DOLAR 45,9165 -0.1%
EURO 53,5748 0.07%
ALTIN 6.687,670,85
BIST 13.662,75-1,64%
BITCOIN %
Edirne
17°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

797 okunma

Serada susuzluk feryadı!

Edirne'deki serasında doğal tarım yapan 66 yaşındaki Mehmet Hanifi Can, işletmesinin bulunduğu tarla vasfındaki arazinin sahibinin kira anlaşmazlığından dolayı elektriğini kesmesi nedeniyle sulayamadığı ürünlerinin tamamını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı… Dört gün önce yer sahibi tarafından elektriğinin kesildiğini, bu sürede su ile buluşamayan ürünlerinin kuruduğunu dile getiren Can, zararının yaklaşık 1 milyon 200 bin lira olduğunu belirterek yetkililerden bu duruma çözüm beklediğini ifade etti…

ABONE OL
7 Ağustos 2025 17:37
0

BEĞENDİM

ABONE OL


Edirne’deki serasında doğal tarım yapan 66 yaşındaki Mehmet Hanifi Can, işletmesinin bulunduğu tarla vasfındaki arazinin sahibinin kira anlaşmazlığından elektriğini kesmesi nedeniyle sulayamadığı ürünlerinin tamamını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Elektrik olmayınca kuyudaki suyu, yetiştirdiği ürünleriyle buluşturamayan Can, arazi sahibinden şikayetçi olduğunu belirterek, yetkililerden yardım istedi.


Havsa-Edirne istikameti Kolağılı mevkii üzerindeki bir akaryakıt istasyonunun bitişiğinde yer alan serada doğal tarım işiyle uğraşan Mehmet Hanifi Can (66), tarla vasfındaki araziye kurduğu işletmesine, yer sahibinin kirasına fahiş fiyat artışı yaptığını dile getirdi. Can, kendisinin söz konusu kira artışını kabul etmeyince, yer sahibinin işletmenin elektriğini kestiğini ifade etti. İşletmesinin bitişiğinde yer alan, aynı boyuttaki tarlaya 4 bin lira kira istendiğine dikkat çeken Can, arazi sahibinin kendi kirasını 5 bin liradan 20 bin liraya çıkardığını ve yıllık kirayı peşin istediğini söyledi.


Söz konusu sera işletmesinde çilek, domates, salatalık, marul, fasulye, biber, patlıcan, maydanoz, fesleğen gibi 12-13 çeşit ürün yetiştiren Mehmet Hanifi Can, tarımsal ilaç kullanmadığı ürünlerini zararlı böcek ve haşerelerden korumak için, işletmesinde baktığı tavuk, keklik, bıldırcın ve kedilerden yardım alıyor. Yaklaşık 30 kedi, 400 tavuk, 100 bıldırcın ve 40 adet kekliği bulunan Can’ın işletmesine gelen müşteriler, ürünleri direkt olarak dalından toplayıp satın alabiliyor.
Can, dört gün önce yer sahibi tarafından elektriğinin kesildiğini belirterek, bu sürede su ile buluşamayan ürünlerinin kuruduğunu dile getirdi. Can, yetkililerden bu duruma çözüm beklediğini ifade etti.


‘ORTA ASYA’NIN PAMİR DAĞLARINDA LİMON VE PORTAKAL YETİŞTİRMEYİ ÖĞRETTİM’
Geçmişte, Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Kalkınma Ajansı (USİAD) bünyesinde uluslararası bitki besleme danışmanı olarak görev yaptığını kaydeden Mehmet Hanifi Can, Trump hükümeti tarafından bu girişimin kaldırıldığını ve Edirne’de bu işletmeyi kurduğunu açıkladı. Can; “En son Amerikalı bir şirket bünyesinde Orta Asya’da danışmanlık yapıyordum. Oradaki yoksul çiftçilere iş eğitimi veriyordum. Pamir Dağları’nın yüksek kesimlerinde, zorlu iklim şartlarında yaşayan insanlara mantar, limon, mandalina, portakal gibi ürünleri nasıl yetiştireceklerini öğrettim. Trump hükümeti projeyi kapatınca, ben de işten ayrıldım ve buraya geldim. Burada her şeye sıfırdan başladım. Toprağı doldurdum, ektim, ama maalesef şu anda ciddi bir sorunla karşı karşıyayız” dedi.


‘DOĞAYA SAYGILI ÜRETİM SİSTEMİM VARDI’
Tarla vasfındaki arazisi üzerine sera kurarak bu işe başladığını anlatan Can; “Bu tarlayı vasıfsız, boş halde kiraladık. Üzerine kendi imkanlarımızla sera sistemi kurduk. Bu seranın içinde şu anda yaklaşık 12-13 çeşit bitki bir arada yetişiyor. İnsanlar dalından koparıp doğal şekilde tüketebiliyorlardı. Tamamen doğal yöntemlerle, kimyasal kullanmadan üretim yapıyoruz. Zararlılarla da kimyasal değil; bıldırcın, kekik ve tavuklarla mücadele ediyoruz. Böyle sağlıklı, doğaya saygılı bir üretim sistemimiz vardı. İnsanlar gelip taze ürün alıyordu. Şu anda maalesef ürünlerimiz kuruyor” ifadelerini kullandı.


‘ARAZİYE SU KUYUSU AÇTIRDIM’
Araziye kendi cebinden ödeyerek ruhsatlı su kuyusu açtırdığını söyleyen Can; “İşletme durdu, çünkü arazi sahibiyle yaşadığımız ciddi problemler var. Kontratımızda hem su hem elektrikle ilgili maddeler var. Elektriği bize süzme sayaçla temin edeceğine dair garantisi mevcut. Su konusunda da Devlet Su İşleri’ne başvurduk, kendi paramızla araziye ruhsatlı bir kuyu açtırdık. Ruhsatını da kendi adımıza aldık. Yani bu arazinin kıymeti bu yatırımla birlikte arttı. Ancak arazi sahibi, her kira döneminde bize zorluk çıkarmaya başladı” şeklinde konuştu.
‘FAHİŞ ARTIŞI KABUL ETMEYİNCE, ELEKTRİĞİMİ KESTİ’
Arazi sahibinin, kira ücretinde fahiş artış yaptığını söyleyen Can, bunu kabul etmeyince elektriğini kestiğini öne sürdü. Can; “Fahiş kira artışı yapıyor, ödemeyi kabul etmeyince bizi sürekli elektrik kesmekle tehdit ediyor. En sonunda da elektriği kesti. Örnek vereyim: İlk sene 2 bin lira kira ödüyorduk. Fakat bizden 2 bin 400 lira aldı. Gerekçe de ‘elektrik farkı’ymış. Sonraki sene bu kez 2 bin 800 istedi. Bu da yetmedi, bir sonraki sene 5 bin lira talep etti. Halbuki normalde kira artışı yüzde 20’yi geçmemeli. Şimdi ise aylık kiranın 20 bin liraya çıkarılacağını söylüyor. Üstelik bu parayı da yıllık ve peşin ödememizi istiyor. Yani yıllık 240 bin lira. Yan taraftaki tarlada, aynı büyüklükteki bir arazi ise yıllık sadece 4 bin liraya kiralanıyor” diye konuştu.


‘DÖRT GÜNDÜR ELEKTRİK YOK, SULAMA SİSTEMİ ÇALIŞMIYOR’
Elektriği kesildiği için kuyudan su da çekemediğine vurgu yapan Can; “Dört gündür elektriğimiz yok. Bu süre zarfında ürünler ciddi zarar gördü. Özellikle hidroponik, suda yetişen sistemdeki tüm ürünler öldü. Bu sistemde suyun sürekli dolaşması gerekiyor. Maksimum 10-15 dakika su akmazsa bitki kurur. Şu anda hepsi öldü. Dört gündür sistem çalışmıyor. Ben şimdi seradaki pimaş boruları söküyorum çünkü sıcaklıktan dolayı eğilip bükülüyorlar. Gördüğünüz gibi, fasulyelerde yaklaşık 1,5-2 ton mahsul vardı, hepsi kurumaya başladı. Domatesler de aynı şekilde. Çileklerin üst kısımları tamamen kurudu. Alt tarafları da bir-iki güne kalmaz gider. Çünkü sistem otomasyonlu, elle sulamak mümkün değil. Demlikle su verseniz yetmez. Su çıkarma imkanım yok, kuyu da elektrikle çalışıyor. Buzdolapları, sulama sistemleri… her şey elektrikle. Şu anda buzdolabının içerisindeki ürünler bozuldu, sistemler devre dışı. Sistemi çalıştıramadığım için hiçbirine su veremiyorum. Taşıma su da çözüm değil” açıklamasını yaptı.
‘SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUM’
Yetkililerden sorununun çözümüne yönelik yardım eli beklediğini söyleyen Can; “TREDAŞ’a başvurdum, hala bir dönüş olmadı. Kayıt numaram, belgelerim, her şey elimde. Jandarmaya da suç duyurusunda bulundum, çünkü burası jandarma bölgesi. Dün dilekçemi verdim, cevap bekliyorum. Ayrıca mal sahibine ihtarname gönderdik. Elektriği kesmenin çok büyük maddi zararlara yol açacağını belirttik. Ancak hiçbir cevap alamadık. Şu anda burada çaresiz bir şekilde bekliyorum. Devletin yetkili kurumlarının bu duruma acil şekilde müdahale etmesini istiyorum. Çünkü ürün kuruduktan sonra çözüm gelse ne olur, gelmese ne olur? Gördüğünüz gibi ürünler her geçen dakika ölüyor. Emeğim, yıllardır biriktirdiğim her şey elimden gidiyor” ifadelerine yer verdi.


‘6 MİLYON LİRALIK YATIRIM HEBA OLUYOR’
Şu anda serasında yaklaşık 1 milyon 200 bin liralık ürün bulunduğunu da anlatan Can; “Buraya bugüne kadar yaptığım yatırım toplamda 6 milyon lirayı geçmiş durumda. Şu anda seranın içinde kaybettiğim ürünlerin değeri yaklaşık 1 milyon – 1 milyon 200 bin lira civarında. Sadece beş bin kök çilek vardı. Çilekten yılda 3-3,5 ton ürün alıyorum. Biz bu çilekleri 150-200 liraya satıyoruz. 3,5 ton çileği hesaplarsanız sadece çilekten elde edilecek gelir 500-600 bin lirayı buluyor. Ayrıca 3-4 ton fasulye vardı. Şu anda kilosu 50 lira. Sadece fasulyeden 150-200 bin lira zarar var. Domates zaten 5 tona yakın. Hesapladığınızda, doğal domatesin kilosu 50 liradan 250 bin lira yapar. Biber, salatalık, kavun, karpuz, marul daha eklemedim bile. Onların da kaybı büyük. Yani toplam zararım 1 milyon – 1 milyon 200 bin lira arasında. Şu anda bu adamın elindeki koz şu: ‘Bunlar buraya altı milyon lira harcadı, artık ne dersem o olur.’ Yani bizi ekonomik olarak baskı altına alıp bir nevi sömürüyor. Arazi sahibinin amacı bizi çaresiz bırakmak. Oysa biz burada örnek bir sistem kurduk. Şimdi her şey elimizden kayıp gidiyor” dedi.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya