bir coğrafyanın ömrü kısa sanayi eserleriyle tahrip edilmesi gelecek nesillere ve komşularımıza karşı bir sorumsuzluktur" dedi...

ABONE OL
7 Mart 2024 17:52
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Olgay GÜLER
Edirne’de düzenlenen 1’nci Uluslararası Balkan Sempozyumu’nda konuşan tarihçi, yazar ve araştırmacı Prof.Dr. İlber Ortaylı, Trakya’daki yanlış sanayileşmenin çevre yıkımını beraberinde getirip, Balkan coğrafyasını bozduğunu söyledi.
Prof.Dr. İlber Ortaylı, Edirne’de Balkan Şehirleri İşbirliği Edirne Platformu ve Trakya Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen 1’inci Uluslararası Balkan Sempozyumu’na katıldı. Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen sempozyumun açılışına Edirne Valisi Yunus Sezer, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Mehmet Bozay, Kosova Cumhuriyeti Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka, Kosova Cumhuriyeti eski Cumhurbaşkanı Fatmir Sejdiu, Kuzey Makedonya eski Başbakanı Vlado Buchkovski, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Erhan Tabakoğlu ile çok sayıda öğretim görevlisi ve öğrenci katıldı.


‘BALKANLARA GÜNEY DOĞU AVRUPA DEMEK SAYGISIZLIK İFADESİDİR’
Sempozyumun açılışında konuşan tarihçi, yazar ve araştırmacı Prof.Dr. İlber Ortaylı Edirne’nin, Balkanların merkezi olduğunu ve hep öyle kalacağını dile getirdi. Ortaylı, “Kültürel bakımdan da arkasındaki geniş hinterlandın, ticari, kültürel merkezi olması kaçınılmazdır. Bunu sadece idarecilerin değil, her Türk bilgesinin ve her Türk öğrencisinin bilmesi gerekir. Balkan kalıcı bir tabirdir. Günümüzde modern siyasi coğrafyanın bilhassa Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi gibi memleketlerin burasını Sout East Europe (Güney Doğu Avrupa) diye bahsetmesi bir saygısızlık ifadesidir. Evvela tek kelimenin karşılığını üç kelimeyle ifade etmek pratik değildir. Uzun kurul toplantılarında, mesajlarında Güney Doğu Avrupa kelimesini görmekten bıktık. Kime göre Güney Doğu Avrupa? Bana göre değil, herhalde Bavyara’daki köylülere göre Güney Doğu Avrupa. Bunların adını değiştirmek, yanlıştır. Bunun sonu gelmez” diye konuştu.


‘MAKEDONYA’YI KUZEY VE GÜNEY DİYE AYIRMANIN ANLAMI YOK’
Makedonya’dan da ‘Kuzey Makedonya’ şeklinde bahsedilmesine tepki gösteren Ortaylı, “Avrupa Konseyi UNESCO toplantılarında bile Yugoslav zamanındaki eski Makedonya diye bir başlığın kullanıldığını biliyorum. Türk delegasyonları her zaman ısrarla bu lüzumsuz laf kalabalığını atıp Makedonya diye bahsederlerdi. Biz Makedonya demekle kimsenin siyasi coğrafya gerçeklerini değiştirmek niyetinde değiliz. Makedonya’nın adını Makedonyalılar koyar ve herkes de onu takdir ve kabul etmek zorundadır. Makedonya etnik coğrafyası dediğimiz zaman bunu Kuzey ve Güney olarak ayırmanın da hiçbir anlamı yoktur. Hiç kimse siyasi idealleri, siyasi coğrafya ve milletler arası platformu bunu taşımıyor. Bu takdirde bunun gereği nedir? Bilim adamları, kültür insanları olarak buna dikkat etmek zorundayız. Siyasi coğrafya değişikliklerini kabul etmek ve itaat etmek zorunda değiliz. Biz doğrulara itaat ettikçe, siyasetçiler de, diplomatlar da bunları takip etmek zorunda kalırlar” şeklinde konuştu.
‘BALKAN COĞRAFYASI ÖMRÜ KISA SANAYİ ESERLERİYLE TAHRİP EDİLİYOR’
Trakya’daki sanayileşmenin çevre yıkımını beraberinde getirdiğini ve Balkan coğrafyasını bozduğunu belirten Prof.Dr. Ortaylı, “Edirne Osmanlı coğrafyasının kültürünün, mimarisinin harikalar yarattığı bir bölgedir. Bugün de çevre kirlenmesine, coğrafyadaki değişikliklere, lüzumsuz sanayileşmenin getirdiği yıkıma karşı savaşın merkezi olmalıdır. Bu çok açık ve gerekli bir olaydır. Bugün Karadeniz’le Marmara arasındaki Trakya’nın en dar noktası 86 kilometre yani kıyıdaki Tekirdağ merkezi ile onun Kuzey’de Karadeniz’deki ilçesi olan Saray’ın arası 86 kilometredir ve burası bir kanyondan geçer. Dolayısıyla bu bölgedeki yerleşmenin ve sanayileşmenin şu anda yanlış olduğu anlaşılmaktadır. Sanayi kurulduğu anda o yıllarda, ondan sonraki bir kaç 10 yıl içerisinde bir refah, canlılık getirebilir ama yarattığı sorunlar vardır. Bir müddet sonra ise lüzumsuz çöptür. İstanbul maalesef çevresi itibariyle bunu yaşamaktadır. Bizim neslimizin yani 70’li yaşları süren insanların bile çocukluklarında hatırladıkları Anadolu yakası, romantik Osmanlı eserleri onların arasındaki geniş zeytinlikler alanı, selvilerden oluşan köyler ve kırlar, masmavi bir deniz. Karşıya geçiyorsunuz Trakya ovalarından bereket taşıyor, ağaçlıklar çıkıyor ve deniz her iki tarafta mavi ve güzel. Böyle bir coğrafyanın ömrü kısa sanayi eserleriyle tahrip edilmesi gelecek nesillere ve komşularımıza karşı bir sorumsuzluktur. Onun için Balkanların birleşmesinde, kültürel ve iktisadi işbirliğinde en önemli olay, camilerin ve tarihi eserlerin korunmasından çok, siyasi coğrafyadan çok, kültürel ve iktisadi coğrafyanın himayesidir. Akademik dünyasının mensuplarının bu işbirliğini yapmamaları takdirde ortada Balkan coğrafyası, Balkan kültürü diye bir şey kalmaz” dedi.
‘ALMANYA BALKANLAR’DAKİ ETNİK GRUPLAR ARASINDA ÇATIŞMAYI BESLİYOR’
Avrupa Birliği ve Almanya’ya da Balkanlardaki etnik grupları arasındaki çatışmayı besleyecek faaliyetler gösterdiğini söyleyen Ortaylı, “Bütün mesele Avrupa Birliği’nin gerçekte bir kağıttan kaplan olan yeni iktidarlarının Balkan coğrafyasına ve siyasetine müdahalesini önlemektir. Bunun başında hiç şüphe yok ki Federal Almanya geliyor. Söyleyeceklerim devletimizin takip ettiği siyasetin ve politikanın dışındadır. O langaj politikaya akademisyenler katılmak zorunda değildir ama bazı gerçekleri ona rağmen belirtmek zorundayız. Almanya Balkan bölgesindeki muhtelif etnik gruplar arasında çatışmayı besleyecek faaliyetler düzenliyor. Bilhassa ülkesinde bu ülkelerden gelen azınlık gruplar arasında bu faaliyeti gösterdiği görülmektedir. Bu bizim Türkiye’dekilerden başlıyor Balkan coğrafyasındaki etnik grupların arasını kapsıyor. Şunun üzerinde açıkça durmak gerekir; eğer etnik bilgimizi, tarihi yorumlamalarımızı kendimiz ele almaz ve buradaki problematik dediğimiz sorunsalı birlikte çözmezsek her zaman için ikinci sınıf insanlar hayatımıza ve tarihi kültürümüze müdahale edeceklerdir” ifadelerini kullandı.


‘BÜYÜK BİR KÜLTÜREL VE TARİHİ ALTYAPIYA SAHİBİZ’
Edirne Valisi Yunus Sezer de, Edirne’nin Balkanlar için çok stratejik bir konumda olduğunu dile getirdi. Sezer, “Hem büyük bir kültürel ve tarihi altyapıya sahibiz. Hem de çok önemli kaynaklara sahibiz. Bu kaynakları Balkan şehirleri olarak oluşturacağımız bu ekosistem içerisinde hem gençlerimizi, hem ticaretimizi, hem sanayimizi, hem sporumuzu, hem kültürümüzü en iyi şekilde geliştireceğimize canı gönülden inanıyorum. Bir şeye daha inanıyorum. Bundan birkaç yıl sonra burada devlet başkanlarının bir araya geleceği ve Balkanlar’ı konuşacağı, Balkanlar’daki barışı, huzuru ve insanlara nasıl daha fazla faydalı oluru konuşacağı olumlu bir platform olacak bu platform” dedi.


‘MİLLİ GÜVEVENLİĞİMİZ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR BÖLGEDEYİZ’
Dışişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Bozay da, Balkan coğrafyasının önemine değindi. Bozay, “Rusya-Ukrayna savaşı, dış politikada bize çok değişik güvenlik noktalarını ortaya çıkarttı. Bizim hepimizin göreceği, iki önemli unsuru gördük burada. Çok önemli meseleler olan enerji ve gıda konuları, tarım konuları aslında milli güvenlik meselesi. Bir tarım koridoru kesildikten sonra Mısır’daki ekmeğin fiyatı yüzde 37 arttı. Yedi dolar olan buğday on iki dolara çıktı. Bu şunu gösteriyor ki o kadar kritik bir aşamadayız ki anlık bir durumda bile bütün gıda konusunda herkesin küresel biçimde etkilendiği bir iklimdeyiz. Sadece bu iklim değişikliği fiziksel olarak değil, siyasi olarak da devam ediyor. Bu iklim değişikliğinde Trakya buğdayın Türkiye’nin yüzde on birini, ayçiçeğinin yüzde kırk beşini, çeltiğin yüzde kırk yedisini, kanolada da yüzde elli dördünü üretiyor. Yani bizim milli güvenliğimiz için çok önemli bir bölgedeyiz. Ve bu üretim bizlerin gıda konusunda arttırmamız gereken gelecek nesillere daha fazlasını vermemiz gereken bir alan” dedi.

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    SON DAKİKA HABERLERİ