
Eyüp Peygamber Türbesi ve Çeşmesi
Gönül UYANIKTIR
Buhara’da gezip görülecek tarihi, ticari, ilim ve bilime yönelik o kadar çok sayıda mekan arasında hızla turlamak zorundayız. Öğle yemeğinin ve ardından ilk durağımız olan Samani Türbesini arkamızda bırakıp Eyüp Peygamber Çeşmesi ve Türbesine doğru yol alıyoruz.

Bolo Haouz Camisi Dünya Mirası
BUHARA’DA EYÜP PEYGAMBER MUCİZESİ İNANCI
“Eyüp’ün Pınarı” anlamına gelen Chashma Ayub Türbesi, tüm Özbekistan ve komşu devletlerde çok saygı duyulan bir mekan. Zorluklar karşısında gösterdiği sabır ve sarsılmaz inancıyla kutlanan İncil’deki Peygamber Eyüp ile içsel olarak bağlantı kurulmakta. Türbesi ve çeşmesi Buhara’da bulunan Eyüp Peygambere ilişkin olarak anlatılan mucizesine göre; ayağını yere vurması ile soğuk ve sıcak olmak üzere yerden iki pınar çıkar. Yerden çıkan sıcak su ile yıkanması bedeninde bulunan hastalıklarını, soğuk su ile yıkanması iç organlarında bulunan hastalıklarını iyileştirir. Kuvvetlenmiş, genç ve taze görünümüne geri döner. Şu anda hala türbesinin içindeki çeşmeden su akıyor ve bu su içiliyor.

Tarihi merkezde kalabalığı rağmen kadın çalışanlar temizliği aksatmıyor.
Eyüp Peygamber adına ayrıca Urfa’da, Şam’da, Umman’da, Yemen’de ve Irak’ta da ‘Eyüp Peygamber Türbeleri’ bulunuyor. İslam kaynaklarına göre Urfa Harran bölgesinde yaşayan ve çok zengin, sayısız mal mülkü, çok sayıda çocuğu bulunan Eyyub, kendi toplumuna peygamber olarak gönderilmiş. Şanlıurfa’da çile çektiğine inanılan bir mağara da ziyaret mekânı olarak günümüzde büyük ilgi görüyor.

İpek Yolu Geleneği tarihi merkezde sürdürülüyor.
BOLO HAOUZ CAMİSİ ZARAFETİN GÖRKEMİ
Türbenin ardından, insanı ilk bakışta çarpan görüntüsüyle Bolo Haouz Camisi yeni durağımız oluyor. O zarif, incecik oymalı ahşap sütunlar ve namaz vaktini bekleyen yerel kıyafetli insanların oluşturduğu tabloyu, fotoğraf karelerine sığdırmaya doyamıyorum. Buhara şehriyle birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi Cami, 1712 yılında yapılmış. Buhara Registan bölgesindeki Ark kalesinin karşı tarafında inşa edilen eser; şehrin ve Buhara Emirinin 1920’lerde Bolşevik Rus yönetimi tarafından boyunduruk altına alındığı dönemde Cuma Camisi olarak hizmet vermiş.
Caminin giriş (eyvanına) kısmına, 1917 yılında ahşaptan yapılmış ince sütunlar eklenmiş ve yazlık ibadethanenin çıkıntılı çatısını desteklemesi de amaçlanmış. Renkli mukarnaslarla süslenmiş sütunlar, Caminin iç mekanı tipik 18’nci yüzyıl Orta Asya-İslami tarzını yansıtmakta. Caminin avlusunda halkın su ihtiyacını karşılamak amacıyla kullanılan sekizgen bir “havz ” veya yapay gölet yer alıyor. Caminin sağında da, 1916-1917 yıllarında inşa edilmiş, çeşitli geometrik desenler ve mavi sırlı çinilerle örülmüş, tuğla şeritler bulunan küçük bir minaresi bulunuyor.

Buhara tarihi meydanı
Ark Kalesi, 5’nci yüzyılda inşa edilmiş askeri bir yapı olmasının yanı sıra, tarihi boyunca, Buhara’yı çevreleyen bölgede hakim olan Emir ve üst yöneticilerin ailelerinin yaşadığı bir kasabayı kapsamış. 1920’lerde Rusların eline geçene kadar da kale olarak kullanılmış. Günümüzde ise, turistik bir merkezi ve tarihi kapsayan müzelere ev sahipliği yapıyor. Dış duvarlarının çevre uzunluğu 800, yüksekliği 20 metre civarında. İçinde bir kasaba yönetiminin ihtiyacı olan yapıları da barındıran kulelerin üst kısımları bir galeri, odalar ve teraslarla birbirine bağlanmış. Kapalı bir koridorla depolara ve hapishane hücrelerine erişim sağlanan Ark’ın merkezinde büyük bir bina kompleksi bulunuyor. Bu binaların en iyi korunanlarından biririn, işkence gören ve bir kuyuya atılan kırk kız efsanesi ile ilişkili Ul’dukhtaron Camisi olduğu belertiliyor.
Yarın : Buhara’nın İncileri ve Efsaneler