
En değerli gücümüzü, yani beynimiz ve ruhumuzla, AKIL, MANTIK EMEĞİ VERİP, ŞUURLU yaşamayı seçmeyince, SANMALARIN kölesi olunur!..
Ölümden korkarız ama sanmaların zulmünde her gün bin kere ölmekten de bıkılmaz, bir türlü!..
SANMA, yani KENDİ KENDİNİ KANDIRMALARI alt alta yazmaya kalkayım dedim, kağıtların yetmeyeceğini görünce ancak bazılarıyla bir giriş yapayım dedim!..
*Kaşınınca, kaşır, geçti sanırız. Oysa mikrobu alır, başka yere bulaştırırız.
*Saçmaladığımızı söyleyene kızar; saçmalayana “Konuştu” diye saygı duyarız.
*Fiziki ağırlığa bakar, ruhsal ağırlığı hiçe sayarız.
*Beynimizin sesini ruh duyar; dilimizin sesini kulak duyar; ruhsuz isen hiç duymazsın.
*Fiziğin güzelse görür bayılırım sana. Ruhun güzelse, senin göstermen lâzım; sen göstermeden anlayamam.
*Dahası yaz yaz bitmez ki!..
Bir de insanız, çok güçlüyüz derler!..
*Beyin emeği olmayan insanın Yaratan’ı yanında yeri olur mu?..
*”Tesadüf eseriyim, yalnızım” diyen, ortalıkta güçsüz, zavallı kala kalmaz mı?..
Kuran’ı Kerim. Sure 50/Ayet 8:
Allah’a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ibret vermek için, bütün bunları yaptık.